İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, eski çalışan kardeşinin kötü niyetli marka tescili ve ticari sırlarla haksız rekabet iddiasını inceleyen istinaf kararını açıkladı.
Özet: Bir şirket, eski bir çalışanının edindiği ticari sırlar, ar-ge bilgileri ve müşteri portföyü gibi gizli verileri kötü niyetle kullanarak kardeşinin adına tescil ettirdiği benzer marka ile kendi tescilli markasına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet yarattığını iddia ederek, davalı markanın hükümsüzlüğünü, marka hakkına tecavüzün tespit ve önlenmesini, haksız rekabet oluşturan internet sitesi ve tüm mecralardaki faaliyetlerin durdurulmasını, marka hakkı ihlali oluşturan ürünlerin imhasını ve uğradığı maddi-manevi zararların tazminini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1050 Esas
KARAR NO: 2026/1185
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/03/2024
NUMARASI: 2022/69 E. - 2024/48 K.
DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti,önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi,
manevi, itibar tazminatı ile markanın hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 14.04.2021 başvuru tarihli ...nolu "..." markasının, davacı müvekkilin 28.05.2008 başvuru tarihli ... nolu "....tr şekil" markasını mutlak ret ve nispi ret nedenleri ile kötü niyetli tescil ettiği gerekçesiyle; davalının 14.04.2021 başvuru tarihi ...nolu "..." markası kapsamında evvela ihtiyati tedbiri kararının alınması, hükümsüzlüğüne karar verilmesi, mümkün değil ise anılan markalardan "..." ibaresinin çıkarılmasını, müvekkilin tescilli "....tr şekil" markasına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile müvekkili nezdinde oluşan zararların işleyecek ticari faizle birlikte (fazlaya ilişkin hakları saklı kalması suretiyle) tazminini, 12.11.2008 bülten tarihli ve 159 sayılı marka bülteninde yayınlanan ... başvuru numaralı, müvekkili şirket ... ....Limited Şirketi adına kaim "..." ibareli markanın müvekkili tarafından uzun yıllardır tescil edilerek koruma altına alındığını,
Ardından davalı 14.04.2021 başvuru tarihi ...nolu "..." ibareli markayı tescil ettirerek müvekkilinin markasını ihlal ettiğini, Ayrıca müvekkilinin İnternet adresini, İnternet alan adını, şirkete ait ticari sır niteliğinde bulunan gizli bilgileri, Ar-Ge kapsamında elde edilmiş ürünlerin bilgilerini, şifre ve yazılımların bulunduğu rfid ürünlerini, müvekkilinin müşteri portföyünü, tedarikçileri ile iletişimi geçmek suretiyle müvekkilin ürünlerinin kopyalarını yaptırmaları ve/veya bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla haksız rekabet ve suç teşkil eden faaliyetlerde bulunarak müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini ve telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verdiğini, davalının daha önce müvekkili şirkette e-ticaret uzmanı olarak çalışmakta olan ... isimli kişinin kardeşi olduğunu, ...'ın müvekkili şirketten yeni bir iş kuracağı gerekçesiyle istifa ederek ayrıldığını, ...'ın müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı sürede müvekkilinin AR-GE kapsamında bünyesine kattığı bilgileri haksız şekilde elde ederek ve kullanarak kardeşi adına marka tescili yaptırdığı ve müvekkiliyle aynı alanda faaliyet gösterdiğini, ...'ın çalışmış olduğu şirketi TPMK nezdinde tescilli ve müvekkiline ait "..." ibareli markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını,
müvekkilinin markasının varlığını bilmesine rağmen müvekkili şirkette çalışan biri tarafından kötü niyetli olarak, kardeşinin adına "..." ibaresi ile usulsüz tescil gerçekleştirildiğini, İhtiyati tedbir talebinin ivedilikle kabulü ile davalı tarafa tebligat gönderilmeden, davalı tarafın müvekkilinin davaya konu marka hakkına tecavüzlerinin ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine yönelik bilirkişi vasıtası ile rapor aldırılmasını, davalı tarafın müvekkilinin marka hakkına tecavüz ederek faaliyette bulunduğu “www...com” isimli internet sitesi üzerinde ve İnternet'teki diğer tüm mecralardaki tanıtım ve kullanımın durdurulmasını, davalıya ait markanın web sitesinden çıkarılmasını, mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesini, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitine, tecavüzün önlenmesine,
sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, müvekkiline ait "..." ... "..." ibaresinin kullanımının dava sonuna kadar tedbiren, dava sonunda tamamen durdurulmasını, "..." ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç ve gerecin üçüncü kişilerin elinde olsa dahi imhasını,
Gerekçeli kararın fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanını, Davalı tarafın müvekkilinin davaya konu marka hakkına tecavüz ederek haksız ve hukuka aykırı faaliyette bulunduğu “www...com” isimli internet sitesine ve sosyal medya/internet hesaplarına erişimin engellenmesini; ayrıca diğer internet satış platformlarındaki (..., ....., ...., .... ve/veya bunlarla sınırlı kalmaksızın) faaliyetlerinin de önlenmesini, durdurulmasını ve kaldırılmasını, Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak marka hakkına ihlal gerekçesiyle Sınai Mülkiyet Kanunu ve haksız rekabetin vuku bulması dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu uyarınca müvekkilinin uğradığı fiili zararı, yoksun kalınan kar göz önünde bulundurularak hesaplanacak ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00- TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, Markanın kötüniyetli ve hukuka aykırı bir şekilde kullanılmasıyla müvekkilin piyasada yer alan saygınlığına zarar verilmesi sebebiyle ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla 20.000,00-TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, müvekkilinin bu haksız kullanım nedeniyle müşteriler nezdinde itibarının zedelenmesi sebebiyle ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL itibar tazminatının ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, talep etmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; markanın iltibas özelliği iki marka arasındaki benzerlikleri ifade ettiği, benzerliklerin oluştuğunun kabullenilmesi için ortalama tüketicilerin markalar arasında benzerlikler bulunmasına ilişkin durumlar için geçerli olduğu, davalının ve davacı tarafın ticari olarak çalışmakta olduğu markanın esas unsuru ... adı verilen radyo frekansları için kullanılan dünya üzerinde kullanılan bir marka olduğu, bu markanın tüketicilerinin belirli bir seviyede tüketici sınıfında olduğunun kabul edilmesi gerektiği, markanın içeriğinde tüketicilerin satın alması için sunulan ürünlerin belirli bir teknolojik bilgi birikimine sahip insanların kullanabileceği ürünler olduğu, işbu tüketicilerin bilinç düzeyinin daha fazla olması ve bu sebeple karıştırma ihtimalinin daha düşük olacağının aşikar olduğu, markanın iltibası için esas unsurlarında benzerliğinin gerektiği ancak davacı tarafın markasına renklerine ve fonetiğine bakıldığında davacı şirketin marka renklerinin ağırlıklı olarak ... olduğu, davalının markasında ise.. renginin daha öne çıktığı ve markasında .... “.com” “com.tr” şeklinde bir ibarenin bulunmadığının açık olduğu işbu durumdan dolayı davacı tarafın SMK 5/1-ç bendi uyarınca markaların işaretlerinin benzer veya aynı olmadığı, davalının sahip olduğu marka olan “...” markasının davacı tarafın markasıyla herhangi bir benzerliğini bulunmadığı bu sebeple iltibas talebinde bulunamayacağının belli olduğu, SMK m.6/5 kapsamında davalı tarafın cevabında, bir markanın Türkiye kapsamında tanınmışlık düzeyinin fazla olması için markanın bağlı bulunduğu sektörde tüketiciler nezdinde ciddi bir talebin bulunduğu ve buna bağlı olarak bir ün kazandığı düşünülmekte olduğu ancak davacı şirketin bu üne kavuşmadığı, kavuşsa bile bu üne ilişkin somut bir delil bulunmadığı, tüm bu sebeplerden ötürü, davacı şirket ile davalı arasındaki markalar arasında herhangi bir hükümsüzlük şartının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine, ticari sır ihlali ve haksız rekabet açısında verilen taleplerin usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/69 esas, 2024/48 karar sayılı, 14/03/2024 tarihli kararı ile; "Davacı şirketin ... numaralı ....tr + şekil ibareli markanın 09. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ...numaralı ... + şekil ibareli markanın 09 ve 35. sınıfta tescili sahibi olduğu, davacının iddiasına göre daha önce davacı şirkette çalışmış olan dava dışı ...' ın davalının kardeşi olduğunu, çalıştığı süre içerisinde elde etmiş olduğu bilgiler ile davacı şirketten ayrılarak dava konusu marka ile ilgili ticari faaliyette bulunduklarını, kullanımlarının davacı markasına benzer olduğunu, bu durumun marka hakkına tecavüz aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ettiği, davalının davanın reddini talep ettiği, mahkememizce aldırılan ilk 26/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda taraf markaları arasında benzerlik olmadığı belirtilerek hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği daha sonra davanın esası yönünden aldırılan 06/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise taraf markalarının benzer olmadığı haksız rekabetin söz konusu olmadığı yönünde görüş bildirildiği, buna göre de taraf markaları karşılaştırıldığında, taraf markalarında ortak ibare olan ... ibaresinin radyo frekansı ile tanımlama teknolojisi anlamına gelip ticaret alanında herkes tarafından kullanılan genel bir ifade olduğu bu sebeple bu ibarenin tek başına tescili mümkün olmadığından bu ibarenin başına veya sonuna başka kelime ve şekiller getirilmek suretiyle tescilinin sağlandığı, bu anlamda davacı markasının ....tr davalı markasının ise ... .... + şekil ibarelerinden oluştuğu, markaların .. ibaresinin genel bir ibare olması sebebiyle bu ibare dışında gerek görsel gerek işitsel gerekse şekil yönünden benzer olmadığı bu sebeple karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığından gerçek hak sahipliği ve iltibas yönünden hükümsüzlük davasının reddi gerektiği, kötü niyetli tescil iddiası bakımından ise davalının kardeşinin daha önce davacı şirkette çalışıyor olmasının tek başına kötü niyetli tescil olarak değerlendirilemeyeceği,
taraf markalarının benzer olmadığı, davalı markasının davacı markasından şekil ve kelime itibariyle farklılaştığı bu sebeple kötü niyetli tescil iddiası da ispatlanamadığından bu yönden hükümsüzlük talebinin reddi gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiası yönünden ise markalar arasında benzerlik olmadığından her ne kadar tarafların ticari faaliyet alanları aynı ise de karıştırılma ihtimali olmadığından marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği, tarafların benzer ticari faaliyette bulunmaları sebebiyle hizmet vermiş ve satmış oldukları ürünlerin benzer olmasının normal olduğu, sektör bilirkişisine göre de bu benzerliğin ticari faaliyet kapsamında haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtilmesi karşısında tek başına davalının kardeşinin davacı şirkette geçmişte çalışıyor olması ve daha sonra davalı ile birlikte davacı şirket ile aynı sektörde faaliyette bulunmasının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, rfid teknolojisi üzerinde çok sayıda firmanın ticari faaliyette bulunduğu bu sebeple davalının da bu yöndeki faaliyetinin engellenemeyeceği anlaşıldığından tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden ve bunlarla bağlantılı tazminat talepleri yönünden de davanın REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ve IoT alanında donanım, etiket ve yazılım geliştiren, "..." ibareli markayı 2008 yılından beri tescilli olarak koruyan, sektörde haklı bir üne ve yüksek pazar payına sahip kurumsal bir firma olduğunu, davalının ise 14.04.2021 başvuru tarihli "..." ibareli markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, bu durumun müvekkilin marka hakkını ihlal ettiğini ve haksız rekabete yol açtığını, davalı olarak görünen kişinin, müvekkili şirkette e-ticaret uzmanı olarak çalışmaktayken yeni iş kurma gerekçesiyle istifa eden eski çalışan ...'ın kardeşi olduğunu, asıl faaliyetleri yürüten ve markayı arkadan idare eden kişinin bu eski çalışan olduğunu, eski çalışanın, müvekkili şirketteki görevi esnasında edindiği Ar-Ge kapsamındaki ürün bilgilerini, ticari sır niteliğindeki gizli bilgileri, müşteri portföyünü, şifre ve yazılımları haksız şekilde ele geçirdiğini, kardeşinin adını öne sürerek birebir kopya niteliğinde "..." firmasını kurduğunu, müvekkilin tedarikçileriyle iletişime geçilerek ürünlerin kopyalarının yaptırıldığını, Ar-Ge maliyetleri olmadığı için ürün fiyatlarını yarı yarıya indirerek müvekkili ciddi zarara uğrattıklarını, tüzel kişilik perdesinin aralanması gereken bir durumun mevcut olduğunu, müvekkilin tescilli ticaret unvanının ve "www...tr" alan adının çekirdek unsurunun "..." olduğunu, davalının ise "market" kelimesinin İngilizce eş anlamlısı olan "..." kelimesini seçerek "..." ibaresini türettiğini, markadaki "..." ekinin ise ayırt edici olmayıp jenerik bir ifade olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel olarak iltibas (karıştırılma) ihtimalinin yüksek olduğunu, ortalama tüketicinin sosyal platformlardaki satışlar nedeniyle müvekkili arayarak bağlantı kurmaya çalıştığını, tarafların internet sitelerinin ve ürün kategorilerinin yüksek oranda benzer olduğunun bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini, davalının haksız fiillerinin durdurulması için çekilen ihtarnamenin dikkate alınmadığını, tescilin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç (mutlak ret) ve 6/1 (nispi ret/iltibas), 6/3 (gerçek hak sahipliği), 6/5 (tanınmış marka), 6/6 (ticaret unvanı/alan adı ihlali) ile 6/9 (kötü niyet) maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, eski çalışanın müvekkiline ait markayı bilmemesinin imkansız olduğunu,
"www...com" alan adının henüz müvekkili bünyesinde çalışmaktayken alındığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda eski çalışan ve yakınları tarafından yapılan bu tescilin doğrudan "kötü niyetli tescil" kabul edilmesi ve markanın tümden hükümsüz kılınması gerektiğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet sebebiyle müvekkilin müşteri ve ciro kaybı yaşayarak maddi zarara, piyasadaki itibarının zedelenmesiyle de manevi ve itibar zararına uğradığını, yoksun kalınan kârın davalının elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanması gerektiğini, tüm bu haklı gerekçelere ve somut delillere rağmen yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden hüküm tesis edilerek markanın hükümsüzlüğüne, tecavüzün önlenmesine ve zararların ticari faiziyle tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi, manevi, itibar tazminatı ile davalı adına tescilli ...numaralı ... + şekil ibareli markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davacı şirket adına tescilli ... numaralı ''....com.tr'' + şekil ibareli markanın 9. sınıfta tescilli olduğu, davalının ...numaralı ... + şekil markasının 9. ve 35. sınıflarda tescilli olduğu, ''...'' ibaresinin radyo frekansı ile tanımlama (.... aracılığı ile tanımlama teknolojisi/ ....) anlamına gelip tescilli olduğu sınıf yönünden ilgili malları işaret eden bir ibare olduğu, davalının markasal kullanımlarında ...kelime unsurunun ön planda yer aldığı, davacı markalarından renk, şekil ve yazı stili unsurları itibari ile farklılaştığı, davalının fiili markasal kullanımlarında yer alan ve ön planda bulunan unsurların markayı davacının markasından ayırt edici kılmaya yeterli olduğu, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurulamayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafça, davalı tarafın kardeşi dava dışı ...'ın eski çalışanı olduğu, şirketteki ürünlerin ticari sırlarını da kullanarak, birebir taklidini yaptıkları, davalı yanın maliyetini yarıya indirdiği ve haksız rekabete sebebiyet verdiği ileri sürülmüş ise de davacı iddialarının soyut beyanlardan ibaret kaldığı, davalının aldatıcı yahut dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamasına dosya kapsamında rastlanılmadığı,
SMK'nın 5/1-ç, 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 maddelerine dayalı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaret bulunmadığı gibi karıştırılma ihtimalinin de mevcut olmadığı, gerçek hak sahipliğini ve davacı markasının tanınmış olduğunu gösterir delillerin bulunmadığı, davalı markasının davacının ticaret unvanından farklı olduğu, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ispata elverişli somut delillerin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Ancak davacının iddialarına dayanak gösterdiği üzere; dava konusu 14.04.2021 başvuru tarihi ...nolu ''......'' ibareli marka davalı adına tescil edilmiş ise de davalı ...'ın kardeşi dava dışı ... ile birlikte şirketin yönetim ve idaresini sürdürdüğü, ...'ın daha önce davacı şirkette e-ticaret uzmanı olarak çalışmakta olan davacının öz kardeşi olduğu, ...'ın davacı şirket bünyesinde çalıştığı sürede AR-GE kapsamında edindiği bilgileri, davalı ile birlikte kurup yönettikleri ... isimli şirkette haksız şekilde kullanarak kardeşi adına, marka tescilini yaptırdığı ve aynı alanda faaliyet göstermeye başladığı, İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2022/687 E. 2023/432 K. sayılı dosyada yapılan yapılan yargılama neticesinde iş sözleşmesi kapsamında rekabet yasağına aykırı davrandığının tespit edildiği ve cezai şarta hükmedildiği ileri sürülmüştür.
İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2022/687 E. 2023/432 K. sayılı dosyasına ait gerekçeli kararın tetkikinde; davacı şirket ile davalı (...) arasında 01/03/2017 tarihinde imzalanmış belirsiz süreli iş sözleşmesinin incelenmesinde, M.10 Ticari Sırların Korunması Gizlilik şartlarını düzenleyen "Çalışan görevi dolayısıyla ulaşma ya da öğrenme olasılığı bulunan, işverene rekabet avantajı sağlayan herhangi bir bilgi, yöntem, gelişme, bilgi birikimi, know-how veya endüstri alanında henüz duyulmamış, bilinmeyen bir fikir, uygulama, tasarım, model, eser, buluş vb. "ticari sır" diye adlandırılan gizli bilgileri korumayı, kullanmamayı ve açıklamamayı kabul ve taahhüt etmiştir.
Çalışan bu yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde bir zarar doğup doğmadığına bakılmaksızın aldığı son aylık brüt ücretinin bir yıllık tutarı kadar miktarı tazminat /cezai şart olarak işverene ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Çalışanın bu maddeye aykırı davranışı halinde maddi veya manevi başkaca bir zarar meydana gelirse, çalışan bu zararı da tazminle yükümlüdür.'' şeklinde hüküm altına alındığı anlaşılmış olup tüm dosya kapsamı ve tanık
beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalının ticari sır niteliğindeki sözleşmede yer alan çalışan görevi dolayısıyla ulaşma ya da öğrenme olasılığı bulunan, işverene rekabet avantajı sağlayan herhangi bir bilgi, yöntem , gelişme, bilgi birikimi, know how veya endüstri alanında henüz duyulmamış, bilinmeyen bir fikir, uygulama, tasarım, model, eser buluş vesairin kardeşine ait firmada satılmasının ticari sır olarak kabul edilmesi gerekmiş ve dosya kapsamında SGK kayıtları dışında maaşını gösteren herhangi bir veri bulunmaması nedeniyle SGK kayıtlarına göre davacının 43.429,20 TL ticari sırların korunması - gizlilik ihlali sebebiyle cezai şart alacağının bulunduğu kanaatine varıldığı görülmüştür.
Neticeten dosya kapsamında mevcut 04/02/2021 tarihli davalı ... imzalı dilekçede 13/08/2016 tarihinden itibaren iş yerinden 04/02/2021 tarihinde istifa ederek ayrıldığı belirtilmiş, SGK kayıtlarından davalının 01/03/2017 tarihide işe girdiği ve 17/02/2021 tarihinde işten ayrıldığı görülmüş, davalının sözleşmesi gereği davacı firma ürünlerinin davalının kardeşine ait firmada satılması rekabet yasağının ihlali olarak kabul edilmiş, dosya kapsamında SGK kayıtları dışında maaşını gösteren herhangi bir veri bulunmaması nedeniyle SGK kayıtlarına göre davacının 43.429,20 TL rekabet yasağının ihlali sebebiyle cezai şart alacağına hükmedildiği tespit edilmiştir. İşbu dava dosyasındaki tespitlerin davacının tecavüz, hükümsüzlük ve haksız rekabete yönelik istemleri yönünden delil mahiyetinde olduğu açık olup anılı dava dosyası içeriği değerlendirilmeden ve istinaf aşamasında olduğu belirtilen dosyanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılmadan hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle bu aşamada sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2022/687 E. 2023/432 K. sayılı dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak, kesinleşen tespitler ışığında davacının tecavüz, hükümsüzlük ve haksız rekabete yönelik istemlerinin değerlendirilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2024 tarih, 2022/... E. 2024/48 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026