10. Asliye Ticaret Mahkemesinin, eser sözleşmesi teminat mektubunun haksız nakde çevrilmesinden doğan yüksek meblağlı munzam zararın tazmini davasına dair gerekçeli kararı.
Özet: Bu dava, davalı tarafından eser sözleşmesinin feshi ve 4.000.000 USDlik teminat mektubunun haksız yere nakde çevrilmesi üzerine, davacının bankaya ödeme yapmak için kredi kullanıp faiz ödemek ve taşınmazlarını satmak zorunda kalmasından kaynaklanan, daha önce tahsil edilen teminat mektubu bedeline ek olarak oluşan kur farkı, kredi faizi ve taşınmaz satış zararları gibi munzam zararlarının tazmini talebine ilişkin olup, davacı, belirsiz alacak olarak bu zararların ticari temerrüt faiziyle tahsilini isterken, davalı munzam zarar koşullarının oluşmadığını, kusuru bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve yargılama süreci uzamasının munzam zarara yol açmayacağını savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/817
KARAR NO : 2025/227
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... .
Av. .....
Av. ... -
DAVA : Eser-Munzam Zarar
DAVA TARİHİ : 27/09/2012
KARAR TARİHİ : 16/04/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan munzam zararın tazmini davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili, taraflar arasında 30.01.2002 tarihinde akdedilen eser sözleşmesi uyarınca dava dışı bankadan temin edilen 04.01.2002 tarih 358 numaralı ve ... seri numaralı 4.000.000,00 USD bedelli teminat mektubunun davalıya verildiğini, ancak davalı tarafından sözleşmenin 24.12.2003 günü eylemli olarak feshedilmesi üzerine, teminat mektubunun iadesi için davalıya noter ihtarnamesinin keşide edildiğini, teminat mektubunun iade edilmemesi üzerine, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/360 Esas sayılı davasının 25.03.2004 tarihinde açıldığını, anılan davada teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi için verilen tedbirin uygulamasının mesai saati nedeniyle ertesi güne bırakıldığını, davalının aynı gün mesai saati sonrası teminat mektubunun nakde çevrilmesini sağlayıp teminatı irat kaydettiğini, dava dışı banka tarafından keşide edilen ihtarnameyle haksız olarak nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle bedelin ödenmesi istenilmesi sebebiyle 1.000.000,00 $, 430,00 $ nakit ve 3.125.000,00 $ kredi kullanılarak ve bu kredi için 144.738,95 TL faiz yüküne katlanılarak toplam 4.125.430,55 $ karşılığı 5.940.620,00 TL'nin bankaya ödendiğini, temin edilen 3.125.000, USD kredi ve faizinin geri ödemesi için 14.10.2004 günü İstanbul, Kadıköy, Göztepe, 134 parseldeki 7 numaralı bağımsız bölümü 593.297,20 TL; 25.11.2004 günü İstanbul, Kadıköy, Göztepe, 134 parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümü 552.203,38 TL; 06.01.2005 günü İstanbul, Kadıköy, Göztepe, 134 parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümü 550.000,00 TL; 28.01.2005 günü İstanbul, Büyükçekmece, 3 parseldeki arsayı 477.132,00 TL ve 15.03.2005 günü İstanbul Büyükçekmece, 1 parseldeki arsayı 2.025.512,00 TL bedelle satılarak kredinin kapatıldığını, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/360 Esasında açılan teminat mektubunun iadesi istemli davanın istirdat istemine dönüştürüldüğünü, mahkemenin bozma kararları sonrasında ilamın icraya konularak 28.03.2012 tarihinde davalı kurumdan 9.881.924,53 TL bedelin tahsil edildiğini, bu bedel içinde 2.014.416,86 TL kısmının faiz olduğunu, teminat mektubu nedeniyle kur farkı olarak bankaya 125.430,55 $ kredi faizi olarak toplam 197.385,04 TL ödendiğini, ayrıca kredi taksitlerini ödemek için satılan taşınmazlar nedeniyle müvekkilinin büyük zararının bulunduğunu, istemlerinin belirsiz alacak niteliğinde olduğunu ileri sürerek, şu an için belirsiz olan munzam zararlarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili, 