Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, coğrafi ad iddiasıyla marka hükümsüzlüğü talepli davada, sanayi bölgesinin uzun süreli marka kullanımı savunması inceleniyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalının "..." ibareli markasının coğrafi bir yer adı olması ve kamuya mal olmuş niteliğiyle tekelleştirilemeyeceği gerekçesiyle hükümsüzlüğünü talep etmesi, ayrıca davalının markasal kullanım veya tanınmışlık delili sunamadığını iddia etmesi üzerine açılmıştır; davalı ise "..." ibaresinin 1967den bu yana yürüttüğü sanayi ve kalkınma faaliyetleriyle özdeşleşmiş, ülke genelinde tanınmış ve öncelikli hak sahibi oldukları bir markanın temel unsuru olduğunu, davacının bu ibareyi kullanmasının haksız rekabet ve iltibas yarattığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/144 Esas - 2025/305

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/144
KARAR NO : 2025/305
DAVA : ... sayılı Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 30/12/2021
KARAR TARİHİ : 14/07/2025
İDDİA:
Davacı asıl dilekçesinde ÖZETLE: "Davalının “... ” ibareli markasının açtığı hükümsüzlük davasına karşı, tarafımızca SMK 5/c hükmü gereğince “...” ibaresinin coğrafi yer bölge adı olduğu gerekçesiyle eldeki davaya da konu edilen ... no.lu "..." markası hakkında hükümsüzlük kararı verilmesini ve söz konu markanın kullanılmaması nedeniyle iptal edilmesine ilişkin olarak 10.01.2021 tarihinde ...E. Sayılı dava açıldığını ve bu davanın da ... E. Sayılı dava dosyasıyla birleştirildiğini ve ilgili davanın hala devam ettiğini, davalının ... Esas Nolu dava dosyasına yasal şartları karşılar nitelikte markanın kullanıldığına dair tek bir delil dahi sunmadığını, markasal kullanım için delil sunamayan davalının, çok daha ağır yasal şart ve koşullar gerektiren tanınmışlığı ispatlar delil sunma ihtimalinin ise oldukça zayıf olduğunu, bununla birlikte meşhur ve maruf coğrafi bölge adı olan "..." ibaresinin, ayırt edici nitelikleri yüksek ibare olarak kabulünün ve davalı adına kamuyu zarar uğratacak şekilde "tanınmış marka tescilinin" hukuka aykırı olduğunu, "..." ibaresinin kamuya mal olmuş bir coğrafi yer adı olduğunu, bu ibarenin tek bir kimsenin tekeline verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... Esas sayılı dava dosyasına yasal şartları karşılar delil sunamayan davalının, bu kez sadece haksız ve hukuka aykırı kazanç elde etmek ve yasanın emrettiği delil sunma zorunluluğunu kendince bertaraf etmek için 14.7.2021 tarihinde hükümsüzlüğe konu ettiği "..." markası için tanınmışlık başvurusu yapıldığını, yine, tanınmış marka olarak yapılan dava konusu edilen markadan yaklaşık bir yıl önce 18.01.2021 tarihinde adıma "... " ibareli marka başvurusu yapıldığını, bu başvuruya davalının itiraz ettiğini, ... nezdinde davalı adına kayıtlı ... No'lu "..." markasının hükümsüzlüğüne, dava dosyasının tarafların ve dava konularının aynı olması, aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle aralarında bağlantı olduğundan ... Hukuk Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE:... sınırları içerisinde daha sonra ... olarak anılacak bölgede, 1967 yılında, bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla dava dışı müvekkil ... (“... ...”) kurulduğunu, bu tarihten beri, üyelerini sanayi ticaret ve yatırımcılıkla buluşturmak amaçlarıyla faaliyetler gerçekleştirmeye başladığını, ... organizasyon yapısı içerisinde her biri kendi alanında uzmanlaşmış ve bir bütün olan “bölgesel kalkınma modeli”nin parçalarını oluşturan şirket, oluşum ve projelerden oluştuğunu, Müvekkili ... (“... ”) da anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacı ile ... tarafından 1993 yılında kurulduğunu, ... ve ... Kooeratifinin ortak çabası ile ... 1997’de, ... statüsünü de kazandığını, bu ...’nde makine imalat, metal işleme, elektrik-elektronik, iş makineleri, imalat ekipmanları, otomotiv, plastik-kauçuk, tıbbi araç gereçler ana başlıkları ve bunlarla sınırla olmamak üzere çok sayıda alanda üretim yapıldığını, Geçmişten beri devam etmekte olan söz konusu üretim ve müvekkilerin faaliyetleri sonucunda, müvekkiller tarafından meydana getirilen “...” ibaresi tüm ülke çapında tanınır hale geldiğini, müvekkiller de kuruldukları (1967 yılından) tarihten bu yana isimlerinin ve tescilli markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi ile anılmakta olduğunu, ve tüm faaliyetlerini “...” markası ile gerçekleştirdiğini, bu doğrultuda ... tarafından 1967 yılından beri korunan “...” markasının öncelikle ... adına tescil edilmiş, ardından da duyulan lüzum üzerine 2014 yılından itibaren ... tarafından korunmaya devam ettiğini, “...” ibaresi ... sayı ile müvekkil ... adına tescilli olduğunu, söz konusu “...” ibareli markanın korunması amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında, müvekkillerin markası ile iltibasa neden olacak nitelikteki 30 adet mütecavize iadeli taahütlü ihtarlar gönderilerek ... ibaresi bakımından müvekkil Vakfın daha önce ve gerçek hak sahibi olduğunu ve haksız kullanımlarına son vermeleri gerektiğinin ihtar edildiğini, bu ihtarlardan bir tanesi de, yapılan araştırma neticesinde “...” ibaresini esas ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığı tespit edilen davacı ...'a ait ... başvuru numaralı “... ” ibareli markaya ilişkin olduğunu, yukarıda açıklanan bu haksız kullanım nedeniyle, davalıya 25.07.2017 tarihinde tebliğ edilen iadeli taahhütlü mektup ile “...” ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkiller olduğunun ve mümkün olan en kısa zamanda iltibasa neden olabilecek bu markayı kullanmaya son vermesi gerektiğinin ihtar edildiği, ancak söz konusu ihtara rağmen davalının haksız kullanımına devam etmesi nedeniyle müvekkiller tarafından... E. İstinaf sonrası esas: ...E. sayılı dava açıldığının, davacının dava konusu ettiği ... sayılı tanınmış marka başvurusuna konu marka, müvekkil adına tescilli ... numaralı markası olduğunu, ...E. Sayılı dosya kapsamında görülen karşı dava ve birleşen davada (her ikisinde de) müvekkil markasının hükümsüzlüğünün dava konusu edildiğini, Usul yönünden ise ortada ... kararı olmadığını, davacının ... nezdinde itiraz etmeden doğrudan dava açtığını, emsal Yargıtay kararı bulunduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ile davanın reddini talep etmiştir.
ÖNCEKİ YARGILAMA;
Davacının BİRLEŞTİRME talepli görüşü ....ne sorulduğunda ilgili mahkemenin 24/01/2022 tarihli yazısında " Mahkememizin ... E. (Bozmadan önce ... Esas) sayılı dosyasının davacılar/karşı davalılar-birleşen dosya davalılarının 1- ... , 2- ..., davalı/ karşı davacı -birleşen dosya davacısının ... olduğu, dosyanın ... Hukuk Dairesinden Bozma ilamı alarak geldiği ve mahkememizin ... esasına kaydedildiği,
Asıl davanın dava konusunun davalının kullanımlarının "davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü karşı dava yönünden de davacılardan ... adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı" talebine ilişkin olduğu,
Davalı ... tarafından ikame edilen ve mahkememiz dosyası ile birleşen ... Esas sayılı dosyasında dava konusunun "asıl davanın davacısı davalıya ait ... sayılı "..." tescil kapsamındaki 41. Sınıflar hariç mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü" talebine ilişkin olduğu,
Mahkemenizin ...E. sayılı dosyasının davacısının ..., Davalısının ... olduğu, dava konusunun davalıya ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin olduğu, Tetkik edilmiştir.
Mahkememiz dosyasının geçirmiş olduğu safahat ve gelmiş olduğu tahkikat aşaması da göz önünde bulundurulduğunda, mahkemenizin ... esas sayılı dosyasının dava konusunun farklı olması, tanınmışlık hususunun her dava dosyasında yeniden değerlendirildiği hal böyleyken mahkemeniz tarafından verilecek hükmün mahkememiz dosyasının neticesini etkileme kabiliyetinin bulunmadığı, dolayısıyla davalar arasında bağlantı bulunmadığı, birleştirmenin uygun olmadığı yönünde görüş bildirilmesi gerekmiştir." şeklinde yazı üzerine mahkememizce de 27/01/2022 tarihli ara karar ile "Her iki dava dosyasının konusunun FARKLI olması, ... Hukuk Mahkemesi tarafından verilecek hükmün mahkememiz dosyasının neticesini etkileme kabiliyetinin bulunmadığı, dolayısıyla davalar arasında bağlantı bulunmadığı, (Tarafları aynı olsa dahi ) dosyaların yargılamalarının AYRI AYRI yapılması gerektiğinden birleştirme talebinin REDDİNE " şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 20/06/2022 tarih ve ... sayı ile ÖZETLE; 30/12/2021 tarihinde açılan bu dava dosyasının ... tarafından davalının 14/07/2021 tarihinde yapılan ... sayılı başvuru markası hakkında yaptığı kurumun "... + ... " ibareli marka hakkında " işletmeler için iş danışma hizmetleri, eğitim hizmetleri, bilgi ve tecrübe (...) transferi hizmetleri, altyapı inşası hizmetleri" sağlanması bakımından bilinirliği hakkında TANINMIŞLIK TESPİTİ şeklinde 01/12/2021 tarihli kararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 20.maddesi uyarınca ... kararına ... (...) nezdinde itirazın mümkün olduğu, aynı kanunun 21.maddesi uyarınca itiraz hakkında ...'nın kurumun nihai kararını tesis edeceği, 5000 sayılı Kanunun 15/C maddesinin 3.fıkrası uyarınca ...'nın itiraz hakkında tesis etmiş olduğu karara karşı tebliğinden itibaren 2 ay içerisinde mahkemede iptal davası açılabileceği belirtilmiştir.
