Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin genel müdürün haksız fesih nedeniyle kıdem, ihbar ve yıllık izin alacakları talebine ilişkin temyiz incelemesi kararı.
Özet: Davacı eski genel müdürün iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla açtığı kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti alacağı talepli davada, davalı şirketler davacının güveni kötüye kullanma ve şirketi zarara uğratma gibi eylemlerle haklı nedenle fesih yapıldığını savunmuştur; ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf, davalıların haklı fesih iddialarını ispatlayamadığını, aksine davacı hakkında takipsizlik kararı verildiğini, dolayısıyla davacının taleplere hak kazandığını ve şirketlerin müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiş olup, davalılar ise hizmet süresi, şirketlerin müteselsil sorumluluğu ve davacının eylemlerine rağmen tazminata hak kazanmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/1205 E.  ,  2026/3687 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/822 E., 2025/2293 K.
DAVA TARİHİ : 30.07.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/330 E., 2024/43 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Bakırköy 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/630 E., 2019/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde genel müdür olarak en son net 6.000,00 TL ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin fesih nedeni açıklanmadan, bildirim yapılmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının ihbar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde çalışma süresi ve koşullarını netleştirmediğini, davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirketin muhasebesinde gerçekleşen kadro değişikliği ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucunda, irtibata geçilen firmalarda mutabık kalınmayan bakiyelerin hepsinin davacıya teslim edildiğinin ortaya çıktığını, ayrıca stoklarda da açık çıktığını, davacının tahsil ettiği paraları müvekkili Şirkete vermediği, Şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, firmaya ait ürünlerin davacı tarafından farklı kişilere verildiğinin tespit edildiğini, bu hususta tespit edilen işyeri kayıtları ve tutanakları bulunduğunu, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının tahsis edilen aracın fazla çalışma saati dışında ve tatil günlerinde şahsi işleri için kullandığının tespit olunduğunu, davacının Şirkete verdiği zararların hesaplanan alacaklardan mahsubu gerektiği, davacının yıllık izinlerini kullandığını, davalı ... ve Denizcilik Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) yönünden hizmet süresi 1 yılı doldurmadığından kıdem tazminatına hak kazanmadığını, her iki Şirketin farklı kişilere hizmet veren, farklı kadrolar ile faaliyet gösteren sermaye şirketleri olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirketlerin, davacının hak ve alacaklarından müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalılarca dosyaya ibraname ibraz edilmiş ise de, ibranamenin davacının imzasını taşımadığının anlaşıldığı, önceki dönemlerin tasfiye edildiğine ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından davacının hizmet süresinin birleştirilerek toplam hizmet süresinin 14... ay 6 gün olduğu, davacının kıdemi, mesleği, tanık beyanları ve bildirilen emsal ücret tutarları, dinlenen tanık beyanları ile de elden ödenen ücret kısmının bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, davacının son ücretinin net 6.000,00 TL, brüt 8.392,66 TL olduğu, davalı tarafça davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, dosya arasına alınan soruşturma dosyasında davacı hakkında takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin ileri sürülen diğer hususların da davalı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının kullandığı yıllık izinlerin mahsubuyla yıllık izin alacağı bulunduğunun anlaşıldığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
2. Davalı ... Şirketi yönünden davanın reddi gerektiğini, davalı Şirketlerin müşterek müteselsil sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu,
3. Dosyaya sunulan imzalı iş sözleşmesi, davacının işyerindeki sıfatı dikkate alınmaksızın karar verildiğini, dosya kapsamındaki delillerinin eksik incelendiğini,
4. Davacının güven sarsıcı, müvekkili Şirkete zarar verici ve itibarını zedeleyici davranışlarının bulunmasına rağmen kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
5. Davacıya ihbar tazminatının ödendiğini,
6. Birleşen davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.