İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasında senedin olağan dışı koşullarda elde edildiği iddiasıyla ispat yükünün davalıya geçtiği kararı inceledi.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, bir araç kiralama işlemi sırasında iradesi dışında imzalatıldığını ve metni sonradan doldurulduğunu iddia ettiği bir bonodan kaynaklanan borcu olmadığını ileri sürerek icra takibinin iptalini talep etmiş; davalı, bononun geçerli olduğunu ve borcun ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi ise davalının borç ilişkisine dair açıklamalarını hayatın olağan akışına aykırı bularak alacaklı olduğunu ispat yükünü davalıya yüklemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/1017 EsasKARAR NO: 2026/1159İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 19/04/2024NUMARASI: 2022/755 E. - 2024/248 K.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf, haksız ve hukuka aykırı olarak elde ettiği müvekkilin üzerinde imzası bulunan bonoyu İstanbul .... İcra Dairesi ...E. Numaralı dosyası ile takibe koyduğunu, davacının davalı taraf ile herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, ayrıca davalı tarafı hayatında bir defa dahi olsun görmediğini, söz konusu kambiyo senedi niteliğindeki bononun tahminen davacının ... Limited Şirketi'nden 08.09.2021 tarihli araç kiralaması sırasında evrakların altına tırtıklı senet konulması suretiyle iradesi dışı alınmış bir imza olduğunu, icra dosyasına bakıldığında da söz konusu senet üst tarafından tırtıklı ve kopartılmış bir senet olup davacının söz konusu senedi imzaladığını dahi bilmediğini, bu sebeple kendisi hakkında hukuka aykırı açılmış bu icra takibi dosyasına karşı İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/439 e. Numaralı dosyası ile dava açıldığını, söz konusu dava devam etmekte iken davacının ... adlı bir laboratuvardan uzman görüşü aldığını ve mütalaada özetle takibe dayanak bonodaki imzanın davacıya ait olduğu, senedin tırtıklı bir yapıda olup araç kiralama sözleşmesinden koparılmak suretiyle ayrı bir senet haline getirildiği, senet ön yüzünde yer alan yazıların davacı tarafından doldurulmayıp sonradan doldurulduğu sonuçlarına varıldığını, davacının borçlu olmadığının tespitine, İstanbul .... İcra Dairesi ...E. Numaralı dosyasında takibe dayanak olan bononun ve bonoya dayalı açılan takibin bedelsizlik sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kıymetli evrak borçlu tarafından imza altına alınmış olup borca konu senedin tüm zorunlu unsurlarının bulunduğu, şekil şartlarına haiz ve geçerli bir bono olduğunu, düzenleyen tarafından ödeme tarihi gelmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemesinin akabinde 20/07/2022 tarihinde, T.C. İstanbul .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı icra dosyası ile kambiyo senetlerine dayalı ilamsız icra takibi başlatılmış ve takibe konu bononun aslı İstanbul .... İcra Müdürlüğünce kasaya alındığını, senedin ön yüzünde yer alan yazıların sonradan doldurulduğu iddiası ise yerinde olmayıp karşı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu uzman görüşünde de yazıların sonradan yazıldığına dair bir tespit yapılmadığını, davalı ...'in bahsi geçen araç kiralama şirketiyle herhangi bir ilişkisi de bulunmadığını, senedin yazılı bir anlaşmaya bağlı olmaması, davacı tarafça yazılı bir delil sunulamamış olması, senedin borçlu tarafından tanzim edilmemesinin bir itiraz nedeni olmaması ve tüm bu nedenlerle senedin borçlu tarafından tanzim edilip edilmediği hususunun dava konusu dışında yer alması nedenleriyle bu hususta bulunulan beyan ve taleplerin reddine karar verilmesini, bedelsizlik iddiası ancak senetle ispat edilebileceğini, tanıkla ispat yapılamayacağını, bedelsizlik iddiasında bulunan borçlu senedin bedelsiz kaldığını ispat etmek zorunda olup bu konuda ispat yükü borçluda olduğunu, haksız davanın tümüyle reddine,yazılı ve inandırıcı hiç bir delil sunulamadığından takibin iptali talebinin reddine,dava değeri ve