İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında bono üzerindeki tahrifat, ciro zinciri kopukluğu ve zamanaşımı iddialarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Davacılar, davalı tarafından haklarında başlatılan 1.800.000 TL bedelli bono kaynaklı icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti için menfi tespit davası açarak, bonoda lehdar kısmına sonradan tahrifatla davalı şirketin eklendiğini, kapatma çizgisinin gizlendiğini ve parafın olmadığını, bu durumun bonoyu geçersiz kıldığını, ayrıca ciro zincirinin koptuğunu ve diğer davacı için zamanaşımı oluştuğunu ileri sürerek kötü niyet tazminatı talep ederken; davalı ise bononun davacıların ailesinin kendisine olan et satışından kaynaklı borçları karşılığında verildiğini, geçerli olduğunu ve davacıların borçlu bulunduğunu savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1121 Esas
KARAR NO: 2026/1250
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/02/2024
NUMARASI: 2023/31 E. - 2024/108 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından müvekkili Kaan aleyhine, 15/01/2017 düzenleme, 22/06/2020 vade tarihli 1.800.000 TL bedelli bono için İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/302 D. İş sayılı dosya ile ihtiyati haciz kararı alındığını, hemen akabinde bu ihtiyati haciz kararının infazı için aynı bono için İstanbul 33. İcra Müdürlüğü 2022/24467 E. Sayılı dosya ile icra takibine girişildiğini, müvekkilinin bu icra takibi ve konusu bono nedeniyle borçlu olmadığını, TTK. Madde 673 hükmüne göre, poliçe keşideci emrine yazılı olabileceği gibi, bizzat keşideci üzerine yahut üçüncü şahıs hesabına da keşide edilebileceğini, ancak TTK'nun, poliçeye atıfları düzenleyen 778.maddesi, TTK 673. maddeye atıf yapmadığını, bu nedenle poliçeye ilişkin TTK 673. madde hükmünün bonolara kıyasen uygulanmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, dava konusu bonoda, lehdar kısmındaki müvekkil isminin yanına sonradan '' Ermiş Et Ltd. Şti '' ibaresi eklendiğini, dava konusu bonoda hem '' kuruş '' bölümünde hem de lehdar bölümünde, müvekkili ... isminden sonra kapatma çizgisi çekildiğini, ancak bu '' ERMİŞ ET LTD. ŞTİ '' ibaresi kapatma çizgisini gizleyerek eklendiğini, ilgili eklemede müvekkilin parafının da olmadığını, bu nedenle de ilgili bononun geçersiz hale geldiğini, asla kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için aksi kabul edilse dahi, takip dayanağı bonoda ciro zincirinin koptuğunu, bir an için senetteki çift lehdar ve alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi hususları geçerli kabul edilse dahi,( asla kabul anlamına gelmemek üzere ) senedin arka yüzündeki ilk ciranta imzasının, ne lehdar görünen müvekkili ne de sonradan tahrifat ile lehdar olarak eklenen davalı alacaklı olduğunu, arka yüzdeki ilk cirantanın diğer müvekkili Yasin olduğunu, bu durumda ciro zincirinin koptuğunun tartışmasız olduğunu, davalının açıkça yetkili hamil sıfatına haiz olmadığından, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili ... yönünden olan iddialarının diğer müvekkili için de ileri sürdüklerini, usul ekonomisi gereğince bu müvekkili yönünden de yazılması tekrara gireceğinden yeniden yazmamakla birlikte aynı gerekçelerle müvekkili ...'un da İstanbul 33. İcra Müdürlüğü 2022/24467 E. Sayılı icra takibi ve takip dayanağı senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini, bir an için bu durumların var olduğu kabul edilse dahi, müvekkili Yasin yönünden açıkça zamanaşımı gerçekleştiğinden, yine borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerektiğini, davalının kambiyo takibi yapma hakkı olmadığı gibi, genel haciz yolu ile dahi takip yapma hakkının olmadığını, davalı alacaklının tacir olduğunu, basiretli davranması ve takibe girişirken gerekli özeni göstermesi gerektiğini, lehdar kısmında müvekkili Kaan'ın isminin yanına sonradan alacaklı unvanı eklendiğini ve paraf atılmadığının açık olduğunu, senet metninden açıkça görülen bu hukuka