KHK 672 ile kamu görevinden çıkarılan ve Bank Asya işlemlerinin rutin olduğu beraat kararı bulunan davacının göreve iade talebinin reddi kararının Danıştay tarafından onanması.
Özet: Kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, göreve iade talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerince davanın reddedilmesinin ardından Danıştay, davacının temyiz istemini reddederek önceki kararları onamış; ancak gerekçede karşı oy kullanan üye, davacının silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunması ve banka işlemlerinin rutin olduğunun ceza yargılamasında tespit edilmesi nedeniyle kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/6026 E.  ,  2025/12266 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6026
Karar No : 2025/12266
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı) : ...Bakanlığı / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğu, yasal olarak faaliyet gösteren (banka, sendika, dernek, vakıf, okul, şirket gibi) tüzel kişilerle geçmişte kurulan hukuk ilişkilerinin OHAL ilanı sonrasında terör örgütleriyle iltisak nedeni olarak kabul edilemeyeceği, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi :...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı işlemin iptaline karar verilmesi bakılan davanın açıldığı, öte yandan davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza davası neticesinde...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştiği görülmüştür.
Yukarıda anılan mahkeme kararında davacının ... hesap hareketleri yönünden yapılan incelemede; "... dosyaya gelen 12.09.2019 tarihli bilirkişi raporuna ve Bankasya hesap hareketlerine göre; sanığın anılan bankadaki hesabını ilk olarak 28.05.2007 tarihinde açtığı, bu tarihten itibaren sanığın anılan hesabı aktif bir şekilde fatura ödeme, kredi kartı ödeme, para yatırma ve çekme gibi rutin bankacılık işlemlerinde kullandığı, örgüt liderinin anılan bankaya para yatırılmasına dair verdiği 25.12.2013 ve Ağustos/2014 tarihli talimatlardan önce ve bankanın TMSF'ye devredildiği 29.05.2015 tarihinden sonra da, talimat dönemindekine benzer şekilde kullanmaya devam ettiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, talimat döneminde sanığa ait hesaplarda mutat dışı bir hareketliliğin bulunmadığı, dolayısıyla sanığın örgüt talimatıyla hareket ettiğine dair bir verinin bulunmadığı, örgüt ile irtibatlı bir bankada hesabın bulunmasının ise atılı suçu oluşturmayacağı, dolayısıyla sanığın 31/12/2013 tarihinden bankanın TMSF'ye devri tarihi olan 29/05/2015 tarihleri arasında gerçekleştirdiği çeşitli tarihlerde ve çeşitli miktarlardaki para yatırma işlemlerini talimatla yaptığı konusunda savunmasının aksini gösteren herhangi bir delil elde edilemediği, 2007 yılından itibaren gerçekleşen banka işlemlerinin rutin hareketlilik kapsamında kaldığı,..." şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmüş olup, ayrıca dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden de davacının ... hesabını 28/05/2007 tarihinde açtığı ve toplam 26 hesabının bulunduğu, ... hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 5605,86-TL olduğu, anılan bankanın TMSF'ye devrinden sonra da söz konusu hesabın kullanılmaya devam edildiği, talimat öncesi, talimat dönemi ve talimat sonrası hesap hareketlerinin benzer nitelikte olduğu ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlem yapıldığına dair şüpheli bir hesap hareketinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının ...'ya para yatırmış olmasının aleyhine delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmamakla birlikte davacı hakkındaki diğer tespitlerin irtibat ve iltisak için yeterli olacağı gerekçesiyle çoğunluk kararının bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.