1.000.000,00 TL olan istemini ıslah dilekçesiyle 39.446.338,54 TL'ye çıkardıklarını, tüm alacaklarına dava tarihinden itibaren temerrüt faizi hükmedilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının alacağına geç kavuşmasında müvekkili kuruluşun kusurlu bulunduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından da belirtildiği üzere teminat mektubu bedeli olan 4.000.000,00 USD'nin, davacının seçimlik hakkını bu yönde kullanmış olması nedeniyle 23/03/2012 günü tahsil edilmesinin nedeninin 2004 yılında bu taleple ikame olunan davaya ilişkin yargılama sonucuna göre alacağın anılan tarih itibariyle ödenebilir hale gelmiş olduğunu, bu noktada müvekkili kuruluşa atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davaya konu munzam zarar isteminin koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tesis edilen ilk kararın mahkemece yanlış faiz oranı üzerinden hüküm kurulması nedeniyle bozulduğunu, yargılama sürecinin uzaması sebebiyle munzam zarar talep edilemeyeceğinin Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, davacının temerrüt faizinden başka gerçekleşmiş zararının bulunmadığını, munzam zararın oluştuğunun kanıtlanması gerektiğini, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle zamanaşımı ile malul, haksız, mesnetsiz ve yersiz davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR : Yapılan yargılama sonucunda mahkememizce tesis edilen 12/04/2023 Tarih ve 2021/403 Esas-2023/314 Karar sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair ... BAM 31.Hukuk Dairesi'nin 08/11/2023 Tarih, 2023/949 Esas 2023/1194 Karar sayılı ilamıyla, her ne kadar önceki kaldırma kararında Anayasa Mahkemesine 21/12/2017 tarihli ve 2014/2267 Sayılı bireysel başvuru kararında belirtilen gerekçelerle kapatılan Yargıtay 15.HD'nin kararları uyarınca munzam zarar talepli davada davacının munzam zararının varlığını somut delillerle ispat etmesi gerekmediği, bilinen enflasyon olgusu nedeniyle ülkemiz açısından alacaklının zararının, temerrüt faizi ile karşılanmasının mümkün olmayacağı ve gecikme halinde faizle karşılanmayan zararın karine olarak kabul edilip buna göre hesap edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, oysa kaldırma kararından sonra yargıtay uygulamaları ve son içtihatlarla munzam zararın kanıtlanması gerektiği, davacı tarafından bu iddianın somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatının şart olduğu, salt ülkenin ekonomik durumunun ispat için yeterli bulunmadığı, munzam zarar ilkeleri de dikkate alınarak iddia ve savunma buna göre değerlendirilmesi gerektiği ve yeni bir rapor alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar vermiştir.
... BAM 31.Hukuk Dairesi'nin 08/11/2023 Tarih, 2023/949 Esas 2023/1194 Karar sayılı ilamına uyulmuştur.
Kaldırma kararı doğrultusunda mahkememizce resen belirlenen bankacı, finansçı, mali müşavir ve bir gayri menkul değerleme uzmanı inşaat mühendisi bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor düzenlenmiş, bu raporda; davalı yanca 4.000.000 USD tutarlı kesin teminat mektubunun 14.06.2004 tarihinde nakde çevrildiği, teminat mektubu karşılığında davalıya ....tarafından 5.940.620,00 TL teminat mektubu tazmin bedelinin ödendiği, dava dışı banka tarafından davacıya 16.06.2004 tarihinde keşide edilen ihtarla teminat mektubu tazmininden kaynaklanan 5.940.620,00 TL nın ihtar tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, davacı tarafından davalıya 09.07.2004 tarihinde keşide edilen ihtarla teminatın nakde çevrildiği tarihten itibaren geçmiş günler en yüksek faiziyle birlikte tebliğden itibaren 5 gün içinde ödenmesinin istenildiği, ihtarın 12.07.2004 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının 17.07.2004 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı tarafından feshin haksızlığı ve teminatın iadesi talebiyle açılan davadaki talebin istirdata dönüştürüldüğü, Mahkemece 4.000.000 USD'nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2006/9279 takip sayılı icra dosyasında icrayla konulduğu, ... 