Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, ... markasına tecavüz, haksız rekabet ve tazminat talepli davada, ilk derece mahkemesinin mal ve hizmet farklılığı ile kişisel ad istisnası gerekçeli ret kararını inceliyor.
Özet: Davacı taraf, tescilli "..." markasının, davalının web sitesini kopyalama ve aynı ibareyi ticari faaliyetlerinde kullanması yoluyla ihlal edildiğini, haksız rekabet ve ticari itibarının zedelenmesi durumlarının oluştuğunu iddia ederek tecavüzün tespiti, durdurulması ve tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise, ticari ismini kendi adından aldığını, markanın yaygın ve düşük özgünlüklü bir ibare olduğunu, tarafların tescil ve fiili kullanım alanlarının farklı olduğunu, dolayısıyla bir karışıklık ihtimalinin bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacı markasının tescilli olduğu hizmetler ile davalının fiilen kullandığı hizmetler arasında benzerlik olmaması, markanın düşük özgünlüğü ve davalının kendi adını dürüstçe kullanması hakları kapsamında tecavüzün oluşmadığına hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1166 - 2026/1223 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1166 KARAR NO : 2026/1223T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 08/02/2024NUMARASI : 2022/253 E. - 2024/57 K.DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması ve Giderilmesi, Maddi ve Manevi Tazminat, İtibar Tazminatı Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/02/2024 tarih ve 2022/253 E. - 2024/57 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 1995 yılında kurulduğunu, gerçek hak sahibi olduğu "..." markasını 2016 yılında tescil ettirdiğini, ayrıca müvekkili firmanın "https://www.....com.tr" alan adlı sitenin de sahibi olduğu, davalının "https://..." alan adını aldığını ve müvekkilinin web sitesini birebir kopyalamak suretiyle tescilli "..." markasını kullanarak marka hakkını ihlal ettiğini, davalının müvekkilinin tescilli "..." markasını tabelada, faturalarda, sosyal medya hesaplarında aktif olarak kullandığını, bu kullanımın müvekkilinin markası yönünden iltibas ve haksız rekabete neden olduğunu, davalının kötüniyetle müvekkilinin ticari itibarından ve tanınmışlığından yararlandığını ileri sürerek, müvekkili adına tescilli “...” markasına yönelik tecavüz fiillerinin tespiti, durdurulması ve giderilmesine, marka hakkına tecavüz dolayısıyla davalı internet sitesinde ve işyerinde olmak üzere her türlü mecrada (tabela, katalog, fatura dahil tüm görsel ve tanıtım materyallerinde) kullanılan "..." ibarelerinin kullanımın yasaklanmasına, davalı tarafta bulunan "..." ibareli tüm yazılı, görsel ve tanıtım materyallerine ihtiyaten el konulmasına, toplatılmasına ve dava sonunda bu materyaller ve görsellerin imha edilmesine, davalı taraf adına kayıtlı "..." alan adı kullanımının önlenmesine, terkinine ve site erişiminin engellenmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL itibar tazminatı ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin adının "... ... ..." olduğunu, 01.05.2010 yılında kendi adını kullanarak "... ... MEDİKAL" tabelalı iş yerini açtığını ve ticari faaliyetine devam ettiğini, davacının tescil ettirdiği marka görseli ile müvekkili kullanımlarının farklı olduğunu, davacının sadece medikal işi yapmayıp, hediyelik eşyadan bijuteriye kadar birçok ürünün ticareti ile meşgul olduğunu, müvekkilinin sabit ve yerleşik bir dükkan üzerinden elden perakende medikal malzeme ticareti yaptığını, yani tarafların birbirinin müşteri portföyüne tesir etme ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin tabelasının ve markasının, davacının marka logosundan ve görselinden tamamen farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." ibaresinin masallarda da adı geçen, çok uzun kanatlı ve iri olarak nitelenen düşsel bir kuş olduğu, "..." olarak da bilindiği, oldukça yaygın kullanılan ve herkes tarafından bilinen bir ibare olduğu, davacı adına tescilli "..." markası ile davalı şirketin uyuşmazlık konusu "..." ibareli marka kullanımları arasında benzerlik bulunsa da karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için tescil kapsamlarındaki mal ve hizmetler yönünden de benzerlik bulunması gerektiğinden ve dosya kapsamında davacının markası 03, 05, 09, 25. sınıfta yer alan mallara yönelik perakendecilik hizmetlerinde tescilli iken, davalının fiili