konusu gereği, senetle ispat ve resmi veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge dışında sair delil sunulması talebinin reddine,haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve alacağın %10 oranında para cezasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davalının kendi ifadesinden anlaşılacağı üzere çok da iyi tanımadığı, hali hazırda iletişim bilgileri bile mevcut olmayan sadece isminin ... olduğunu bildiği ve malvarlığı olup olmadığını bilmediği birine, tam konumu ve saati hatırlamadığı bir mekanda senet karşılığı elden 130.000,00-USD'yi ayrıntılarını ve geldiği aşamayı bilmediği restoran işi kurması için verdiği iddiası ve borç verdiğini iddia ettiği ..., ortağı olduğu iddia edilen hiç bir şekilde önceden tanımadığı, malvarlığının olup olmadığını bilmediği davacıdan 130.000-USD'lik senet aldığına ilişkin isticvabi ifadesi ile ve 3 ay vadeli senede de ...'ın avalini almaması hayatın olağan akışına aykırı olduğu apaçıktır. Davalının isticvap içeriği ile ortaya çıkan hayatın olağan akışına aykırılık nedeniyle oluşan fiilî karine nedeniyle ispat yükü, davamızda yer değiştirmiş olup davaya konu bono nedeniyle alacaklı olduğunu ispat yükü davalıya geçmiştir.İsticvap ifadesi, hayatın akışına apaçık aykırı oluşu dikkate alındığında davalının veya davacının ekonomik durumunun ispat açısından bir önemi bulunmamakla bu hususların araştırmasına gerek görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle olağan akışına aykırılık nedeniyle oluşan fiilî karine nedeniyle ispat yükü üzerine düşen davalının, bu ispatı yerine getiremediği anlaşılmış ve sübut bulan davanın kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkeme kararının gerekçesinde; "Davalının isticvap içeriği ile ortaya çıkan hayatın olağan akışına aykırılık nedeniyle oluşan fiilî karine nedeniyle ispat yükü, davamızda yer değiştirmiş olup davaya konu bono nedeniyle alacaklı olduğunu ispat yükü davalıya geçmiştir." denmekle, müvekkilin isticvap ile alınan beyanlarının hayatın olağan akışında bulunmadığından bahisle ispat yükünün yer değiştirdiği ve ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiğini, subjektif bir değerlendirme yapılmış olduğunu, davacının arabuluculuk başvuruları ve dahi dava dilekçelerinde; takibe konu bono üzerindeki imza davacıya ait olmakla birlikte aynı zamanda bir Oto Kiralama Sözleşmesiyle birlikte imzalatıldığının iddia edildiği, bu hususta olmayan bir araç kiralama sözleşmesi üzerinden mütalaa aldırıldığı ve davacının tüm davasını bu iddiaya dayandırmış olduğu ancak ispata yarar hiç bir delil sunamadığı, dava dilekçesinin devamında cevaba cevap dilekçesinde ise; senede ilişkin yine anlaşmaya bağlı olduğu ve borcun bulunmadığı, ayrıca bedelsiz olduğu, irade dışında hile ile alındığı gibi yapılabilecek tüm itirazların ileri sürüldüğü ve dahi İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/439 Esas sayılı dosyadan imzaya itiraz davası açıldığı akabinde takip edilmeyerek düştüğü, tabiri caiz ise, davacının tüm dava yollarını ve itiraz nedenlerini bir arada ortaya atarak "ya tutarsa" mantığı ile ilerlediği ancak ispat külfeti kendisinde olmasına rağmen hiç bir delil sunamadığı değerlendirilmediğini, -Davacı yanın tüm dava ve itiraz nedenleri birbirinden farklı olup İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/439 Esas sayılı dosyadan açmış olduğu imzaya itiraz davası, arabuluculuk başvurusu ve dava dilekçelerinde 3 kez dava iddia ve savunmalarını değiştirmiş olduğunu, -Zorunlu arabuluculuk başvurusuna konu uyuşmazlık, "araç kiralama sözleşmesinden kaynaklı bononun (kambiyo senedinin) geçerli olmadığının ve borcu olmadığının" şeklindeki talepleri olmakla, yine arabuluculuk görüşmesinde tutanakta açıkça yazdığı üzere, "müvekkil plus otomotivden araç kiralamış bu araç kiralama sonucunda kendisine sözleşmeye bitişik olmak üzere işbu evrak imzalatılmıştır. nitekim senet incelendiğinde tırtıklı yapıda olduğu anlaşılmaktadır. gerçek bir borcu yansıtmadığı