Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yurt dışı iş sözleşmelerinde Milletlerarası Özel Hukuk hükümleri gereği yabancı hukuk uygulanmasına dair bozma kararı sonrası işçilik alacakları davasının yeniden incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir işçinin yurt dışı şantiyelerde çalışmasından kaynaklanan kıdem, ihbar, fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları talebine ilişkin olup, temel uyuşmazlık taraflar arasındaki iş ilişkisine Türk hukukunun mu yoksa yabancı hukukun mu uygulanacağı noktasında yoğunlaşmıştır; Yargıtayın önceki kararları bozarak, belirli çalışma dönemleri için taraf seçimli Kazakistan hukukunun, diğer dönemler için ise mutad işyeri hukukunun uygulanmasına hükmetmesiyle, davanın yabancı hukukun bireysel iş uyuşmazlıkları için öngördüğü başvuru koşulları dahilinde yeniden incelenmesini gerektiren bir süreci ele almaktadır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/247 E., 2025/300 K.DAVA TARİHİ : 02.11.2016İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışı şantiyelerinde 2005-2015 yılları arasında çalıştığını, davacının son net aylık ücretinin 2.250,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerekeceğini, hizmetin yabancı ülkede ifa edildiğini, uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili işyerinde, 12.08.2005-29.10.2005, 06.05.2009-10.08.2012, 17.09.2013-20.10.2014 tarihleri arasında çalıştığını, arkadaşları ile kavga etmesi edeniyle iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilen davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, puantaj kayıtlarına uygun olarak fazla çalışma ücretlerinin bordro üzerinden ödendiğini, davacının tüm iddialarının maddi ve hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli kararı ile; davacının aylık net 2.250,00 USD ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek bir şekilde sona erdiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dinlenen tanık beyanlarından ve dosya kapsamından davacının haftalık 45 saati aşan fazla çalışmasının bulunduğu, dinî bayramların birinci günü haricinde genel tatil günlerinde çalıştığı ayrıca hafta tatillerini de 15 günde bir kullandığı dolayısıyla ayda iki hafta tatilinde çalıştığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 27.10.2022 tarihli kararı ile; taraflar arasındaki hukuk seçiminin geçersiz olduğu, davacı ... davalı işverenin Türkiye'de olduğu, davalı işverenin merkezinin de Türkiye'de olduğu, işçinin iş olan her ülkeye gitme durumunun bulunduğu, işçinin her fırsatta Türkiye'ye geldiği, izinlerini Türkiye'de kullandığı, yerleşim yerinin ve sosyal çevresinin, kazandığı ücreti harcadığı yerin Türkiye olduğu, iş sözleşmesinin de Türkiye'de yapıldığı, Türkçe kaleme alındığı, Türk mahkemelerinin yetkili kılındığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri, haftalık yasal çalışma süresi ve bunlar için ödenmesi gereken yevmiye ve fazla çalışma ödemelerinin saat ücretinin de Türk mevzuatına göre belirlendiği, yurt dışı iş sözleşmelerinde yerleşik Yargıtay kararları gereği Türk hukukunun uygulanmasında kanuna aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın feshin haklı nedenle yapıldığını ispatlayamadığı bu nedenle davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, davacının fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalıştığı, bu olgunun tanık beyanlarını ve bu yazılı belgeleri teyit ettiği, davacının ücretini USD kuru üzerinden alması nedeniyle ihbar tazminatı hesabının da yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.05.2023 tarihli ve 2023/591 Esas, 2023/7455 Karar sayılı kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunan ikinci, üçüncü ve dördüncü çalışma döneminde Kazakistan hukuku, birinci çalışma dönemi yönünden ise mülga 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/2 hükmü kapsamında belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli kararı ile; Kazakistan Cumhuriyeti İş Kanunu'nun "Bireysel İş Uyuşmazlıklarının İncelenmesi için Başvuru Koşulları" başlıklı 160. maddesinin "Uzlaştırma komisyonuna veya bireysel iş uyuşmazlıklarının incelenmesi amacıyla mahkemeye başvurmak için aşağıdaki şartlar belirlenmiştir: (...) Bu kurallar uyarınca, bireysel iş uyumazlıklarının değerlendirilmesi için uzlaşma komisyonuna başvurmadan mahkemeye başvurma hakkına sahip olan iş ilişkilerindeki katılımcılar için aşağıdaki son tarihler belirlenecektir. (...) Diğer iş uyuşmazlıklarında, daha önce iş ilişkisi içinde olan kişi de dahil olmak üzere, çalışanın haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gereken günden itibaren bir yıl... " şeklinde düzenlendiği, buna göre davanın 02.11.2016 tarihinde açıldığı, Kazakistan'da çalışma dönemleri yönünden bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davacının 12.08.2005-29.10.2005 tarihleri arasındaki iş ilişkisinde hukuk seçimi yapılmadığından Türk hukukunun uygulanacağı, bu çalışma dönemi yönünden de taleplerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece 16.04.2024 tarihli ve 2024/2993 Esas, 2024/6940 Karar sayılı karar ile; Kazakistan hukukuna tâbi dönem bakımından Mahkemece Kazakistan İş Kanunu'nun "Bireysel İş Uyuşmazlıklarının İncelenmesi için Başvuru Koşulları" başlıklı 160. maddesi gereğince taleplerin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Kazakistan İş Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca davanın 1 yıl içinde açılması gerektiğinin ifade edildiği, somut olayda iş sözleşmesinin 12.06.2015 tarihinde feshedildiği, davanın ise 02.11.2016 tarihinde süresinde açıldığı, hâl böyle olunca Kazakistan hukukuna tâbi alacaklar bakımından Kanun'da öngörülen 1 yıllık sürenin dolmadığı, İlk Derece Mahkemesince anılan dönem bakımından davanın esasına girilerek inceleme yapılması gerekli iken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Uyuşmazlığa yabancı hukuk uygulanması yönündeki Yargıtay bozma ilâmının Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına aykırı olduğunu, 2. Yabancı hukukun uygulanması nedeniyle reddedilen kısımlar bakımından davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,3. Taleplerin zamanaşımına uğradığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut davadaki gibi 10 yıla yakın yargılamanın sürdüğü ülkelerde 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmasının garip bir tutum olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; zamanaşımı, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta dava tarihinin 02.11.2016 olması ve yabancı hukukun uygulanması sonucunda kısmen ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine bu reddedilen miktarlar nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeple;1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (4) ve (7) numaralı bentlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine sırasıyla,"4-Davalı tarafından yapılan 6.989,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına""7-Davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.