Yargıtay 3. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık beraatini onarken, terör örgütü üyeliği mahkumiyetini ardışık aramanın asker kişilere özgü delil niteliği ve yetersizliği nedeniyle bozdu.
Özet: Yüksek mahkeme, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararını onarken, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü bozmuştur; zira örgüt üyeliği için aranan organik bağın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemlerin ya da yalnızca örgüt üyeleri tarafından işlenebilen fiillerin somut olayda bulunmadığı, özellikle ardışık arama kayıtlarının askeri kişilere özgü bir delil olarak değerlendirilmesi gerektiği ve sanığın örgüt hiyerarşisine girdiğine dair savunmasının aksini ispatlayan, her türlü şüpheden uzak kesin delil ikame edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1508 E., 2022/582 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2020/57 E., 2021/85 K.SUÇLAR: Silahlı terör örgütüne üye olmak, nitelikli dolandırıcılıkHÜKÜMLER : Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, - TCK’nın 314/2; 3713 sayılı Kanun’un 5/1; TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onamaBölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçenin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; katılan vekilinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 2. Terör örgütüne üyelik suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Her ne kadar sanığın 2012-2015 tarihler arasında Kocaeli Bursa ve Ankara'daki sabit hatlardan ardışık arandığına dair kabule yer verilmiş ise de, Dairemizin yerleşik içtihatlarında ardışık aramaların müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmesinin asker kişilere münhasır olduğu, sanık aleyhine her hangi bir tanık beyanı bulunmadığı, başka delillerle desteklenmeyen veri inceleme raporunun tek başına mahkumiyete yeter delil olarak kabul edilemeyeceği nazara alındığında, ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullandığına dair bir tespit yapılamayan, tüm dosya kapsamı itibariyle savunmasının aksine bir delil ikame olunamayan sanığın eylemleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, hakkında FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisine girdiğini gösterir bir tespit bulunmaması, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil ikame olunamaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2, maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a. maddesi uyarınca Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.