aşikar olup, tamamen haksız kazanç elde etme amacıyla icra takibi başlatılmıştır. bu nedenle karşı tarafça icra takibinin sonlandırılmasını talep ediyoruz." şeklindeki taleplerinden ibaret olduğunu, spesifik bir konu üzerinden yapılan arabuluculuk başvurusu akabinde dava dilekçeleri ile yapılan iddia ve savunmaların davacının vekil değişikliği akabinde değiştirilmesine ve genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, genişletilen iddia ve savunmalara dair arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, arabuluculuk başvurusunda başvuruya konu araç kiralama firmasının arabuluculuk başvurusunda taraf gösterildiğini ve dava dilekçesinde takibe konu bono üzerindeki imza davacıya ait olmakla birlikte aynı zamanda bir oto kiralama sözleşmesiyle birlikte imzalatıldığını iddia edilerek bu hususta olmayan bir araç kiralama sözleşmesi üzerinden mütalaa aldırıldığını ve davacının tüm davasını bu iddiaya dayandırdığını ancak dava sürecine araç kiralama firmasının dahil edilmediği, devam eden dava sürecinde; senede ilişkin yine anlaşmaya bağlı olduğu ve borcun bulunmadığı, ayrıca bedelsiz olduğu, irade dışında hile ile alındığı gibi yapılabilecek tüm itirazların ileri sürüldüğü ve dahi İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/439 Esas sayılı dosyadan imzaya itiraz davası açıldığı akabinde takip edilmeyerek düştüğü, tabiri caiz ise, davacının tüm dava yollarını ve itiraz nedenlerini bir arada ortaya atarak "ya tutarsa" mantığı ile ilerlediğini ancak ispat külfeti kendisinde olmasına rağmen hiç bir delil sunamadığını,-Davacı yanın, dava dilekçesinde, takibe konu bono üzerindeki imza davacıya ait olmakla birlikte aynı zamanda bir Oto Kiralama Sözleşmesiyle birlikte imzalatıldığını iddia ettiğini, bu hususta olmayan bir araç kiralama sözleşmesi üzerinden mütalaa aldırdığını ve tüm davasını bu iddiaya dayandırdığını, Davacı yan bu iddiasını detaylandırarak, davacı asilin Oto Kiralama Şirketinden 08.09.2021 tarihli araç kiralaması sırasında evrakların altına tırtıklı senet konulması suretiyle iradesi dışı alınmış bir imza olduğu hususunda mütalaa aldırdığını, senedin bir anlaşmaya bağlı olduğu iddiası bulunmakla birlikte iddiasını ispat külfeti kendisine ait olduğunu, davacının davasını ispata yarar hiç bir delil sunamadığını, müvekkili ...'in bahsi geçen araç kiralama şirketiyle herhangi bir ilişkisi de bulunmadığını, bononun araç kiralama sözleşmesi ile birlikte imzalatıldığı iddiası da abesle iştigal olup, araç kiralama sözleşmeleri tek sayfa olup arasına başkaca bir evrak konularak imzalatılması mümkün olmadığını, normal bir vatandaş dahi sözleşme ile senet arasındaki farkı anlayabilecek olup kazaen imzalanması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,-Davacı yanın, cevaba cevap dilekçesinde ise ispat külfetinden kaçma çabası ile iddialarının tahminden ibaret olduğunu, borçlarının bulunmadığını, mütalaanın kendilerinde bu tahmini meydana getirdiğini beyan etse de; davaya dayanak alınan mütalaa, senedin herhangi bir sözleşmeye bağlı olduğu doğrultusunda değil spesifik olarak direkt bir Oto Kiralama sözleşmesine bağlı olduğu doğrultusunda aldırıldığını, senedin tırtıklı yapıda olduğu ve araç kiralama sözleşmesinden koparıldığı iddiası tamamen ispata muhtaç olduğundan ve bu durumda ispat külfeti davacı yanda bulunduğundan örnek bir Oto Kiralama Sözleşmesi şablonu üzerinden mütalaa aldırıldığını, farazi şablon üzerinden alınan mütalanın iddialarını ispata yarar olmadığını, mütalaanın davacı üzerinde olan ispat külfetini ortadan kaldıramayacağını, sunulan mütalaanın davaya dayanak gösterilmesinin mümkün olmadığını ve başkaca bir delil sunamayacağını anlayan davacı yanın, cevaba cevap dilekçesinde iddialarını çarpıtarak, ispat külfetini taraflarına yükletmeye çalıştığını, -Davacının her dava ve dilekçesinde değişen tutarsız beyanları ile bu beyanları destekleyen tek bir delil bulunmadığı değerlendirilmeden isticvapta verilen beyanlar doğrultusunda