İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin, maddi tazminat istemli marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve marka hükümsüzlüğü davalarını birleştiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının tescilli "..." markasına davalının benzer bir ifadeyle seminerler düzenlemesinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat talepli davayı incelemektedir; davalı ise markanın genel, tescil edilemez ve zayıf olduğunu, pandemi sonrası kamuya mal olduğunu savunarak hükümsüzlük davası açmıştır ve ilk derece mahkemesi davacının tecavüz ve haksız rekabet iddialarını kısmen kabul edip tazminata hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/1052 EsasKARAR NO: 2026/1215İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 22/02/2024NUMARASI: 2021/184 E. - 2024/67 K.DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Lisans veren ...’un hak sahibi olduğu “...” markasının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayı ile 35. ve 41. sınıfta tescilli olduğunu, Davalının, davacının markası ile aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...” ibaresi ile Konferans ve Seminerler düzenlediğini, davacının www....com sitesinin de sahibi olduğunu, davalının eyleminin marka haklarına tecavüz ettiğini, haksız rekabete neden olduğunu, bu fiillerinin durdurulması ve giderilmesine, haksız rekabetin tespiti ve menine, Marka hakkına tecavüz dolayısıyla davalının internet sitesinde (sosyal medya dahil) ve işyerinde olmak üzere internet mecrası dahil her türlü mecrada (tüm görsel ve tanıtım materyallerinde) kullanılan “...” ve “...” (ve tüm formlarda) ibarelerinin kullanımın yasaklanmasına ve önlenmesine;Davalının işyerindeki “...” ve “...” (ve tüm formlarda) ibareli tüm yazılı ve görsel materyallerin ihtiyaten el konulmasına, toplatılmasına ve dava sonunda bu materyaller ve görsellerin imha edilmesine; ... nolu "..." ibareli markaya davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, SMK 151/1-b kapsamında şimdilik 10.000 TL maddi, (davacı 30.11.2023 tarihli ıslah harç makbuzu ve ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 402.422.35 TL olarak talep etmiştir) 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, İstanbul 1.FSHHM 2021/236 Esas sayılı dosyası ile “marka hükümsüzlüğü” davası açılmış olduğundan birleştirme kararı verilmesini, 2021 yılında da müvekkili şirketin ... markası altında, ... ... etkinliğini gerçekleştirdiğini, müvekkili olan firmanın tüm dünyada herkes tarafından kullanılabilen ve iş hayatının son 15 yıldır aktif konuşulan hususlarından biri olan ... / İŞİN GELECEĞİ ibaresini, iş hayatının geleceğinin konuşulduğu bir etkinlikte konu başlığı olarak kullandığını, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an bile ... ibaresinin tescil edilebilir olduğu düşünüldüğünde dahi, markanın sahibi yine davacı şirket olmadığını, Davacıya ait dayanak marka tanınmış marka olmadığını, Aksine tescili mümkün olmayan bir genel ibare olduğunu, .../İŞİN GELECEĞİ olarak tek başına ya da esas unsur olarak tescilinin mümkün olmadığını, tescil edilmiş olsa bile, söz konusu marka zayıf marka olduğundan, 3. Kişilerin tecavüz meydana getirmesi mümkün olmayan bir marka olduğunu, ... ibaresi iş hayatı, insan kaynakları ve organizasyonlar açısından genel ibaredir ve davacının kötü niyetli tesciline dair hükümsüzlük davası açıldığını, ... markasının tescil kabiliyeti olduğu düşünüldüğünde dahi, söz konusu ibare 2020 yılında dünyada yaşanan pandemi nedeniyle hızlıca yayılmış, tüketilmiş ve kamuya mal olduğunu,Sadece bu dönemde dahi dünyada ... adı altında, yüzlerce canlı yayın, online etkinlik, basılı yayın vs. gerçekleştirildiği, müvekkili şirketinin etkinliği ile davacının markasının benzerliği karşılaştırıldığında dahi, ibarelerin hiçbir şekilde benzer olmadığı, davacı taraf kendisi de ... ibaresinin dünyadaki kullanımlarından haberdar olduğunu, markasının sitesini ve logosunu dahi markanın Türkçesi üzerinde kurduğunu, dünyada ... uzantılı tüm sitelerin uzun yıllardır 3. Kişilere ait olduğunu, davacı tarafın kendi kullanımları dahi, markasal bir kullanımdan öte, etkinlik konusu, konu başlığı şeklinde yapıldığını, Müvekkilinin tüm dünyada aktif olarak konuşulan ve tartışılan bir konu üzerinde konuşmak üzere etkinlik düzenlediğini, bunu kendi Global Hr Summit markası altında gerçekleştirdiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada: Davalı şirket adına kötü niyetli olarak tescil edilen ve sektörel bir genel ibare olan .../İŞİN GELECEĞİ esas unsurlu ... nolu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini ve dava sürecinde markaların 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "I-ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet eyleminin tespitine, durdurulmasına,önlenmesine,2-İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri BK hükümlerine göre takdiren 50.000 TL - maddi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,3- İhlal nedeniyle takdiren 20.000 TL Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ele davalıdan tahsiline,fazlaya ilişkin istemin reddine,4- HMK 389 vd maddelerine göre davalının içinde “ ...” ve “ ...” ibaresi geçen markasal etki yaratacak her türlü görsel ve tanıtım mataryallerinin kullanmasının önlenmesine, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, II-BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE," karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı birleşen davada davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkeme kararının, davalı şirketin markası "..." iken, "..." ibaresinin sadece bir konferans konusu olduğunu, markasal kullanım olmadığını, taraflar arasında herhangi bir karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, davacı tarafın "..." ibaresini markasal olarak kullanmadığını, bu ibarenin genel bir konu başlığı olduğunu ve birçok firma tarafından kullanıldığını, marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, çünkü müvekkilin "..." ibaresini markasal olarak kullanmadığını, bir işaretin markasal kullanımının, o işaretin mal veya hizmetle bağlantılı olarak kullanılması gerektiğini, "..." ibaresinin genel bir ibare olduğunu, birçok firma ve hatta devlet kurumları tarafından kullanıldığını, davacının bu ibareyi tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, hükümsüzlük taleplerinin eksik ve hatalı değerlendirildiğini, raporlarda hatalı hesaplamalar yapıldığını, mali bilirkişiler tarafından müvekkilin çeşitli etkinliklerinin "..." ibaresi kullanılarak gerçekleştirilmiş gibi yorumlandığını, müvekkilin "..." markası altında birçok etkinlik düzenlediğini ve faturaların bu marka adı altında kesildiğini belirterek yerel mahkeme kararının asıl ve birleşen dava yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı birleşen davada davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin "..." markasına yönelik davalının tecavüz eylemlerinin tespiti, durdurulması ve maddi/manevi tazminat taleplerinin yer aldığı davada, mahkemenin teknik bilirkişi raporlarına uygun olarak davalının marka hakkına tecavüz ettiğini, haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu, davalının 402.422,35 TL kazanç elde ettiği yönünde karar verdiğini, ancak mahkemenin 50.000 TL maddi tazminata hükmettiğini, bilirkişilerce davalının ticari defterleri üzerinden yapılan inceleme neticesinde 402.422,35 TL tutarında haksız kazanç tespit edildiğini, kar bazlı maddi tazminat somut ve numerik olarak mali bilirkişilerce ve davalı faturaları, defter kayıtları üzerinden somut olarak hesaplandığını, kabul edilmesi mümkün olmayan tazminat tayininin düzeltilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının talep edilen tazminat miktarı bakımından bilirkişi incelemeleri esas alınarak düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı birleşen davada davalı vekili vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Karşı tarafın istinaf dilekçesinde, müvekkili markası "..." ile düzenlediği etkinlik arasında hiçbir benzerlik olmadığı iddiasını ileri sürmüş ise de, davalının, müvekkili markasını aynen ve hiçbir değişikliğe uğratmadan kullandığını, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve hedefledikleri tüketici kitlesinin aynı olduğunu, bu nedenle iltibas ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, bilirkişi heyetlerince yapılan tespitlerle sabit olduğunu, müvekkili markasının ayırt edici niteliğe sahip olduğunu ve zayıf marka olmadığı yönündeki iddiasını reddettiğini, karşı tarafın tazminat hesaplama yöntemine ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu, davalının 2021 yılında "..." temasını benimseyerek etkinlik düzenlediğini ve ilgili gelirlerin hesaplamaya konu edildiğini belirterek, davalının istinaf başvurusunun reddine, kendi taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç:Dava, marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve maddi-manevi tazminat istemine, birleşen dava ise markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Asıl davada , davacı vekili ; lisans veren ... adına ... sayı ile 35. ve 41. sınıfta tescilli “...” ibareli markanın bulunduğunu, davalı tarafından “...” ibaresi kullanılarak konferans ve seminerler düzenlendiğini, davacının www....com internet sitesinin sahibi olduğunu, davalının kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, maddi tazminat talebini 402.422,35 TL’ye ıslah etmiştir.Davalı- birleşen davacı vekili, “...” ibaresinin tüm dünyada iş hayatı ve insan kaynakları alanında yaygın kullanılan genel ve tanımlayıcı bir ifade olduğunu, müvekkilinin esas markasının “...” olduğunu, “...” ibaresinin yalnızca etkinlik konu başlığı olarak kullanıldığını, markasal kullanım bulunmadığını, davacı markasının zayıf marka niteliğinde olduğunu, tescilinin kötü niyetli olduğunu, ibarenin kamuya mal olmuş genel bir ifade haline geldiğini savunarak asıl davanın reddini, birleşen davada ise ... “...” markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.01.