aykırılıkları bildiği halde ihtiyati haciz kararı alarak haciz işlemleri uyguladığını, takibin açıkça hukuka aykırı olduğu gibi alacaklının da kusuru bulunmadığını, her iki müvekkili yönünden de durumun aynı olduğunu, bu nedenle takipte kusurlu olan davalı aleyhine her iki müvekkili lehine de ayrı ayrı % 20'şerden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılarının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı borçlu ...'un borçlunun babası diğer davacı ... ve borçlunun dedesi müteveffa Mustafa Aksoy'un alacaklı şirkete olan borçlarına karşılık iş bu senedi müvekkili şirkete verdiğini, senette imzası bulunan Mustafa Aksoy'un 07.07.2022 Tarihinde vefat ettiği için bu sefer ... ve ... hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve ... yönünden müvekkili şirketin talebinin kabul edildiğini, senet metni incelendiğinde alacaklının müvekkili şirket ve borçlunun ise ...'un olduğunun senet metninden açıkça anlaşılacağını, takibe konu senet incelendiğinde görüleceği üzere borçlu ... ile birlikte müteveffa Mustafa Aksoy'un ve ...'un da borçlu olduğu dolayısıyla TBK 135.Maddesinin 1.fıkrasında yazıldığı gibi bir durumun söz konusu olmadığı açıkça ortada olduğunu, davacılar ... , ... ve Mustafa Aksoy ile bunların sahibi olduğu şirkete 2018 yılından bu yana müvekkili şirketin toptan kırmızı et sattığını, müvekkili şirketin bu şahıslar ve bu şahısların sahibi olduğu şirketten doğan ve bir türlü ödenemeyen alacağına karşılık ,Mustafa Aksoy (baba), ...( oğul), ... (torun) söz konusu senedi borçlarına karşılık imzalayarak müvekkili şirkete verdiklerini, davaya konu senedi borçlu sıfatı ile imzalayan adı geçen şahısların kime borçlandıklarını ve kim için iş bu senedi düzenlediklerinin bilinmediğini, borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şart olduğunu, dolayısıyla dosya borcu kapsamında ödemeler yapan borçlu davacının borcunu ikrar ve kabul ettiği anlaşılmakla, bu aşamadan sonra borçlu olmadığının tespiti için artık menfi tespit davası açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, davacının menfi tespit davasının konusunu oluşturan icra takibine konu senet borcuna karşılık faturada yazılı ürünleri müvekkili şirkete verdiğini, ayrıca yine faturadan anlaşılacağı üzere 34 ZFB 83 plakalı aracı da müvekkili şirket adına devrini gerçekleştirdiğini, davacıların kalan dosya borcu içinde, vefat eden babalarından geriye kalan taşınmazların kendilerine intikali gerçekleştikten sonra borca yetecek miktarda taşınmazın müvekkile devri hususunda müvekkili ile aralarında şifaen anlaştıklarını beyanla davacıların yasal dayanağı bulunmayan davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkemece açılan dava , dava konusu icra takibinin dayanağı olan bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve icra takiplerinin iptaline yöneliktir. 6102 sayılı TTK 'nın 673. Maddesinde poliçe keşidecisinin , keşideci tarafından bizzat kendi emrine veya üçüncü şahıs hesabına poliçe keşideci edebileceğine ilişkin düzenleme mevcuttur. Ancak TTK 778. Maddesinde bonolara ilişkin , uygulanacak poliçeye ilişkin hükümlere atıf yapılmış ancak TTK 673. Maddesine atıf yapılmadığından, işbu hükmün bonolar yönünden uygulanması mümkün değildir. Dava konusu icra takibine konu bonoda, yukarıda incelenen mahkeme kararlarında belirtildiği gibi , lehtar ve avalist ... birleştiğinden, dava konusu bononun hukuken , bono niteliğini yitirdiği sonucuna varmamızı gerektirmiştir. Mahkemece yukarıda incelenen İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararlarıyla davacı borçlular ... ve ... yönünden dava konusu İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2022/24467 Esas sayılı icra takibinin iptaline karar verilmiş olması ve kararların mahkemede açılan işbu davadan sonra kesinleştiği dikkate alındığında, icra takibinin iptali talebi yönünden davanın konusuz hale geldiği mahkemece tespit edilmiştir. Bu nedenle, icra takibinin iptaline ilişkin istem yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacı yanın bonodan ötürü borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebi bakımından; Davacı ...'un lehtardan sonra senet arkasında ciranta olarak adının yazıldığı ve imzası atıldığı, senette borçlu veya avalist olmadığı, takip hukukuna göre davalı tarafça, kendisinin senet arkasında lehtar olarak cirosu olmadan işbu şahısın isim ve cirosuna yer verildiği, lehtarın ancak kendisinin usulüne uygun olarak ciro yapması halinde kendisinden sonra gelen borçlunun , temlik cirosu ile senedi yeniden lehtara devir ve teslim etmesi gerektiği , bu nedenle davacı lehtarın işbu davalı ciranta aleyhine takip yapamayacağı, takip tarihinde 3.şahıs bono borçlusu Mustafa Aksoy'un sağ olduğu anlaşılmakla, işbu davacının davalı aleyhine senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, karar vermek gerekmiştir. Diğer davacı ... yönünden; alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden TTK 72 ve 673 maddeleri gereğince davalıya dava konusu bono nedeniyle şeklen (maddi hukuka ilişkin davalının alacaklı olduğuna ilişkin iddiaları hukuken etkilenmemek kaydıyla) borçlu olmadığının, dava konusu senedin kambiyo vasfını yitirdiği ve ancak temel ilişkiye dayalı olarak borçlu olup olmadığının açılacak temel ilişkiye dayalı davada değerlendirilebileceği mahkemece benimsenmekle, davacının dava konusu bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı yanın kötüniyet tazminatı talebinin, davalı alacaklının icra takibini sırf haksız ve kötü niyetle davacıyı bile bile zarara uğratmak için yaptığı ispat edilemediğinden, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmadığından , esasen temel ilişkinin mevcut olduğu davalı tarafından beyan ve buna ilişkin bilgiler de sunulması nedeniyle , şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği, sonucuna varılmıştır.
Davalı yanın, icra inkar tazminatı isteminin de , davanın konusuz kalması nedeniyle reddedilmesi karşısında davanın haksız olmadığı anlaşıldığından şartları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacıların İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2022/24467 Esas sayılı takibin iptaline yönelik davalarının dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, çünkü aynı taraflar arasında takibin iptaline yönelik iş bu davadan önce açılmış İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/647 ve 2022/652 Esas sayılı takibin iptali davaları olduğunu, iş bu dava açıldığında davacılar tarafından icra hukuk mahkemesinde ki takibin iptali davaları da derdest olduğunu, HMK 114 maddesinin "ı" fıkrası aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı olduğundan davacının iş bu davalarının dava şartı yokluğuyla reddedilmesi gerektiğini, davacıların hukuki yararlarının bulunmadığı
-Mahkeme tarafından her ne kadar davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verip davacının davalıya dava konusu bono nedeniyle şeklen borçlu olmadığına karar vermişse de, davacı ... hakkındaki karar maddi hukuka yönelik verilmiş bir karar olmadığından iş bu davadan davalı şirket hakkında nispi harca karar verilmesi de açıkça usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Mahkemece aktif husumetin fahiş bir hata nedeniyle hatalı değerlendirildiğini, huzurdaki davanın, müvekkillerinin murisi Mustafa Aksoy imzasına ilişkin olmadığını, sadece kendi imzalarına ilişkin olduğunu, Mahkemece durumdan vazife çıkartılarak tuhaf bir şekilde muris Mustafa Aksoy yönünden de değerlendirme yapıldığını, dava 15/01/2017 düzenleme, 22/06/2020 vade tarihli 1.800.000 TL bedelli bono ve bu dayanak bono için müvekkilleri aleyhine başlatılan İstanbul 33. İcra Müdürlüğü 2022/24467 E. Sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olup, ilgili bonoda müvekkili Kaan keşideci, müvekkili Yasin ise (lehdar olmadığı halde) arka yüzdeki ilk ciranta göründüğünü, her ne kadar müvekkillerin murisi müteveffa Mustafa Aksoy da dava konusu senette aval görünmekte ise de, dava dilekçenin hiçbir