Tır şoförünün haksız fesih, kıdem, ihbar, yıllık izin, AGİ ve tatil ücreti alacaklarına ilişkin, davalı şirketler arasındaki organik bağın kabul edilerek davanın kabul edildiği ve bölge adliye mahkemesince onanan iş mahkemesi kararı.
Özet: Organik bağ bulunan iki davalı şirkette tır şoförü olarak beş yılı aşkın süre kesintisiz çalışan davacının, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve kıdem, ihbar, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini iddia ederek açtığı davada; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalılar arasındaki organik bağı ve işçinin iddia ettiği çalışma süresi ile sefer başına ücretlendirme şeklini kabul ederek, işverenlerin işçinin istifa ettiğini ya da alacaklarını ödediğini ispatlayamaması nedeniyle davacının tüm taleplerini haklı bulmuştur.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1017 E., 2025/1553 K.DAVA TARİHİ : 27.01.2022İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 10. İş MahkemesiSAYISI : 2022/35 E., 2023/11 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketler nezdinde 19.12.2015-25.02.2021 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalıştığını, davacının aralıksız aynı işyerinde çalıştığını, davalı her iki Şirketin sahipleri ve yetkilileri aynı kişiler olduğundan her iki Şirkette de çalışmasının gösterildiğini, iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini, çalışmasının Avrupa ülkelerinde dorse yapma şeklinde olduğunu, dorse yapan şoförün karadan götürdüğü ilk dorse için 700,00 Euro, Avrupa içerisindeki diğer dorselerin her biri için ise 450,00 Euro ödendiğini, ayda ortalama 4 - 5 dorse yapıldığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yolda olduğu sürece çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde davalı Şirketçe yıllık izinlerin kullandırılmadığını, asgari geçim indirimi ve yıllık izin karşılığı ücretlerinin ödenmediğini ve müvekkilinin sigorta kurumuna bildirilmeyen çalışmaları bulunduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak veya kısmi dava açılmasının mümkün olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının sigorta primlerinin eksiksiz bir şekilde bildirildiğini, davacının istifa kodu ile çıkışı verildiğinden kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamadığını, resmî kayıtlarda ve ödeme dekontlarında yer alan ücret karşılığında çalışmış olduğunu, Avrupa ülkelerine sefer yapan tır şoförleri için hafta tatili çalışmalarının ispatı mümkün olmadığı gibi mesailerini kendileri belirledikleri için günlük tır kullanımıyla ilgili sıkı trafik mevzuatına uymak zorunda olduklarından ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talebinin kötüniyetli olduğunu, davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışma süresi boyunca hak etmiş olduğu tüm yıllık ücretli izin haklarını kullanmış olduğunu, asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini, müvekkili Şirketlerin birbirinden farklı ve bağımsız Şirketler olup müvekkili Şirketlerin birlikte sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında bulunan ücret bordroları, banka kayıtları, davacı iddiası, davalı savunması ve tanık beyanlarına göre brüt ücretin 23.660,53 TL olduğu, ... Kurumu (SGK) kayıtlarına göre girdi çıktı yapılan tarihlerde davacının yurt dışında bulunduğu ve bazı dönemlerde ise davacının ülkeye dönmemişken kayıtlarda çıkış işleminin yapıldığı anlaşılmakla davacının hizmet süresinin 5 yıl 2 ay 7 gün olduğunun kabul edildiği, davalılar arasında organik bağ bulunduğu, davalı tarafından davacının istifa ettiğinin bildirildiği ancak davacının istifa ettiğine dair dosyaya belge sunulmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi alacakları olduğu, ayrıca davacının yurt dışı giriş ve çıkış kayıtlarına göre ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilli tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kesintisiz şekilde davalılara ait işyerinde çalışmasına devam ettiği, emsal dosyalarda da davalılar arasında açıkça organik bağ olduğunun kabul edildiği, Mahkemece bu yöndeki değerlendirmenin yerinde olduğu, davacının yaptığı iş ve kıdemi ile sefer başı harcırah ile yapılan tır şoförlüğünde harcırah miktarının tarafların anlaşması ile belirlendiği dikkate alındığında davacı iddiası ve tanık beyanlarına göre yapılan sefer sayısı, sefer ücreti ve aylık ücret tespitinde hata olmadığı, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı ya da karşılığının ödendiğine dair ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça herhangi bir belge sunulmadığından davacı isticvabı doğrultusunda yıllık ücretli izne hükmedilmesinde hata olmadığı, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça iş sözleşmesinin davacı işçinin tazminata hak kazanmayacağı şekilde sonlandığının ispat edilemediği dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fesih tarihindeki tavan rakam üzerinden kıdem tazminatının hesaplandığı, hesaplamalarda sadece davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanına dayanılmadığı, diğer tanık M.Ö'nün beyanları ile yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarına ve diğer yazılı delillere de dayanıldığı görülmekle davalı vekilinin davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmemesi yönündeki talebinin yerinde olmadığı, yine ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesabı yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarına göre yapıldığından indirim yapılmamasının yerinde olduğu, ancak davanın tüm alacak kalemleri yönünden kısmi dava olarak açıldığı, davalılar vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu ancak ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi alacakları yönünden ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, davacının kesintisiz çalışması olmadığını, 2. Davacının işten çıkış kodunun Kod (3) (istifa) kodu gösterilmesinin göz ardı edildiğini, davacının iş sözleşmesinin istifa ile son bulduğunu, 3. Bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, neden itibar edilmediği açıklanmadan en fazla olan hesaplamanın hükme esas alındığını, 4. Davacının aylık ücretinin çoğu mesleğe göre fahiş miktarda tespit edildiğini, 5. Bilirkişi raporunda yurda giriş çıkış kayıtları dikkate alındı denilse dahi giriş çıkış işlemelerinin müvekkili Şirkete ait araçlarla yapıldığının belli olmadığını, 6. Ücret seviyesinin, dorse sayısının, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı ile yıllık ücretli izinlerle ilgili sadece işverene karşı dava açan tanık beyanlarının dikkate alındığını, 7. Davacının son çalışma dönemi yönünden yıllık ücretli izne hak kazanamadığını, diğer çalışma dönemlerine ait yıllık izinlerin tamamının kullandırıldığını, tır şoförlerinin sefer dönüşlerinde evlerinde 10 gün kadar dinlendirildiklerini, 8. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 9. Müvekkili Şirketlerin birbirinden farklı ve bağımsız olduklarını, aynı gruba ya da holdinge bağlı fark tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen çalışmaların birleştirilmesinin mümkün olmadığını, 10. Kıdem tazminatı hesaplanırken tavan miktarın dikkate alınmadığını,11. Uluslararası tır şoförlerinin sıkı trafik kurallarına uymak zorunda olduklarını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmanın ispat edilemediğini, 12. Davacının Kurum kayıtlarında yer alan çalışma dönemine ait tüm asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fesih, ücret seviyesi, hizmet süresi, davalıların sorumluluğu, zamanaşımı, kıdem tazminatı hesabı, asgari geçim indirimi, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince davalılar arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davalılar işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlar ise de sadece organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla işverende geçen çalışmalar için sadece bir işverenin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. İşçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı iddiası, yurda giriş çıkış kayıtları, SGK kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalılar arasında birlikte istihdam ilişkisi bulunduğu, buna göre davacının işçilik alacaklarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının bu ilave gerekçe ile yerinde olduğu anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıdaki paragrafta yer alan ilave gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.