Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda zorunlu müdafiin yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hükmü bozdu.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçundan verilen kararın temyiz incelemesinde, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle müdafiin zorunlu olduğu bir davada, sanık müdafiinin yokluğunda ve yerine başka bir avukat görevlendirilmeksizin yargılamaya devam edilerek karar verilmesi sebebiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığını tespit etmiş ve bu nedenle hükmü bozarak dosyanın yeniden incelenmesi için ilk derece mahkemesine göndermiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/3907 E.  ,  2026/8323 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1133 E., 2022/2023 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin; "Orantısız cezaya hükmolunduğuna, sanığın suçunu ikrar etmesine rağmen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, suçun gece vakti işlenmediğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin tatbik edilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesinde yer alan yasal zorunluluk nedeniyle, müdafinin hazır bulunduğu oturumda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık müdafiinin, "yokluğunda karar verilmesi talepli" mazeret dilekçesi bulunmakla birlikte yargılamaya devam edilip duruşmada başka bir müdafi görevlendirilmeden müdafiin yokluğunda karar verilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkı kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.