yerinde ne Mustafa Aksoy'un ismi ne muris ne müteveffa ibareleri geçmediğini, Mustafa Aksoy'un müvekkilleri dışında mirasçıları da olduğunu, dava konusu icra takibinde Mustafa Aksoy yahut diğer mirasçıları taraf da gösterilmediğini, sonradan takip ona veya diğer mirasçılarına da yöneltilmediğini, müteveffa ve diğer mirasçılara karşı keşide edilmiş ihtarname yahut yazılı talep de olmadığını, vekaletnamede Mustafa Aksoy yahut mirasçıları ibaresi olmadığını, 28/03/2023 tarihli dilekçede, davanın Mustafa Aksoy terekesine yahut imzasına ilişkin olmadığı sadece müvekkiller yönünden olduğu da yazılı olduğunu, aktif husumetin yanlış değerlendirilmesi ve 28/03/2023 tarihli dilekçenin heyet tarafından okunmamış olması nedeniyle hukuka aykırı bir karar ortaya çıktığını,
-Dava konusu icra takibinin her iki müvekkil yönünden de ayrı ayrı şikayetler neticesinde, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/652 E. 2023/33 K. ve 2022/647 E., 2023/538 K. sayılı dosyalar sonucunda ile huzurdaki dava açıldıktan daha sonra kesinleşen kararlar nedeniyle iptal edildiği tespit edilerek icra takibi yönünden davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de, huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet veren davalının nisbi vekalet ücreti ile sorumlu tutulması gerekirken, tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olduğunu,
-Müvekkil Kaan yönünden dava konusu kambiyo senedinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeniyle isabetli şekilde davanın esastan kabulüne karar verilmiş ise de, nisbi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olduğunu, gerek İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/302 D. İş sayılı ihtiyati hacze itirazı gerekse İcra Hukuk Mahkemesi nezdindeki şikayeti de aynı gerekçelerle lehimize sonuçlanarak kesinleştiğini, o dosyaların niteliği gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi huzurdaki davada da maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlamına asla gelmeyeceğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,
-Müvekkili Yasin'in dava konusu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığına ilişkin davanın ise hukuka aykırı şekilde reddedildiğini '' Davacı ...'un lehtardan sonra senet arkasında ciranta olarak adının yazıldığı ve imzası atıldığı, senette borçlu veya avalist olmadığı, takip hukukuna göre davalı tarafça, kendisinin senet arkasında lehtar olarak cirosu olmadan işbu şahısın isim ve cirosuna yer verildiği, lehtarın ancak kendisinin usulüne uygun olarak ciro yapması halinde kendisinden sonra gelen borçlunun , temlik cirosu ile senedi yeniden lehtara devir ve teslim etmesi gerektiği , bu nedenle davacı lehtarın işbu davalı ciranta aleyhine takip yapamayacağı, takip tarihinde (?) 3.şahıs bono borçlusu Mustafa Aksoy'un sağ olduğu anlaşılmakla, işbu davacının davalı aleyhine senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, karar vermek gerekmiştir.'' şeklindeki gerekçenin anlaşılamadığını, davada, müvekkili Yasin ciranta ise de davalı değil, davacı olduğunu, takip yapan ve lehdar görünen ise davacı değil davalı olduğunu, lehdar kısmında ise hem müvekkili Kaan'ın ( Yasin'in değil ) hem de davalı alacaklı görünen Ermiş Et'in ünvanı yazdığın, senedi kimin kime iade/devir etmesi gerektiğini yukarıdaki kısımdan anlayamadıklarını, dosyadan el çektikleri için de maalesef Sayın Heyete de soramadıklarını, Mustafa Aksoy'un '' takip tarihinde '' sağ olması ibaresini de anlayamadıklarını, aval görünen dava dışı Mustafa Aksoy icra takip tarihinde sağ ise de, dava tarihinde ölü olduğunu, Yerel Mahkemece icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığı ve kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığı iddialarının ayrı ayrı irdelendiğini, Davanın icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin kısmında aynı gerekçeli kararda her iki müvekkili yönünden davanın konusuz kaldığına karar verildiğini, Kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığı iddiası ise icra takibinden daha geniş bir kavram olduğunu, kambiyo senedi ile icra takibi dışında örnek olarak alacak davası da açılabileceğini,
-Gerekçeli karardan anladıklarının, müvekkili Yasin yönünden icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığı iddiasına ilişkin davanın konusuz kaldığına, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin iddianın ise reddedildiğini, buna göre ciranta Yasin için protesto çekilmediğini, zamanaşımına iranta Yasin için protesto çekilmediğini, zamanaşımına uğradığını, Ciro zinciri koptuğunu, Davalı yetkili hamil olmadığını, lehdar kısmında çift lehdar ve tahrifat olup, paraf olmadığını, kayıtsız şartsız bir borç ikrarı içermediğini, Kambiyo senedi vasfı olmadığını, dava konusu bonoda, lehdar kısmındaki müvekkili Kaan isminin yanına sonradan '' Ermiş Et Ltd. Şti '' ibaresi eklendiğini, Dava konusu bonoda hem '' kuruş '' bölümünde hem de lehdar bölümünde, müvekkili ... isminden sonra kapatma çizgisi çekildiğini, ancak bu '' Ermiş Et Ltd. Şti '' ibaresi kapatma çizgisini gizleyerek eklendiğini, ilgili eklemede müvekkilin parafı da olmadığını, bu nedenle de ilgili bono geçersiz hale geldiğini,
-Takip dayanağı bonoda ciro zinciri koptuğunu, bir an için senetteki çift lehdar ve alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi hususları geçerli kabul edilse dahi,( asla kabul anlamına gelmemek üzere ) senedin arka yüzündeki ilk ciranta imzası, ne lehdar görünen müvekkil ne de sonradan tahrifat ile lehdar olarak eklenen davalı alacaklı olduğunu, arka yüzdeki ilk ciranta diğer müvekkili Yasin' olduğunu, bu durumda ciro zincirinin koptuğunu, Müvekkili Kaan'ın ve Yasin'in ayrıca bu nedenle de dava konusu takip ve dayanağı bono nedeniyle borçlu olmadığını, Davalı açıkça yetkili hamil sıfatına haiz olmadığından, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiğini,
-Müvekkil Yasin yönünden diğer gerekçelerin dışında başkaca bir gerekçenin de icra takibi dayanağı bono, protesto edilmediğini, TTK'nun 714. ve 730. maddeleri uyarınca, belirli bir günde veya düzenleme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartını içeren bir bonoya dayanarak hamilin lehtara ve cirantalara müracaat edebilmesi, ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde senet keşidecisinin protesto edilmesine bağlı olduğunu, keşideciye bu yasal hak düşürücü süre içerisinde ödememe protestosu çekilmediğini, yahut vadesi gösterilmemiş bonolardaki 1 yıllık protesto süresi dahi geçtiğini, TTK madde 722'de yazılı istisnai durumlar ve davalının muafiyetleri de somut olayda söz konusu olmadığını,
-Davalının kambiyo takibi yapma hakkı olmadığı gibi, genel haciz yolu ile dahi takip yapma hakkı da olmadığını, her ne kadar taraflarınca müvekkil Kaan için İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/647 E., müvekkil Yasin için ise İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/652 E. Sayılı dosyalardan takibin durdurulması istemli davalar ikame edilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/19-1708 E., 2015/1025 K. 13/03/2015 tarihli ilam ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/14474 E., 2017/6351 K. Ve 27/09/2017 tarihli ilamları uyarınca huzurdaki davada hukuki yararının bulunduğunu, hatta icra hukuk mahkemesinde tazminata hükmedilmesi halinde dahi ayrıca menfi tespit davasında da lehimize tazminata hükmedilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alındığını,