Davacının , ... kararına karşı henüz ... tarafından tesis edilip davacıya tebliğ edilen bir karar bulunmadığı tespit edilmiştir.
Buna göre göre davacının ... nezdinde anılan ... kararına karşı süresinde itirazda bulunması ve ... tarafından verilecek karar üzerine mahkemede dava açması gerekmektedir. (... . Hukuk Dairesi'nin 17.10.2012 gün ve ... sayılı kararı, 11.11.2008 gün ve E.... sayılı kararı, 12/06/2017 tarih ve ... sayılı emsal kararları bu şekildedir. ).
Oysaki davacı ... .nın 01/12/2021 tarihli kararına karşı 2 aylık süre içinde ... nezdinde itiraz etmeden aynı süre içinde doğrudan mahkememize dava açması usulü hata olduğundan davanın usulden reddine " şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna gidilmesi üzerine ... Dairesi'nce verilen 14/02/2025 tarih ... sayı ile ÖZETLE " Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri). Bu kapsamda, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesinde, “Dava açmakta hukuk yararın bulunması” dava şartlarından sayılmıştır. Hukuki yarara ilişkin dava şartının sonradan tamamlanması da mümkün değildir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu tanınmış markanın hükümsüzlüğü talebiyle açılan dava, ... kararına ... nezdinde itiraz edilmeden açılması nedeniyle reddedilmiştir. Ancak, .... Hukuk Dairesinin 05/02/2020 tarih ve ... sayılı ilamında da açıklandığı üzere her ne kadar davalı Kurum tarafından, kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğini haiz olup olmadığı konusunda inceleme yaparak bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de; davalı Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi olmadığı gibi, tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, .... Hukuk Dairesinin yerleşik kabullerine göre de, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple resen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 114/1-h maddesinde dava şartı olarak öngörülen hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile ... Hukuk Mahkemesi 20/06/2022 gün ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, .. KESİN olmak üzere " şeklinde kesin karar verilmiştir.
Dosya yeniden esasa kayıt edilmiş, taraflar duruşmaya davet edilmişlerdir.
YENİDEN DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE;
Davacı tarafça 13/07/2025 tarihli 13 sayfadan ibaret ve dilekçesine ekli karar örnekleri içeren ve ayrıca diğer evraklar içeren belgeler sunduğu görülmüştür.
Davacı asıl : Yazılı dilekçemi tekrar ederim dilekçemde belirtilen tüm hususların aynen zapta geçmesini ve reddi hakim talebinde bulunuyorum davanın da kabulünü talep ederim mahkemenize ait bir karar örneğini de dosyaya sundum ... iade kararı hatalıdır yasal şartları karşılar hukuki yarar mevcuttur dilekçemdeki bu haklılığımı ispat eder tüm belgeleri sundum aksi her türlü karar adil yargılanma hakkımı ihlal eder niteliktedir şeklinde beyanda bulunmuştur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
(Ret talebinin geri çevrilmesi)
Madde 41" (1) Hâkimin reddi talebi, aşağıdaki hâllerde kabul edilmeyerek geri çevrilir:
a) Ret talebi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse.
c) Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir." hükmü yer aldığı;
... . Hukuk Dairesi'nce verilen 14/02/2025 tarih ... sayı ile ÖZETLE " .....davalı Kurum tarafından, kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğini haiz olup olmadığı konusunda inceleme yaparak bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de; davalı Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi olmadığı gibi, tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, .... Hukuk Dairesinin yerleşik kabullerine göre de, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, " şeklindeki gerekçe dikkate alınarak ;
a)... Hukuk Dairesi'nce verilen yukarıdaki karar KESİN ve HERKESİ BAĞLAYICI olduğundan davacı asılın son duruşmada "Hakimin Reddi" talebinin kesin karara uyulması mecburiyetine rağmen davayı uzatmak amacıyla yapıldığı olarak değerlendirildiği;
b) Davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının Reddi Hakim talebi ... iade kararındaki usul tespiti ve buna göre işlem yapılması gerektiği konusundaki kesin kararı çerçevesinde Reddi Hakim talebinin hakimliğimizce REDDİNE,
2-... iade kararındaki kesin karar gözetilerek "davacının eldeki davayı açmakta hukuki yarar bulunmaması nedeniyle "DAVANIN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin düşümü ile bakiye 565,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Davacı asılın yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda , 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 14/07/2025
Katip ... Hakim ...
E- imzalıdır E- imzalıdır