İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, marka tecavüzü ve haksız rekabet sebebiyle markanın hükümsüzlüğüne ilişkin ilk derece kararının istinaf yoluyla incelenmesi.
Özet: Davacı tarafından açılan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasında, ilk derece mahkemesi davalının markasal tecavüzde bulunduğuna, haksız rekabet yarattığına, davalının markasının belirli sınıflarda hükümsüzlüğüne, ürünlerin ve internet kullanımlarının engellenmesine ve hüküm özetinin gazetede ilanına karar vermiş; davalı ise istinaf başvurusunda, kendi lehine olan sektör bilirkişi raporlarının mahkemece gerekçesiz olarak göz ardı edildiğini, davacı markasının tanınmış olmadığını, tarafların markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığını, ... ibaresinin ayırt edici olmadığını ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını veya yeni bilirkişi raporu alınmasını talep ederken, davacı istinaf dilekçesinin reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1202
KARAR NO: 2026/1226
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 16/05/2024
NUMARASI: 2020/386 E. - 2024/146 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının "...", markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespiti önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile, davacının markalarıyla karıştırmaya neden olacak düzeyde benzer olan...sayılı ..., markasının hükümsüzlüğüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, esas yönünden ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davalının ” ... , markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespitine önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
2- Davalı adına tescilli olan...sayılı ... markasının 10. Sınıfta ve 11. Sınıf ve alt sınıflarında hükümsüzlüğüne,
3- Karar kesinleştiğinde; davalının davacının markası ile karıştırmaya neden olacak derecede benzer olan “...” ibareli ürünlere ilişkin olarak kullanımlarının engellenmesine, Davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde ve yurtdışında satışa sunulmasının önlenmesine,
Davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının davalıya ait http:/ /www...net/ ve http:/ ...../ ... internet siteleri ve https://www. .../| https://www ...şeklindeki sosyal medya hesapları ile internet üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesine,davacı markası ile iltibas teşkil edecek ve haksız rekabete neden olacak markasal kullanımların gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, her türlü ürün, çevrimiçi kaynak, basılı yayın, ambalaj; ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım Malzemesi üzerinde kullanımının önlenmesine,
4-El konulan ürün bulunmadığından imha talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına,
5- Hükmün kesinleşmesini mütakip masrafları davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle, 24.1.2023 ve 14.03.2024 tarihli bilirkişi raporlarında sektör bilirkişileri davacının ... ... markasının tanınmış bir marka olmadığını, tarafların markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve davalının herhangi bir marka tecavüzü veya haksız rekabetinin olmadığının bilimsel ve objektif verilerle açıkladığını, ancak ilk derece mahkemesinin sektör bilirkişilerinin görüşlerini gerekçesiz bularak itibar etmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının markasının Türkiye'de sadece küçük bir azınlık tarafından bilinen bir marka olduğunu, sektör bilirkişilerinin kimyasal analiz cihazlarının satın alma süreçlerinde uzman kişilerin teknik özelliklere ve fiyat tekliflerine göre hareket ettiğini, bu nedenle markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını detaylıca rapor ettiklerini, 14.3.2024 tarihli bilirkişi raporunda da sektör bilirkişisinin '...' ibaresinin evrensel bir kelime olduğunu ve laboratuvar çalışanlarının markaları karıştırmayacağını belirttiğini, hükme esas alınan raporlarda emsal niteliği taşımayan yiyecek-içecek sektörüne ait içtihatların kullanıldığını, davacı markasının ...gibi tanınmış bir marka kategorisinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, tarafların markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının '... ... ...' markası ile müvekkilinin '...' markasının yazı tipi, satır sayısı ve renk kullanımı açısından farklılık gösterdiğini, davalının daha fazla ürün çeşidine sahip olmasının taklit iddiasını çürüttüğünü, '...' ibaresinin ayırt edicilik vasfı taşımadığını belirterek, davanın tümden reddini veya aksi kanaatte halinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dosyada alının bilirkişi raporlarında yer alan çoğunluk görüşleri kapsamında davanın kabulü kararının yerinde olduğunu, davalının istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkili markasının tanınmışlığı ve somut olayın gereklilikleri dikkate alındığında müvekkilinun markasındaki “...” ibaresinin ayırt edici olmayan bir kullanım kabul edilemeyeceğinin tespit edildiğini, farklı sınıflarda tescilli markaların varlığının davalının kötüniyetli olarak müvekkilinin markalarına karşı marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden kullanımlarını nasıl açıklanacağının bilinmediğini, belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacı vekili ; davacının “... ...”, “... ...” ve “... ... ...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının laboratuvar ekipmanları ve benzeri ürünlerde “...” ibaresini marka olarak kullandığını, bu kullanımın davacı markaları ile karıştırılma ihtimali yarattığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının “...” ibareli kullanımlarının tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı adına tescilli ... sayılı ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka niteliğinde olmadığını, laboratuvar ekipmanları alanında alıcı kitlesinin uzman kişilerden oluştuğunu, bu nedenle iltibas ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Marka tescil kayıtlarına göre, davacı adına ...sayılı ... ... markasının 1, 7, 8, 9, 10, 21, 37 ve 42. sınıflarda, ... sayılı ... ... markasının 1, 5, 9, 10 ve 42. sınıflarda, ...sayılı ... ... ... markasının ise 1, 5, 9, 10, 11, 35, 37 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına ise ... sayılı ... markasının 10 ve 11. sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir.
03.02.2021 tarihli bilişim bilirkişisi raporunda; www...net ve www.....com internet sitelerinin aktif olarak kullanıldığı, her iki internet sitesinde de “...” ibareli ürünlerin tanıtımının yapıldığı, ayrıca davalıya ait . ve ....hesaplarında da aynı ibareli ürünlerin tanıtıldığı tespit edilmiştir.
24.05.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davalıya ait ... sayılı ... markasının davacıya ait ... ... markaları ile aynı ve benzer mal ve hizmetler yönünden örtüştüğü, özellikle 10. sınıfın tamamı ile 11. sınıftaki bazı alt gruplar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, ... ... markasının sektörde tanınmışlığı da dikkate alındığında ihtiyatlı tüketici nezdinde dahi iltibas tehlikesinin mevcut olduğu belirtilmiştir.
24.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda; taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, davacı markasının sektörde belirli düzeyde tanınmış olduğu, davalının ... markasının davacı markalarının lisanslı, bağlı veya alt markası olduğu izlenimini yaratabileceği, bu nedenle karıştırılma ihtimali ve haksız rekabetin bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
14.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalı markasının SMK m.6/1 kapsamında 10. sınıfta, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK m.6/4 ve 6/5 kapsamında ise tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüz kılınabileceği, davalının fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, ancak kötü niyetli marka tescilinin ispatlanamadığı belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne, davalının ... ibareli kullanımları nedeniyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı adına tescilli ... sayılı ... markasının hükümsüzlüğüne, karar verilmiş, davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Somut olayda taraf markalarında ortak ve baskın unsurun markanın başında yer alan "..." ibaresi olduğu , Türkçe'de ısı anlamına gelen "..." ibaresinin ayırt edicilik gücü zayıf bir kelime olduğu ileri sürülmüş ise de, ibarenin zayıf olup olmadığı sadece kelimenin anlamına ve yaygın kullanımına göre değil tescil kapsamındaki mal ve emtia dikkate alınarak belirlenmelidir.
Dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının "... ..." markasının laboratuvar ekipmanları, bilimsel cihazlar ve benzeri teknolojik ürünler alanında uzun yıllardır yoğun biçimde kullanıldığı, dünya çapında yaygın tescillere sahip olduğu, 24.05.2022, 24.01.2023 ve 14.03.2024 tarihli bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı markasının ilgili sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı ilgili sektörde "..." ibaresinin davacı markaları bakımından ayırt edicilik kazandığı zayıf ibare, harcıalem, jenerik kelime olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davalı markasının davacı markalarının lisanslı, bağlı veya seri markası olduğu yönünde bir algı yaratabileceği, özellikle laboratuvar ekipmanları ve tıbbi cihazlar alanında faaliyet gösteren ilgili uzman tüketici kesimi nezdinde dahi işletmeler arasında ekonomik veya idari bağlantı bulunduğu düşüncesine yol açabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Sektör bilirkişisinin aksi yöndeki değerlendirmelerinin somut ve denetlenebilir teknik gerekçeler içermediği, buna karşılık hükme esas alınan bilirkişi raporlarının gerekçeli olduğu ayrıca iltibas ihtimalinin hukuki bir değerlendirme olduğu anlaşılmakla mahkemece raporların hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Taraf markalarının kullanıldığı laboratuvar cihazlarının hitap ettiği ilgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olması karıştırılma ihtimalini azaltabilecek bir unsur ise de, tek başına iltibas ihtimalini ortadan kaldırmayacağı dikkate alındığında, taraf markalarının aynı sektöre yönelik ürünlerde kullanılması, ortak baskın unsur taşımaları ve davacı markalarının sektördeki bilinirliği karşısında seri marka, işletmeler arasında ekonomik, bağ, lisans yada yetkili distribütörlük, grup şirket ilişkisi bulunduğu yönünde karıştırılma ihtimali bulunmasının iltibasın varlığı için yeterli olduğu, somut olayda markalar arasındaki benzerlik davacı markasının ilgili sektörde ulaştığı tanınmışlık düzeyi, tescil kapsamındaki emtia örtüşmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ... sayılı ... markasının SMK'nın 6/1, 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
İltibas ihtimali aynı zamanda markaya tecavüz sebebi olduğundan davalının faaliyetleri kapsamında "..." ibaresini laboratuvar ekipmanları ve ilgili ürünlerin tanıtım ve satışında markasal biçimde kullandığı dikkate alındığında davalının kullanımlarının SMK'nın 7/2-b. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda TTK'nın 54. ve 55. maddeleri anlamında dürüst rekabet kurallarına aykırı davranış niteliğinde haksız rekabet teşkil ettiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih ve 2020/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026