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/133 Esas-2018/981 Karar sayılı kararı ile ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2006/9279 takip sayılı dosyasında 28.03.2012 tarihi itibariyle toplam borç miktarının 10.397.555,89 TL, toplam borç içinde yer alan faizlerden, fazla hesaplanan faizin 87.947,88TL olduğu belirtilerek bu tutarın iptaline karar verildiği, anılan tutarın davacı tarafından davalıya 15.01.2021 tarihinde icranın iadesi suretiyle ödenmiş olduğu, bu icra takibi sonucu davacıya ödenen faiz tutarlarının (1.545.988,97TL+167.844,45TL+391.641,26TL+ 60.595,77TL) 2.166.070,45 TL bulunduğu, davacının teminat mektubunun tazmininden kaynaklanan asıl alacak ve faizinin davalı tarafından icra dosyasına 28.03.2012 tarihinde ödenmiş olduğu, munzam zarar talebiyle ilgili olarak; davacının, irat kaydedilen teminat mektubu bedeli olan 5.940.620,00 TL tazmin bedelini bankaya ödeyebilmek için bankadan kredi kullanmak zorunda kaldığı, kullanılan kredinin ve kredi faizinin ödenebilmesi için şirket mal varlığında bulunan taşınmazların elden çıkartılmak zorunda kalınması sebebiyle uğradığı munzam zararın tazminini talep ettiği, davacının yukarıda inceleme bölümünde belirtilen 09.07.2004 tarihli ihtarla davalıyı 17.07.2004 tarihinde temerrüde düşürdüğü, kesinleşen mahkeme kararına göre davalının temerrüde düşmekte kusurlu olduğu ve kusursuzluğunu kanıtlayamadığı, davanın ve bedel artırımının zamanaşımının mürurundan önceki tarihte olduğu, davalının nakde çevrilerek irad kaydettiği 5.940.620,00 TL tazmin bedelinin davacı tarafından bankaya ödeyecek nakdi olmaması sebebiyle davacının Garanti Bankası Kavacık Şubesi'nden 12.07.2004 tarihli kredi sözleşmesiyle 3.125.000 USD tutarında kredi kullanmak zorunda kaldığı, 13.07.2004 tarihinde davacıya banka tarafından kullandırılan 3.125.000 USD kredi karşılığı 4.500.000,00 TL'na, davacı hesabında bulunan 1.440.000,00 TL ilave edilerek toplam 5.965.778,18 TL'ndan, 5.940.620,00 TL mektup tazmin bedeli ve 23.860,00 TL gecikme bedeli toplamı 5.964.480,00 TL'nin bankaya 13-14.07.2004 tazmin bedeli olarak ödendiği, davacı şirketin kredi miktarını ve faizlerini karşılayacak kaynağının, nakdinin mevcut olmaması sebebiyle, şirkete ait 5 adet gayrimenkulünü 14.10.2004, 23.11.2004, 06.01.2005, 28.01.2005, 15.03.2005 tarihlerinde yapılan taşınmaz satışlarından elde edilen paralarla kredi taksitlerinin ve kredi faizlerinin bankaya ödendiği, taşınmazların taksit tarihlerinden önce satılarak satış bedelinin bankaya yatırılması, bu satış paralarının kredi hesabına aktarılması suretiyle kredi taksitlerinin ve faizlerinin ödendiği ve kredi borcunun kapatılmış olduğu, 5 adet taşınmazın satılmış olması nedeniyle oluşan aşkın zarara ilişkin olarak; satış tarihine göre; irad kaydedilen teminat mektubu bedelinin ödenmesi için çekilen kredi taksitlerinin ödenmesi amacıyla satılan gayrimenkullerin satış tarihinde rayiç bedel altında satılmış olması nedeniyle davacının oluşan fiili zararının; 983.747,20 TL olduğu, ancak taşınmazların satılmamış olması durumunda, 28.03.2012 tarihindeki değerine göre aşkın zarar hesaplanması durumunda ise; 08.03.2012 tahsil tarihinde; taşınmazların davalı temerrüdü nedeniyle satılmamış olması durumunda, 28.03.2012 tahsil tarihindeki değerinin 43.092.528,00 TL hesaplandığı, dosya münderecatından temerrüt faizi dahil davacıya yapılan ödemenin 9.256.426,87 TL olduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacının temerrüt faizi