-Davalı alacaklının tacir olduğu, basiretli davranması ve takibe girişirken gerekli özeni göstermesi gerektiği, lehdar kısmında müvekkil Kaan'ın isminin yanına sonradan alacaklı ünvanı eklendiği, paraf atılmadığı, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği, ciro zincirinin koptuğu, müvekkili Yasin' e protesto çekilmediği, zamanaşımına uğradığı da açık olduğunu, senet metninden açıkça görülen bu hukuka aykırılıkları bildiği halde ihtiyati haciz kararı alarak haciz işlemleri uyguladığını, takip açıkça hukuka aykırı olduğu gibi alacaklının da sadece ağır ihmali değil aynı zamanda kusuru bulunduğunu, davalı aleyhine her iki müvekkili lehine de ayrı ayrı % 20'şerden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece hatalı değerlendirme ve yanlış gerekçe bu taleplerinin de reddedilmesinin hatalı olduğunu, her iki müvekkil yönünden tümden davanın kabulünü, davanın kabulü sebepleri ayrı ayrı olduğundan her iki müvekkili lehine de ayrı ayrı nisbi vekalet ücreti takdirini, davalı alacaklının takipte kusuru ve ağır ihmali tartışmasız olduğundan her iki müvekkili lehine de ayrı ayrı % 20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin davacı ... yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı ... yönünden davanın kabulü kararı ile davacı ... hakkındaki kabul kararı maddi hukuka yönelik verilmiş bir karar olmadığı halde iş bu davadan davalı şirket hakkında nispi harca karar vermiş olması dışındaki diğer kararları usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davacıların İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2022/24467 esas sayılı icra takibi ve takip dayanağı senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2022/24467 esas sayılı dosyasında; ... tarafından ... ile ... adına icra takibi başlatıldığı, 1.800.000,00 TL asıl alacak, 130.869,86 TL işlemiş faiz, 301.500,00 TL işlemiş faiz, 203.498,63 TL işlemiş faiz, 5.400,00 TL komisyon olmak üzere toplam 2.441.268,49 TL alacağın icra gideri, vek.ücr. ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (1.800.000,00 TL yıllık %15,75 Avans Faizi (3095 S.lı K. Uyarınca)) faiz ile tahsilinin talep edildiği, takibin dayanağı, 15/01/2020 keşide tarihli ve 22/06/2020 vadeli 1.800.000,00 TL meblağlı bonoda borçlu olarak ... ve Mustafa Aksoy'un kefil olarak gösterildiği , lehtar kısmında "... - Ermiş Et .. Ltd. Şti'nin" alacaklı gösterildiği , senedin arkasında ... ve Ermiş Et .. Ltd. Şti'nin lehtar olarak ciro etmeksizin ... isim ve imzasının yer aldığı , işbu şahıstan sonra icra takibini yapan Ermiş Et .. Ltd. Şti'nin cirosunun yer almadığı tespit edilmiştir.
Mahkeme tarafından dosya içerisine alınan nüfus kayıtlarına göre, ...'un babasının ... olduğu, Mustafa Aksoy'un da ...'un oğlu olduğu ve işbu şahısların sağ oldukları nüfus kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmıştır.
Mahkeme tarafından dosya içerisine alınan İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/652 - 2023/33 sayılı ve 17/01/2023 günlü kararda , davacı ...'un , davalı Ermiş Et Ltd. Şti. Aleyhine dava konusu bononun icra takibine konu edildiği, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2022/24467 Esas sayılı icra takibinin iptali talep edildiği, mahkemece, dava konusu bonoda ...'un borçlu ve lehtar olarak isminin yer aldığı , bonoda borçlu ve lehtar hanesinde ismi yer alan ...'un senetten ötürü hem borçlu hem alacaklı sıfatını taşıyamayacağı TTK 778. Maddesinde poliçeler için düzenlenmiş olan TTK 673. Maddesine atıf yapılmadığı, (işbu maddede poliçenin bizzat düzenleyenin emrine yazı olabileceği gibi bizzat düzenleyenin üzerine veya bir üçüncü kişi hesabına düzenlenebileceğine ilişkin hüküm) bu nedenle poliçeye ilişkin düzenlemenin bonolar yönünden uygulanamayacağı, bonoda borçlu ve lehtarın birleşmesi halinde senedin kambiyo vasfını taşımaması nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile , dava konusu icra takibinin iptaline karar verildiği ve kararın 03/02/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı ... tarafından dava konusu icra takibi alacaklısı Ermiş Et .. Ltd. Şti aleyhine diğer borçlu ... gibi İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/647-2023/538 sayılı ve 19/10/2023 günlü kararı ile davacı ... yönünden yukarıda incelenen ...'a ilişkin verilen kararda belirtilen aynı gerekçelerle dava konusu İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2022/24467 Esas sayılı icra takibinin iptaline karar verildiği ve kararın 05/12/2023 tarihinde kesinleştiği, mahkememizce belirlenmiştir.
Dava konusu icra takibine konu bono yönünden İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/302-302 D.iş sayılı ve 23/09/2022 ihtiyati haciz kararı aynı mahkemenin 06/10/2022 günlü ek kararı ile itiraz üzerine 07/10/2022 tarihinde kaldırılmıştır.
Davalı istinaf istemine ilişkin olarak;
Davacı ... yönünden verilen kararın usul hukukuna ilişkin bir karar olmadığı, menfi tespit isteminin kabul kararı olduğu ve maddi hukuka ilişkin bir karar olduğu, bu nedenle nispi harç alınmasında aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
İcra hukuk mahkemelerinden verilen kararların kesin nitelik taşımaması nedeniyle davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunduğu, Davanın menfi tespit davası olup, İcra Hukuk Mahkemesi kararının ise takip hukuku ile ilgili olduğu, menfi tespit davasının açılmasına engel olmadığı, bu nedenlerle istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacının istinaf istemine ilişkin olarak;
Davacı tarafça, Mahkemece muris Mustafa Aksoy yönünden de değerlendirme yapıldığı ileri sürülmüş olup, Mustafa Aksoy yönünden kurulu bir hüküm olmamakla birlikte, 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiş olup, gerekçede yer alması gereken bir hususun, hükümde açıklama olarak yer almasının HMK 297. Maddesi kapsamında hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla, davacının bu konudaki istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yasin yönünden icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığı iddiasına ilişkin davanın konusuz kaldığına, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin iddianın ise reddedildiğinin ileri sürüldüğü, Yasin senet üzerinde ciranta olarak yer aldığı ve ilk ve son ciranta olması, kendisinden sonra başka ciranta bulunmaması nedeniyle dava açmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu konudaki istinaf isteminin de reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
Dava konusu icra takibinin her iki davacı yönünden de ayrı ayrı şikayetler neticesinde, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/652 E. 2023/33 K. ve 2022/647 E., 2023/538 K. sayılı dosyalar sonucunda, dava açıldıktan daha sonra kesinleşen kararlar nedeniyle iptal edildiği, ancak davacıların dava dilekçesinde icra takiplerinin iptali talepleri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasının yerinde bulunmadığı, bu nedenle, davanın konusuz kaldığına ilişkin hükme yönelik verilen vekalet ücreti ve harca ilişkin istinaf isteminin de kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı ... yönünden dava konusu kambiyo senedinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeniyle davanın esastan kabulüne karar verilmiş olup, borçlu olmadığının tespitine ilişkin hükmün esasa ilişkin karar olması nedeniyle, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353 1-b-1 maddesi gereğine esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353 1-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2024 tarih, 2023/31 E., 2024/108 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Dava konusu İstanbul 33. İcra Dairesi'nin 2022/24467 Esas sayılı dosyadaki bono yönünden davacıların borçlu olup olmadığına ilişkin davada, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
a)Davacı ...'un açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
b)Davacı ... yönünden davanın kabulü ile; alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden TTK 72 ve 673 maddeleri gereğince davalıya dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının TESPİTİNE,
c)Davacı yanın kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,
d)Davalı yanın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 122.958‬,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 30.739,50 TL peşin harcın düşümü sonucu kalan 92.218,5‬0 TL harcın davalı şirketten alınarak Hazineye gelir KAYDINA,
4/b-Davacı tarafından yapılan 138,00 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre takdiren yapılan hesaplama sonucunda 92,00 TL sinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
4/c-Davacılar tarafından yatırılan 30.739,50 TL peşin harç ile 179,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 30.919‬,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara ÖDENMESİNE,
4/ç-Davalı tarafından yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine yer OLMADIĞINA,
4/d-Davacı ... yönünden dava konusu bono nedeniyle açılan menfi tespit davası nedeniyle kendisini vekille temsil ettirmiş olduğu anlaşılmakla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 270.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı ...'a ÖDENMESİNE,
4/e-Davacı ... yönünden dava hukuki yarar yokluğundan reddedildiğinden; davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınıp davalıya ÖDENMESİNE,
4/f-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 122.958‬,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 30.739,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 92.218,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davacı ... tarafından yapılan 1.169,40x2=TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.598,80TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5/d- incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026