Uyuşturucu madde ticareti suçunda verilen beraat hükmüne karşı istinaf başvurusunun reddi kararının temyiz incelemesi ve istinaf kanun yolunun amacı.
Özet: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ilk derece mahkemesince iki defa beraat eden sanık hakkında, cumhuriyet savcısının ilk beraata yönelik istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince kabul edilerek bozma kararı verilmiş; ancak ikinci beraat kararının ardından yapılan istinaf başvurusu aynı bölge adliye mahkemesince esastan reddedilerek hüküm onanmış, savcılık ise bu kararın delillerin hatalı takdir edildiğini, sanığın suçu işlediğini ve cezalandırılması gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna gitmiştir.
8. Ceza Dairesi         2025/2399 E.  ,  2026/5879 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2874 E., 2024/2054 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2024 tarihli ve 2023/470 Esas, 2024/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
1. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2024/718 Esas, 2024/441 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine hükmün bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bozma kararı üzerine Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2024 tarihli ve 2024/228 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 26.11.2024 tarihli ve 2024/2874 Esas, 2024/2054 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, sanık ...' ın, diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir:
1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır.
Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61).
2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir.
“Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir.
3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır.
“Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir.
4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde belirtilen “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile aynı Kanun'un 289/1. maddesinin (g) ve (h) bentlerindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmekteydi. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresinin “maddede” şeklinde değiştirilmesi ile Kanun'un 289/1. maddesinde düzenlenen tüm hukuka kesin aykırılık hallerinin bozma sebebi yapılabilmesinin önü açılmıştır.
Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir.
Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2024 tarihli ve 2023/470 Esas, 2024/9 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2024/718 Esas, 2024/441 Karar sayılı kararı ile "eksik araştırma ile hüküm kurulması" nedeniyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan;
"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi,
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması,
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması"
Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2024 tarihli ve 2024/228 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi 26.11.2024 tarihli ve 2024/2874 Esas, 2024/2054 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2024 tarihli kararının Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla,
Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2024 tarihli ve 2023/470 Esas, 2024/9 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 26.11.2024 tarihli ve 2024/2874 Esas, 2024/2054 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.