dahil yapılan ödemler düşüldüğünde mal varlığındaki azalmanın ise; 43.092.528-9.256.426,87=33.836.101,13 TL olduğu, bu konudaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 5 adet gayrimenkul satışından gelen paralarla gerek 3.125.000 USD kredi, gerekse 144.738,95 USD kredi faizinin bankaya ödendiği, bu nedenle ayrıca 144.738,95 USD kredi faizinin zarar miktarına ilave edilmesinin yerinde olmadığı, enflasyon ve buna bağlı olarak işçi ücretlerindeki artış, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının getirilerinin ortalamasına göre davacının munzam zararının 32.582.697,55 TL olarak hesaplandığı, bir önceki bilirkişi kurulunun munzam zarar tutarından, davacıya ödenen asıl alacağı indirmesi suretiyle yaptığı hesaplamanın yerinde olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Tarafların itirazları doğrultusunda dosya aynı bilirkişi heyetine tevdii edilmiş ve ek rapor alınmış, alınan bu raporda; davacının somut ve kanıtlanan zararına göre; davalının nakde çevrilerek irad kaydettiği 5.940.620,00 TL tazmin bedelinin davacı tarafından bankaya ödeyecek nakdi olmaması sebebiyle davacının Garanti Bankası Kavacık Şubesi'nden 12.07.2004 tarihli kredi sözleşmesiyle 3.125.000,00 USD tutarında kredi kullanmak zorunda kaldığı, 13.07.2004 tarihinde davacıya Banka tarafından kullandırılan 3.125.000,00 USD kredi karşılığı 4.500.000,00 TL na, davacı hesabında bulunan 1.440.000,00 TL ilave edilerek toplam 5.965.778,18 TL'den, 5.940.620,00 TL mektup tazmin bedeli ve 23.860,00 TL gecikme bedeli toplamı 5.964.480,00 TL'nin bankaya 13.07.2004 ve 14.07.2004 tarihlerinde tazmin bedeli olarak ödendiği, davacı şirketin kredi miktarını ve faizlerini karşılayacak kaynağının, nakdinin mevcut olmaması sebebiyle, şirkete ait 5 adet gayrimenkulün 14.10.2004, 23.11.2014, 06.01.2005, 28.01.2005, 15.03.2005 tarihlerinde yapılan taşınmaz satışlarından elde edilen paralarla kredi taksitlerinin ve kredi faizlerinin bankaya ödendiği, taşınmazların taksit tarihlerinden önce satılarak satış bedelinin bankaya yatırılması, bu satış paralarının kredi hesabına aktarılması suretiyle kredi taksitlerinin ve faizlerinin ödendiği ve kredi borcunun kapatılmış olduğu, 5 adet taşınmazın satılmış olması nedeniyle oluşan aşkın zarar ilişkin olarak; satış tarihine göre; irad kaydedilen teminat mektubu bedelinin ödenmesi için çekilen kredi taksitlerinin ödenmesi amacıyla satılan gayrimenkullerin satış tarihinde rayiç bedel altında satılmış olması nedeniyle davacının oluşan fiili zararının; 983.747,20 TL olduğu, ancak taşınmazların satılmamış olması durumunda, 28.03.2012 tarihindeki değerine göre aşkın zarar hesaplanması durumunda ise; 08.03.2012 tahsil tarihinde; taşınmazların davalı temerrüdü nedeniyle satılmamış olması durumunda, 28.03.2012 tahsil tarihindeki değerinin 43.092.528,00 TL ve satışa nazaran oluşan zararının 38.139.408,08 TL olduğu, dosya münderecatından temerrüt faizi için davacıya yapılan ödemenin 2.166.070,78 TL olduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacıya yapılan temerrüt faizi ödemesi düşüldüğünde mal varlığındaki azalma ise; 38.139.408,08 - 2.166.070,78 = 35.973.337,30 TL olacağının hesaplandığı, aşkın zarar konusundaki hukuki niteleme, değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 5 adet gayrimenkul satışından gelen paralarla gerek USD 3.125.000,00 kredi, gerekse USD 144.738,95 kredi faizinin bankaya ödendiği, bu nedenle ayrıca USD 144.738,95 kredi faizinin zarar miktarına ilave edilmesinin yerinde olmadığı, enflasyon ve buna bağlı olarak işçi ücretlerindeki artış, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının getirilerinin ortalamasına göre hesaplanmış olan davacının munzam zararının 32.582.697,55 TL olacağı yönünde görüş bildirmişlerdir.
GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 30/01/2002 tarihinde eser sözleşmesi akdedildiği, davacının, bu sözleşme uyarınca 4.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunu davalıya teslim ettiği, davalının anılan eser sözleşmesiyle ilgili olarak 24/12/2003 tarihinde yeniden ihale açtığı, bu tarih itibariyle sözleşmeyi eylemli olarak fesih ettiği, davacının, daha sonra davalının çalışanına 12/05/2004 tarihinde tebliğ edilen 11/05/2004 tarihli ihtarnamesi ile anılan teminat mektubunun 1 gün içinde iadesini talep ettiği, yine kayıtlardan anlaşılacağı üzere, bu teminat mektubunun davalı tarafından tazmin edilerek TL karşılığı 5.940.620,00 TL olarak davalı hesabına geçtiği, öncesinde davacının teminat mektubunu iade istemli dava açtığı, tazmin edilmesi nedeniyle istirdada dönüşen bu davanın ... 3. ATM'nin 2009/554 Esas-2010/588 Karar sayılı kararı ile kabulüne karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, teminat mektubunun davalı tarafından tazmini sonrasında düzenleyen bankaca 16/06/2004 tarihli davacıya keşide edilen ihtarname ile 4.000.000,00 USD karşılığı 5.940.620,00 TL'nin 3 gün içinde ödenmesinin istendiği, bu istem sonrasında davacı ile dava dışı banka arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, davacıya 3.125.000,00 USD kredi kullandırıldığı, ödeme takvimine göre bu kredilerin davacı hesabına aktarıldığı, ayrıca kredi faizi ödemek zorunda kaldığı, daha sonra davacının, tazmin edilen teminat mektubunu ödemek için kullandığı krediyi kapatmak için taşınmazlarını sattığı, davacının, davalının borcunu zamanında ödemediğini ve taşınmaz satımı yapmak zorundu kaldığını, tahsil ettiği gecikme faizinin, satılan taşınmazların değerini karşılamadığını, munzam zararının doğduğunu ileri sürdüğü, davalının ise koşulları oluşmayan munzam zarar isteminin reddine karar verilmesini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davacının ileri sürdüğü munzam zarar iddiasının koşullarının bulunup bulunmadığı, varsa tutarı yönlerinde toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi hükmüne göre alacaklının uğradığı zarar, geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde öngörülmüştür. Birincisi, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır.
Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ileri sürüp ispatlamalıdır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da kanıtlamalıdır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü hususudur.
Davalı taraf, her ne kadar zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşmeye bağlı olarak davacının ... 3. ATM'nin 2004/360 Esas sayılı dosyasında davalıdan alınması gereken tutarın davacı tarafından 28/03/2012 tarihinde tahsil edildiği, munzam zarar davasının başlı başına temel ilişkiden bağımsız olarak 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bunun başlangıcının da asıl alacağın ve fer'ilerinin tahsil tarihi bulunduğu, davanın açıldığı tarih ile ıslah dilekçesinin verildiği tarihler dikkate alındığında, davacının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiş ve davanın esasının incelenmesi gerekmiştir.