ispat yükünün taraflarına düştüğü yönündeki değerlendirmelerinin kabulü mümkün olmadığını, Davacı tarafın ileri sürdüğü bu bedelsizlik iddiasını yazılı delille ispat etmesi zorunluluğuna karşın bu konuda hiç bir yazılı delil sunamadığını, davacı borçlunun, borçlu olmadığı ve bedelsizlik def'i ileri sürmesi, yine ispat yükünü kendisi üzerine bırakan diğer bir hukuki gerekçe olup senedin bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekliliği ve ispat yükünün borçlu olmadığını iddia eden davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceğini kendi sunmuş olduğu Yargıtay içtihatlarında da açıkça ortada olduğunu, -Tüm şekil şartlarına haiz, 12/01/2022 tanzim tarihli ve 08/04/2022 ödeme tarihli olan 130.000,00-USD değerindeki bononun edimi davacı tarafça ifa edilmediğini, davacı tarafın böyle bir borcunun bulunmadığı iddiası yerinde olmadığını, müvekkilinin isticvabından bahisle ispat yükünün yer değiştirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; aynı duruşmada davacı-borçlu asil, müvekkili ilk defa gördüğünü, tanımadığını, müvekkili beyanlarının senaryodan ibaret olduğunu beyan etmiş olup doğru olmadığını,Müvekkilinin tehdit edilmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2022/136385 soruşturma sayılı dosyadan şikayette bulunulduğunu, konu şikayette, müvekkiline gelen aramalara ait numaranın sahibi, davacı ...'ın kayın biraderi ... ifadesinde; "Bahse konu ile ilgili olarak; ... isimli şahsı tanımam. ... numaralı hat benimdir. ... adlı isimli şirket benimdir. Eniştem ...'a haciz geldiğinden dolayı ...'in kendisini aradım. Bizden ne aldın ne sattın ne alacağın var diye sordum.Eğer gerçekten borcumuz varsa gelip ödeyelim dedim. Bana avukatımla görüş dedi ve telefonu yüzüme kapattı. Ben kendisine ... ile herhangi bir şey söylemedim. Ben adımı soyadımı söyledim. Kendisine hakaret ve tehditde bulunmadım." demekle müvekkili aradığını açıkça beyan ettiğini, ... alınan ifadesinde ise; "... numaralı telefon kayın birader olan ... aittir. ...'ın şikayetçi şahısla görüştükleri sırada yanlarında değildim." demekle müvekkili aradıklarını açıkça beyan ettiğini, İletişimi olmadığını söyleyen davacı nasıl oluyor da müvekkili ile telefon yoluyla iletişime geçebiliyor sorusunun cevabının olmadığını, -Müvekkilinin isticvap davetine iştirak ederek tüm samimiyeti ile sorulan tüm sorulara üzerinden geçen zamana rağmen hatırladığı kadarıyla tüm ayrıntısıyla cevap verdiğini, Müvekkilinin beyanlarına konu restaurant açılması hususu davacının mesleği ile tutarlı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı isticvap edilene kadar herhangi bir hukuki ilişkiyi ispat etmemekle birlikte, hukuki ilişki olup olmadığına dair dilekçelerinde tek kelime dahi edemediğini, davalı, isticvap edileceği ilk oturuma gelmeyip, isticvap edileceği ikinci oturuma zorunlu olarak gelmek durumunda kaldığından, hayatın olağan akışına aykırı, çocukların bile uydurma olduğunu anlayacağı, senaryo bir hikaye ve hayali karakter anlattığını, Davalı dilekçelerinde bu senaryodan hiç bahsetmemişken isticvap sırasında bir senaryo üretmek zorunda kaldığından fazlaca hikaye uydurduğunu, hayatın olağan akışına aykırı bir senaryo üretmiş ve anlattığı gerçeğe aykırı, olağan dışı hikayelerle mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, Davalı, mal varlığı olup olmadığını bile bilmediği birine 130.000 USD elden verdiğini gerçeğe aykırı şekilde beyanla hayatın olağan akışına çok fazlaca aykırı beyanlarda bulunduğunu,Davalı devam eden isticvap beyanlarında " ben ..... sahilde bir ... davacı ve ... ile bir araya geldim, kafenin adını hatırlamıyorum, bakmadım bile, ben 130.000-USD ile kafeye ... ile beraber gittim, orada parayı masaya bıraktım, parayı masadan ... aldı, daha sonra davacı ile konuştular, ben gittiğimde senet düzenlenmişti, senette dikkatimi çeken bir husus olmadı, ben yazıları kontrol ettim, senedinin üst tarafının tırtıklı olduğunu farketmedim, " şeklinde beyanlarda bulunduğunu, Davalı 130.000 USD gibi ciddi bir miktarda parayı bankadan göndermeyerek, .... de bir kafeye çanta ile getirdiğini gerçeğe aykırı şekilde beyan ettiğini ancak bu mekanın ismini hatırlamadığını söylediğini, bu kadar yüklü miktarda meblağı bankadan göndermek yerine elden verdiğini gerçeğe aykırı şekilde beyan ile bu paranın verilmesine dair herhangi bir yazı veya protokol bulunmaması da davalının gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunun kanıtı olduğunu, Davalı devam eden isticvap beyanlarında " ...'ın bende bilgileri bulunmamaktadır, ben ...'ı uygun araba veya motor denk geldikçe iletişime geçerim, bu sebeple tanırım, ... ile 3 yıl içinde birçok alışverişimiz olmuştur, .... tarafında oturur, ..., ... ın bende telefon numarası yok çünkü ben telefonumu kaybettim eski telefonumda numaralar kaybolmuştur" şeklinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, kimse bu kadar yüklü miktarda para ile ticaret yaptığı kişinin telefon numarasını kaybetmeyeceğini, Davalı devam eden isticvap beyanlarında "senedi ben 2022 Ocak ayı gibi aldım, tam gününü bilmiyorum, ... benden 130.000-USD olarak istedi, birikimim vardı, bu para benim evimde duruyordu, ben uygun fiyatlı araba veya motosiklet bulduğum zaman hemen satın almak için bu para benim evimde duruyordu, ben araba kiralama işi yapmadım, ... ile ticari ilişkim ara ara bana araba ve motor haber vermesiyle olmuştur, bu ticaretlerde bazen ortaklaşa ticaret yapıp aracın tüm ücretini ben öderim karından bir kısmını ...'a verirdim, ... ile daha önce restoran işine girmedim, ... restoran işinden anlamazdı, ancak davacının restoran işinden anladığını söylemişti," şeklinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, davalının bahsettiği hususları ispat edecek tek bir delili dahi bulunmadığını, taraflarınca bir hukuki ilişkinin varlığı asla kabul edilmediğini, elinde senedi bulunduran bono lehtarı, bu senedin hangi hukuki ilişkiye dayanarak düzenlendiğini, hangi borcun kaynağı olduğunu ispatla mükellef olduğunu, söz konusu bononun bir kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı düşüncesi bir tahminden ibaret olup, bu düşünceye taraflarını sevk eden durum davaya sunmuş oldukları dava konusu bononun oto kiralama sözleşmesinden koparılmış olduğu yönündeki ifadeler olduğunu, davalının istinaf taleplerinin tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, icra takibine konulan senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul ....İcra Dairesi'nin ...esas sayılı takip dosyasında senetten kaynaklanan 130.000,00-USD-TL asıl alacak 3.347,50-USD işlemiş faiz, 390,00-USD bono komisyonu olmak üzere toplam 133.737,50-USD takip yapıldığı, ödeme emrinin 28/07/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde borca itiraz etmediği, takibin kesinleştiği görülmüştür. Dava konusu senedin icra kasasında bulunan suretinin incelenmesinde; borçlunun ..., lehdarın ..., düzenleme tarihinin 12.01.2022, ödeme tarihinin 08.04.2022 olan 130.000,00-USD bedelli senet olduğu görülmüştür. 31/08/2022 tarihli davacı tarafça sunulan uzman mütalasında, İnceleme konusunu oluşturan senet kağıdının matbu araç kiralama sözleşmesinin alt kısmına tekabül eden bölümde kağıt yapısı ile bütün şekilde yani araç kiralama sözleşmesinin devamı şeklinde tek bir A4 kağıt yapısında olduğu, senet bölümünün üst alanında ..., araç kiralama sözleşmesi ile bütün olan senet kağıdının tırtıklı bölümünün sonradan koparılmak suretiyle araç kiralama sözleşmesinde ayrı bir senet haline getirildiği belirtilmiştir. Mahkemece davalı ...'in isticvabına karar verilmiş olup, 07.12.2023 tarihli celsesinde davalı asilin; "davacıyı ikinci kez görüyorum, en son benim ticaret yaptığım ... isimli arkadaşım restorant açacağı için benden maddi destek istedi, ... bir ortağı ile restoran açacakmış, ... malvarlığı olmadığı için garanti olsun diye ortak olacağı adam olan davacıdan senedi aldım, davacının malvarlığı olup olmadığını da bilmiyorum ancak restoran davacı adına açılacağı için senedi davacıdan aldım, ben Sarıyer sahilde bir kafede davacı ve ... ile bir araya geldim, kafenin adını hatırlamıyorum, bakmadım bile, ben 130.000-USD ile kafeye ... ile beraber gittim, orada parayı masaya bıraktım, parayı masadan ... aldı, daha sonra davacı ile konuştular, ben gittiğimde senet düzenlenmişti, senette dikkatimi çeken bir husus olmadı, ben yazıları kontrol ettim, senedinin üst tarafının tırtıklı olduğunu farketmedim, ...'ın bende bilgileri bulunmamaktadır, ben ...'ı uygun araba veya motor denk geldikçe iletişime geçerim, bu sebeple tanırım, ... ile 3 yıl içinde birçok alışverişimiz olmuştur,Beylikdüzü tarafında oturur, ..., ... bende telefon numarası yok çünkü ben telefonumu kaybettim eski telefonumda numaralar kaybolmuştur, senedi ben 2022 Ocak ayı gibi aldım, tam gününü bilmiyorum, ... benden 130.000-USD olarak istedi, birikimim vardı, bu para benim evimde duruyordu, ben uygun fiyatlı araba veya motosiklet bulduğum zaman hemen satın almak için bu para benim evimde duruyordu, ben araba kiralama işi yapmadım, ... ile ticari ilişkim ara ara bana araba ve motor haber vermesiyle olmuştur, bu ticaretlerde bazen ortaklaşa ticaret yapıp aracın tüm ücretini ben öderim karından bir kısmını ...'a verirdim, ... ile daha önce restoran işine girmedim, ... restoran işinden anlamazdı, ancak davacının restoran işinden anladığını söylemişti" beyanında bulunduğu görülmüştür. Davaya ve icra takibine konu edilen senedin davacının davalı ile yaptığı araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığına dair davacının iddiası dışında bir delil bulunmadığı, uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklandığı, TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır.Kambiyo senetlerine dayalı alacağa ilişkin olarak borçlu tarafça açılan menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü kambiyo senedine karşı iddialarda bulunan davacı borçlu üzerinde olur. Alacaklı tarafın senedin düzenleme sebebini talil mahiyetinden bir beyanı olması durumunda ispat yükü davalı alacaklı üzerinde olur, her iki tarafın da talil mahiyetinde beyanda bulunmaları durumunda ispat yükü davacı borçlu üzerinde kalmaya devam eder. Somut uyuşmazlıkta, bononun nakden düzenlendiği, davacı tarafça araç kiralama ilişkisinden olabileceğinin ileri sürülerek hile nedenine dayalı bedelsizlik iddiasında bulunduğu, aslında düzenlenme nedenini talil ettiğinden ispat yükü davacı borçlu üzerinde olacağı, davalı tarafından dosyaya sunulan cevap isticvap ve delillerle davacıya borç para verildiğinin tekrarlandığı, restoran açılmasına yönelik para verilmesini de senedin talili niteliğinde olmadığından, ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, buna göre senedin ihdas nedeninin talil edilmediği, ispat yükünü davacı tarafta olduğu , Mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesi ile verilen karardın yerinde olmadığı görülmüştür. Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Davaya konu bononun bedelsizlik iddiaları bakımından açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Davacı iddialarının aksine davalı tarafça senedin talili yapılmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğinden de söz edilemeyecektir. Davacı tarafından ispata yarar delil sunulmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü, kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yukarıdaki gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede menfi tespit talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih, 2022/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın reddine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 49.229,05-TL'nin mahsubu ile fazlaya ilişkin 48.497,05-TL harcın davacıya karar kesinleştiğinde talebi halinde iadesine,4/b-Davacı tarafın ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 260,00-TL posta giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 416.748,98-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026