Sakaryadaki kadastro tespitine itiraz davasında, Hazineye karşı tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın 3402 sayılı Kanun kapsamında zilyetlikle kazanılmasına dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda onanması.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro tespitinde Hazine adına yazılan bir taşınmazın, otuz yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak davacı tarafından fiili kullanımına dayalı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tescili talebini içeren bir davayı ele almaktadır; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davacının zilyetlikle iktisap koşullarını sağladığına hükmederken, davalı Hazinenin görev itirazları, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ve eksik inceleme iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusunun, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle reddedilerek kararın onandığını göstermektedir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2077 E.  ,  2026/3617 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/20 E., 2024/3029 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/11 E., 2022/150 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 8 62... parsel sayılı 2.082,40 m² yüzölçümündeki taşınma, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 8 62... parsel sayılı taşınmazın 1970 yılından beri kendine ait olduğunu ve yaklaşık 1 ay önce geçen kadastro sonrası Hazine adına yazıldığını belirterek, gerekirse bilirkişi marifetiyle yeniden ölçüm yapılmak suretiyle tespitin iptaline ve taşınmazın kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde netice ve talep bölümünde kendi adına tapuya tescil edilmesini talep ettiğini, böyle bir talebin hukuka aykırı olduğunu, işbu davanın iptal davası olarak açılmışsa da tescil davası olduğunu, bu yönüyle görev yönüyle reddi gerektiğini, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, öncelikle görev yönünden ret kararı verilmesi, esasa girildiği takdirde açılan davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 30 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak kullanılmakta olduğu, davacının dava konusu taşınmazı yasada arananan zilyetlik şartlarını karşılayacak şekilde uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğu ve ekonomik amaca hizmet edecek şekilde üzerinde tarımsal faaliyet gerçekleştirdiği" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "taşınmazın fındık ağaçları ile kaplı vaziyette tarımsal faaliyet yapıldığının rapor edildiği, hava fotoğraflarında taşınmazın kullanımın net olarak gözüktüğü, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmaz hakkında imar ihyanın tamamlandığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı belirlendiğine ve adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu belirtilerek, davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın özel mülke konu olamayacak yerlerden olduğunu, davanın öncelikle görev yönünden reddinin gerektiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, tarafsız ve taşınmazın geçmişini iyi bilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının alınması sonrasında taşınmazın öncesinin ne olduğunun, kimden kime kaldığının, zilyetliğe ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğünün ve kesilip kesilmediği hususlarının araştırılarak, oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerektiğini ve eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.