Dava konusu olayda, iddia, savunma, taraflar arasında görülen ve kesinleşen ... 3. ATM'nin 2004/360 Esas sayılı dosyası, davacının ticari defter ve kayıtları ile dava dışı banka kayıtları, icra dosyası, teminat mektubu, davacının satışını yapmış olduğu taşınmazlara ilişkin resmi senet örnekleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasındaki imzalanan eser sözleşmesi uyarınca davacının, davalıya 4.000.000,00 USD tutarlı kesin ve süresiz teminat mektubu verdiği, teminat mektubu verilmesine mesnet bu sözleşmenin davalı tarafından eylemli olarak feshedildiği, feshedilen bu sözleşme uyarınca verilen teminat mektubunun iadesinin davacı tarafından usulüne uygun şekilde istendiği, hiçbir dayanağı olmaksızın ihtara rağmen teminat mektubunun tazmin edildiği, davacının açtığı davanın da kabul edilmediği, uzun süre sürdüğü, 2012 yılında kesinleştiği, tazmin edilen teminat mektubunun düzenleyici banka tarafından davacıya ihtarname keşide edilerek ödenen tutarın iadesinin talep edildiği, davacının bu bedeli ödemek için dava dışı bankadan kredi kullandığı, bu kredinin kapatılması bakımından da dava dilekçesinde açıkladığı taşınmazlarını sattığı, temerrüt faizini tahsil ettiği tarih itibariyle bu taşınmazların değerinin tahsil edilen temerrüt faizinden fazla olduğu sonucuna varılmıştır.
Munzam zarar, asıl alacaktan bağımsız, para borcunun ifasında borçlunun kusuru ile temerrüte düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın, temerrüt faizi ile karşılanamaması halinde vücut bulan bir zarar türü olup, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih arasındaki dönemi kapsamaktadır. Bu zararın talep edilmesinin ilk koşulu, para borcunda borçlunun temerrüde düşmesi halidir. Dava konusu olayda, gerek çekilen ihtar gerekse açılan dava dikkate alındığında davalının temerrüde düştüğü sabittir. Davalı, bu temerrütünde ihtara ve davaya rağmen ısrar etmekle kusurlu kabul edilmiştir. Ayrıca, davacının, tazmin edilen teminat mektubu nedeniyle mali durumundan da anlaşılacağı üzere kredi kullanmak zorunda kaldığı, daha sonra bu krediyi kapatmak için taşınmazlarını sattığı, ticari defter ve kayıtları ile dava dışı banka kayıtlarından, kredi borcunun kapatılması ile satış yapılması arasında illiyet bağının olduğu, bu çerçevede davacı zararının bulunduğu da tespit edilmiştir. Anılan zarar, tahsil edilen temerrüt faizinin oldukça üzerindedir. Dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli raporla, taşınmazların davacının temerrüt faizini tahsil ettiği tarihteki değeri ile satış tarihlerinde olması gereken değerler belirlenmiş, olması gereken değerler ile tahsil edilen temerrüt temerrüt faizinin mahsubu sonrasında davacının buna göre munzam zararı tayin edilmiştir. Buna göre anılan zararın tutarı 34.988.899,40 TL olarak belirlenmiştir. İşbu zararın, niteliği, ileri sürülen vakıalar, tahsil edilen tutarlar, satış bedelleri ve diğer unsurları itibariyle belirlenebilir olduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilmiş, 1.000.000,00 TL'sine dava, bakiye kısmına ise ıslah tarihi esas alınarak davalının temerrüde düşeceği kabul edilmiş, tacirler arası eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar isteminde avans oranında temerrüd faizi talep edilmesinde yanlışlık görülmemiş ve aşağıdaki şekilde davacının davasının kısmen kabulü yönünde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabulüne, 34.988.899,40 TL’nin 1.000.000,00 TL'sine dava tarihi, bakiyesi olan 33.988.899,40 TL’sine ise ıslah tarihi olan 08/08/2017 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 2.390.091,72 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 14.580,00 TL ile 656.568,00 TL tamamlama harcı toplamı 671.148‬,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.718.943,72‬ TL için davalı tarafından yatırılan 2.023.161,38 TL bakiye karar harcından bu miktarın mahsubu ile arta kalan 304.217,66 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 14.580,00 TL peşin harç ile 656.568,00 TL tamamlama harcı toplamı 671.148‬,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 957.888,99 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 498.871,96 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan, 21,15 TL başvuru harcı, 177,50 TL keşif harcı, 177,50 TL keşif harcı, 15.544,00 TL posta/bilirkişi gideri ile 1.BAM kaldırma kararından sonra yapılan 16.500,00 TL bilirkişi gideri ve 250,00 TL posta gideri, 2.BAM kaldırma kararından sonra yapılan 20.000 TL bilirkişi gideri toplamı 52.670,15 TL'den davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 46.718,42 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan 479,00 TL posta giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 54,13 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 16/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır