Devlet hastanesinde değişen alt işverenler bünyesinde emekli olan mutfak personelinin kıdem tazminatı talebinde, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince asıl işveren Bakanlığın müteselsil sorumluluğunun belirlenmesi.
Özet: Emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini fesheden ve bir devlet hastanesinde değişen alt işverenler bünyesinde mutfak personeli olarak görev yapan davacı işçi, asıl işveren sıfatıyla sorumluluk doğduğunu iddia ederek kıdem tazminatının tahsilini talep etmiş; davalı bakanlık asıl işveren olmadığını ve husumet bulunmadığını savunsa da, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu ve davalı bakanlığın kıdem tazminatından sorumlu olduğunu belirterek, işçinin kıdem tazminatı talebini haklı bulmuş, hesaplamaları ve faiz uygulamasını da uygun görmüştür.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1380 E., 2026/176 K.DAVA TARİHİ : 02.05.2023İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş MahkemesiSAYISI : 2023/396 E., 2024/76 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığa (Bakanlık) bağlı ... Devlet Hastanesinde ihale ile hizmet satın alınan değişen alt işverenler bünyesinde 01.05.2001 tarihinden itibaren mutfak personeli olarak çalışmakta iken 31.03.2023 tarihinde emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini sona erdirdiğini, buna karşın asıl işveren Bakanlığın davacının kıdem tazminatı ödenmesi talebini teknik şartnamede asıl işverenin kıdem tazminatından sorumlu olmayacağına yönelik hüküm bulunduğu gerekçesiyle reddettiğini, teknik şartnamelerde asıl işverenin kıdem tazminatı ödemelerinden sorumlu olmadığı, sadece alt yüklenicinin sorumlu tutulduğu belirtilmişse de; 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) kıdem tazminatı borcundan asıl işveren ve alt işverenin birlikte müteselsilen sorumlu olduklarının düzenlenmiş olduğundan Kanuna aykırı düzenlemenin geçerli sayılamayacağını, davacının kıdem tazminatına esas hizmet süresinin dönemlere ayrılmasının hatalı olduğunu ve eksik hesaplamaya neden olduğunu ileri sürerek davacının kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın kısmi veya belirsiz alacak davası türünde açılamayacağını, davalı İdare ile davacı arasında iş sözleşmesi kabul edilebilecek herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, bu nedenle Bakanlığa husumet tevcih edilemeyeceğini, davacının ... Devlet Hastanesi personeli olmayıp ihale yolu ile yemek hizmetleri alımı yapılan yüklenici firmaların işçisi olduğunu, Bakanlığın ihale makamı olmakla asıl işveren sorumluluğunun bulunmadığını, davanın yüklenici firmalara ihbarı gerektiğini, davacıya bir kısım kıdem tazminatının dava dışı yükleniciler tarafından ödenmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... Kurumu (SGK) hizmet cetveli kayıtlarında çalışmalarının geçtiğinin göründüğü işyerleri ile akdedilen hizmet alım sözleşmelerinin tetkikinden davacının davalı Bakanlığın alt işvereni olan şirketler nezdinde 01.05.2001-29.03.2023 tarihleri arasında çalıştığı, dosyaya sunulu ücret bordrolarına göre tazminata esas giydirilmiş brüt ücretinin 16.012,68 TL olduğunun tespit edildiği, işten ayrılış bildirgesinde davacının iş sözleşmesinin sona erme nedeninin "kod 08-emeklilik (yaşlılık) veya toptan ödeme nedeniyle" olarak bildirildiği, davacının 4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi yollamasıyla, hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/1-5 hükmü gereği kıdem tazminatına hak kazandığının anlaşıldığı, davalı Bakanlık vekilince davalı İdarenin işveren sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle husumet itirazında bulunulmuş ise de 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca davalı Bakanlığın asıl işveren sıfatıyla davacının alacaklarından sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı itirazının aksine davanın belirsiz alacak davası değil kısmi alacak davası olarak açıldığı, emeklilik sebebiyle iş sözleşmesi feshedilen davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının değişen alt işverenler bünyesinde davalı Bakanlığa bağlı olarak çalıştığı, davalı Bakanlık ve dava dışı şirketler arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/6. hükmü uyarınca asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunması nedeniyle husumete ilişkin itirazların yerinde olmadığı, davacıya fesih öncesinde yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin faiziyle mahsup edildiği, fesih sonrası yapılan 8.298,77 TL ödemenin mahsubunun da yapıldığı, hükme esas alınan 27.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada bir isabetsizlik olmadığı, fesih, dava ve ıslah tarihi dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğramadığı, kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasının da usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı Bakanlığın ihale makamı olmakla,asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu,2. Belirsiz alacak davası türünde açılan davanın usulden reddi gerektiğini, 3. Davacının delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, 4. Davacının alacağı bulunmadığını,5. Davacının, ... Devlet Hastanesi personeli olmayıp, ... Devlet Hastanesinin Yemek Hizmeti Alımı İşi kapsamında yapılan ihaleleri alan yüklenici firmaların işçisi olarak ihale konusu hizmeti yerine getirdiğini,6. Uygulanan faiz oranları ve faiz başlangıç tarihlerinin de hukuka aykırı olduğunu, ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı alacağından davalı Bakanlığın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.