Danıştay, 2015 Ankara Tren Garı patlamasında yaralanan davacının maddi tazminat talebi, idarenin hizmet kusuru ve terör mevzuatı kapsamındaki sorumluluğu üzerine bölge idare mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 2015 Ankara tren garı patlamasında yaralanan bir davacının maruz kaldığı maddi zararların tazmini talebi üzerine açılan davayı konu almakta; ilk derece mahkemesinin büyük bir tazminat miktarına hükmetmesine rağmen bölge idare mahkemesinin bu miktarı önemli ölçüde azaltması üzerine, davacının idarenin hizmet kusuruna dayanarak daha yüksek tazminat istediğini, davalı idarelerin ise olayın terör eylemi olduğunu ve sorumluluğun özel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak karara itiraz ettiklerini incelemektedir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/1985 E.  ,  2025/5187 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/1985
Karar No : 2025/5187
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Valiliği /...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlama sebebiyle yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın ödenmesi istemiyle yapmış olduğu 09/12/2015 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 10.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 1.332.388,51 TL) maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının uğramış olduğu maddi zararın tazmini istemiyle yapmış olduğu 09/12/2015 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine, maddi tazminat isteminin kabulüne, 1.332.388,51 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden olan 09/12/2015 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü kısmen reddi ile başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine, maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ise kaldırılarak davacıya 15.542,98 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 09/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hükmedilen tazminat miktarının tatmin edici ve caydırıcı olmadığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı... Bakanlığı tarafından, idarenin ağır hizmet kusuru halinde sorumluluğunun bulunduğu, olayın bir terör olayı olduğu ve bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı ... Valiliği tarafından, olayın bir terör olayı olduğu, bu nedenle 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı ...Valiliği tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı ve davalı...Bakanlığınca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlama sebebiyle yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın ödenmesi istemiyle yapmış olduğu 09/12/2015 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 10.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 1.332.388,51 TL) maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın, başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, yukarıda belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısmı ile davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faiz başlangıcına ilişkin kısım yönünden incelenmesi:
1) Davacının yaralanması nedeniyle uğradığı geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden:
10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlamanın kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler Dairemizce de yerinde görülmüştür.
Bu doğrultuda, olay nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince çalışma gücü kaybının dikkate alındığı Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre tazminata hükmedildiği buna karşın olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı 21. maddesinin (a) bendi uyarınca zarar hesabı yapılmadığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre hesaplanacak tutarın da davacıya maddi tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir.
Buna göre; Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre 60 gün (her ne kadar hastanede yattığı süre, fizik tedavi gördüğü süre ve istirahat raporu süresinin toplamı daha fazla olsa da mevzuat gereğince 6 katı tutarını geçmediğinden) ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek maddi tazminatın da davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yalnızca Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesap yapılıp maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
2) Davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faiz başlangıcına ilişkin kısım yönünden incelenmesi:
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.
İdari işlem ve eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin bir istemde bulunulmaması halinde ise dava tarihinin esas alınması Danıştay içtihatlarında genel kabul görmüş ve istikrar kazanmıştır.
Bakılan davada, Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen maddi tazminata, idareye başvuru tarihi olduğundan bahisle 09/12/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletildiği görülmüştür.
Buna göre, davacı tarafından dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bir talepte bulunulmadığından, hükmedilen maddi tazminata Danıştay'ın yerleşik içtihatları gereği davanın açıldığı tarih olan 07/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısmı ile davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faiz başlangıcına ilişkin kısım yönünden ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.