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda; birleşen dava yönünden “...” markasının SMK m.5/1-b-c-d kapsamında ayırt edici niteliğe sahip olduğu, 35 ve 41. sınıf hizmetler bakımından doğrudan tasviri işaret niteliğinde olmadığı ve kötü niyetin ispatlanamadığı , asıl dava yönünden ise; davacının “... – İşin Geleceği” markasını ve türevlerini 2017 yılından itibaren kullandığı, davalının 2021 yılında aynı ibareyi insan kaynakları alanındaki etkinliklerinde kullandığı, bu kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalıya ait defterlerin kendi lehine delil olabileceğini, ... markası altında, ... ... etkinliği gerçekleştiren davalının bu kullanımının tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilecek olursa 388.039,85 TL kar elde ettiğini beyan etmişlerdir. 15.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda, birleşen dava yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, asıl dava yönünden ise davalı kullanımının karıştırılma ihtimali doğurduğu bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı,davalının heyete sunmuş olduğu faturalarda ... ibaresi ile kesmiş olduğu faturalarda bu markayı kullandığının kabulü halinde, bu satışlardan 402.422,35 TL satış karı elde ettiği, ancak bu karın net faaliyet karı olmadığı, davalı şirketin 2021 yılında toplam 276.716,00 TL Faaliyet Zararı elde etmiş olduğu bildirilmiştir. ... “...” ibareli markanın ... adına 35. ve 41. sınıflarda 20.10.2017 başvuru tarihli olarak tescilli olduğu, asıl dava davacısı ... ... A.Ş. ile marka sahibi ... arasında 30.11.2017 tarihli lisans sözleşmesi bulunduğu, sözleşme kapsamında davacı şirkete dava açma yetkisi verildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince; davacının lisans alan sıfatıyla marka üzerinde hak sahibi olduğu, davalının “...” ibaresini insan kaynakları alanındaki etkinliklerde kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, 50.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş; birleşen hükümsüzlük davası ise “...” ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip olduğu, SMK m.5/1-c kapsamında tasviri işaret sayılamayacağı ve kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş, taraf vekilleri istinaf talep etmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 4. Maddesinde, marka olabilecek işaretler "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir. Markalarda mutlak ret nedenleri 6769 sayılı SMK'nın 5. Maddesinde düzenlenmiştir. SMK 5/1 - b maddesi uyarınca "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" ile aynı yasanın 5/1- c bendi uyarınca " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bir markanın tanımlayıcı olarak değerlendirilebilmesi için, ortalama tüketicilerin marka ile mal/hizmet arasında doğrudan refleks olarak ilişki kurması ibarenin doğrudan mal/hizmeti akla getirmesi gerekir. Tanımlayıcı ibareler mal ya da hizmetleri doğrudan tanımlayan, cins, çeşit, vasıf gibi özelliklerine ya da kalitesine doğrudan atıfta bulunan işaretlerdir. Bu tür ibarelerin kimsenin tekeline bırakılması söz konusu değildir. Dosya kapsamına göre, davacı ... adına 35. ve 41. sınıflarda tescilli ... “...” ibareli markanın 41. Sınıf insan kaynakları, organizasyon, zirve, seminer, konferans ve eğitim hizmetleri bakımından çalışma hayatının geleceği temasına gönderme yapan bir ibare olduğu anlaşılmakta ise de, markanın bütünsel haliyle “...” ibaresinden oluştuğu, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, markanın doğrudan hizmetin cinsini, vasfını veya niteliğini münhasıran gösteren ve hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olmadığı, markanın 35. ve 41. sınıflar bakımından ayırt edicilik taşıdığı, SMK’nın 5/1-b ve c maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de raporun yeterli ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Şöyle ki; markanın tescil sınıfları gözetilerek slogan marka olup olmadığı, marka olarak tescil koşullarını taşıyıp taşımadığı, işletmesel kaynak, ayırt edicilik fonksiyonunun bulunup bulunmadığı , davalının bu ibareyi ticari faaliyeti kapsamında düzenlediği konferans konusu itibariyle dürüst kullanım savunmasının değerlendirilmediği görülmektedir.Hal böyle olunca, kararın eksik incelemeye dayalı olduğu, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirtilen hususlarda inceleme ve değerlendirme içeren sektör bilirkişininde içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hükümsüzlük koşullarının incelenmesi ve buna bağlı olarak markaya tecavüzün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından sair istinaf ebepleri incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf istemlerinin KABULÜ ile;2- İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih, 2021/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026