kullanımı medikal ürünlerin satışı üzerine olduğundan, davacının 2016/40932 sayılı markasının tescilli olduğu hizmetlerle davalının "..." ibareli markayı fiilen kullandığı hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, markanın esaslı unsuru olan ... ibaresinin yaygın kullanımı olan, özgünlük derecesi düşük bir ibare olması da dikkate alındığında, davalının fiili kullanımlarının davacı markasına tecavüze yol açmadığı, dosya kapsamında davacı vekili her ne kadar müvekkili ile davalının aynı alanda faaliyet gösterdiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını kanıtlayan delil sunulmadığı, öte yandan davalı gerçek kişinin adının "... ... ..." olduğu anlaşılmakla, 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları" başlıklı 7. maddesinin /5 (a) fıkrası "Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi." hükmü göz önüne alındığında, somut dosyada davalının kendi adını markasal kullanımı söz konusu olduğundan, davacının bu kullanımı engelleyemeyeceği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." markası altında 5,10,35,44.sınıfta tescilli "...", 35.sınıfta tescilli "...", 5,10,35.sınıfta tescilli "...", 10,25,35.sınıfta tescilli "..." ibareli markalarının bulunduğunu, tüm bu markalarla medikal tekstil ve medikal sektöründe faaliyet gösterdiğini, mahkemece verilen kararda bu durumun gözardı edildiğini, müvekkilinin ticaret sicilinde ilan edilen faaliyet alanından da medikal sektöründe faaliyette bulunduğunun açıkça anlaşıldığını, yine Gelir İdaresi Başkanlığı'nın düzenlediği ticari faaliyet belgesinden ve https://www.....com.tr alan adlı internet sitesinden medikal sektöründe faaliyet gösterdiğinin görülebildiğini, davalı kullanımının da aynı sektöre ilişkin olduğunun dosya kapsamında ispatlandığını, müvekkilinin markaları ile davalının kullanımı arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 35.sııfın 5.alt sınıfında 25.sınıf malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile davalının medikal malzemelerin ticareti faaliyetinin benzer olduğunu, mahkemece mal/hizmet benzerliği değerlendirmesinde hata yapıldığını, kabul etmemekle birlikte davalının markayı kullandığı mal ve hizmetler doğrudan müvekkilinin markalarının kapsamında bulunmasa dahi benzer/ilişkili/ilgili olduklarından marka tecavüzünün gerçekleştiğini, müvekkilinin markasının davalı tarafça ticaret unvanı- işletme adı olarak kullanıldığını, bu durumun da marka tecavüzü oluşturduğunu, davalının kullanımı "... MEDİKAL" biçiminde olduğundan ad-soyad kullanımından söz edilemeyeceğini ve SMK'nın 7/5.maddesi koşullarının bulunmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, eylemin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, sunulan mal ve hizmetlerin hedef tüketici kitlesinin bilinçli olmadığını, ortalama tüketicilerden oluştuğunu, davalının alan adı ve sosyal medya hesapları ile e-posta uzantısında müvekkilinin markalarına tecavüz edildiği yönündeki iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması ve giderilmesi, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 7/2.maddesi uyarınca marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını önleme hakkının bulunduğu, somut olayda davacının 2016/40932 sayılı "..." ibareli markasının 35.sınıfın 1,2,3,4.alt grupları ile 35.sınıfın 5.alt grubunda 3,5,9 ve 25.sınıf malların satışına özgü mağazacılık hizmetlerinde tescilli olduğu, davalının markasal olarak kullandığı tespit edilen "..." ibaresinin davacının 2016/40932 sayılı markası ile görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzer olmakla birlikte, davalının fiili kullanımının gerçekleştiği medikal ürünlerin satışı hizmetlerinin, davacının mesnet markasının kapsamında bulunmadığı, içerisinde medikal uzmanı bilirkişinin de bulunduğu heyet tarafından düzenlenen kök ve ek raporlarda açıklandığı üzere, medikal ürünlerin, Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ uyarınca 05. ve 10. sınıfta yer aldığı, davacının tescilli markasının kapsamında 05. ve 10. sınıf tıbbi ürün, tıbbi cihaz (medikal ürünler) emtialarının ya da bu emtialara yönelik perakendecilik hizmetlerinin bulunmadığı, bu mal ve hizmetlerin davacının marka başvurusu kapsamından Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile çıkartılmasına karar verildiği, bu nedenle davalı kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.