Tescilli sehpa tasarımına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada verilen ilk derece mahkemesi kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelenmesi.
Özet: Tescilli çoklu sehpa tasarımına sahip davacının, davalının internet sitesi ve fiziksel mağazalarında satışa sunduğu ürünlerin kendi tasarımına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu durumun tasarıma tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davalı eylemlerini haklara tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul ederek, tecavüzün durdurulmasına, ürünlere el konulmasına, 22.923,93 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına hükmetmiş, bu karar taraflarca istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1154 - 2026/1428
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1154 KARAR NO : 2026/1428T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 15/02/2024NUMARASI : 2022/374 E. - 2024/45 K.DAVANIN KONUSU :Tasarıma Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 tarih ve 2022/374 E. - 2024/45 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 2015/02106 sayılı çoklu tasarım belgesinin 4 ve 5 sırasındaki "..." isimli sehpa tasarımına çok benzeyen ürünlerin, davalı tarafa ait "https://..." uzantılı web sitesinde "... ..." adı ile satışa sunulduğunu, bu ürünün davalıya ait mağazalarda fiziki olarak da sergilendiğini, davalının bu eylemlerinin, müvekkili adına tescilli tasarımdan doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kötü niyetli hareket ettiğini, dava tarihi itibariyle davalının tasarıma tecavüz eylemlerinin devam ettiğini ileri sürerek, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasına, belirsiz alacak davası olarak SMK'nın 151/2-b ve 151/4 maddeleri uyarınca şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 250.000,00 TL manevi tazminatın, ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.11.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 80.160,57 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davacı adına tescilli tasarım ile müvekkili tarafından bir dönem satışa sunulan "... ..." isimli ürünün, ortalama tüketiciler nezdinde ilk bakışta dahi ayırt edilebilir farklılıklarının bulunduğunu, söz konusu ürünün müvekkili tarafından üretilmeyip tedarikçiden temin edilerek satışa sunulduğunu, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere dava açılmadan evvel müvekkilinin, 17.05.2022 tarihli ihtarname ile söz konusu ürünün satışını sonlandırdığını davacıya bildirdiğini, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna hukuken itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacı adına tescilli tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşımadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." adlı web sayfasının sahibinin davalı olduğu, her ne kadar bilirkişi tespiti anında tespite konu ürünün stoklarda olmadığı görülmüş olsa da söz konusu ürünün önceden satışının yapıldığı, "https://.../...-sehparenksiz/" linkinde yer alan sehpanın, davacı tarafa ait 2015/02106 nolu tasarımın 4 ve 5 nolu ürünleri ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, davacı adına tescilli "..." adıyla piyasaya sunulan tasarımın, davalıya ait web sitesinde kullanıldığı ve piyasaya sunulduğu, ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunulduğu, ticari amaçla kullanıldığı ve bu eylemlerin davacı adına tescilli 2015/02106 no ile tescilli çoklu tasarımda yer alan 4 ve 5 sıra nolu tasarım üzerindeki haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, tecavüzün miktarı dikkate alınarak 22.923,93.-TL maddi tazminat ile 50.000,00.-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı, hükmün ilanında davacının menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin davacı adına tescilli 2015/02106 no ile tescilli çoklu tasarımda yer alan 4 ve 5 sıra nolu tasarım üzerindeki haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, davalı tarafından üretilip piyasaya sunulan tasarımın Türkiye sınırları içeresinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına, 22.923,93.-TL maddi tazminatın 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 50.000,00.-TL manevi tazminatın 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, hükmün kesinleşmesinden sonra ve masrafı davalıya ait olmak üzere mahkeme karar özetinin ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hükme esas bilirkişi raporunda, ... maliyeti ve ortalama faaliyet gideri başlıkları ve kalemleri altında nereden, hangi kıstasa göre hesaplandığı belli olmayan bazı birim değerler bulunduğunu, bu değerlerin son derece yüksek tutulduğunu ve davalının toplam 79 adet üründen edindiği net karın son derece düşük hesaplandığını, bilirkişi heyeti tarafından belirlenen net kazanç miktarının, hangi kriterlere dayandığı belli olmayan ve son derece muğlak bazı ek parametrelere dayalı olarak son derece düşük tutulması ve yine davalının davaya konu müvekkili tasarımını kullanmaktaki ısrar ve kötü niyeti de göz önüne alındığında, hesaplamada elde edilen kazançla birlikte sektörün genelindeki parametrelerin, tarafların bilinirlik durumunun, ülke ekonomisi koşullarının gözetilmesinin gerektiğini, dolayısıyla yapılacak maddi tazminat hesaplamasında taraf cirolarının gözetilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkili tarafından davacının tescilli tasarımına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunulduğuna yönelik mahkeme tespitinin hukuka aykırı olduğunu, tasarıma tecavüz ve haksız rekabet iddialarını kabul manasına gelmemek kaydıyla işbu dava açılmadan evvel müvekkili tarafından davacıya gönderilen 17.05.2022 tarihli ihtarname ile mevcut ürünün tüm alanlardaki satışının sonlandırıldığının davacıya bildirildiğini, her ne kadar davacının tescilli tasarımıyla müvekkilinin satışa sunduğu ürün arasında hiçbir benzerlik bulunmasa da müvekkilince iyi niyetle kendisi tarafından üretilmeyen davaya konu ürünün satışının sonlandırıldığını ve mevcut stokların da tedarikçiye iade edildiğini, iyi niyetli davranan müvekkilinin bu tutumuna rağmen davacının, bu durumdan kazanç elde etmek gayesiyle delil tespiti talebinde bulunduğu ve akabinde de işbu davayı açtığını, ihtarname ile talep ettiği hususlar sağlanmasına rağmen bu durumdan gelir elde etmeye çalışan davacının kötü niyetli olduğunu, kötü niyetin korunamayacağını, mahkemece, esas davanın ikamesi öncesindeki delil tespiti talebi üzerine tanzim olunan bilirkişi raporu benimsenerek davacı tasarımı ile müvekkili ürünü arasındaki farklılıkların bilgilenmiş kullanıcı gözünde fark edilemeyeceğinin ve benzer olduğunun kabul edildiğini, oysa bilgilenmiş kullanıcılar nezdinde her iki ... arasındaki farklılıkların ilk bakışta dahi kolaylıkla fark edilebileceğini, her iki ürün arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, yargılama safhasında itirazları doğrultusunda tasarımların benzerliği hususunda bilirkişi raporu alınması gerekirken bu husus göz ardı edilerek delil tespiti dosyasındaki rapor ile yetinildiğini, bu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, delil tespiti dosyasındaki raporu hazırlayan heyetin de ehil olmadığını, dosya kapsamında alınan hesap raporunda, müvekkilinin faaliyet giderlerinin net bir şekilde belirlenmediğini, ortalama adı altında varsayımsal şekilde net kazanç hesaplaması yapılması sebebiyle mezkur raporun da hükme esas alınamayacağını, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, adına tescilli tasarıma davalı tarafından tecavüzde ve haksız rekabette bulunulduğu ileri sürülmüş, davalı, davacı tasarımı ile müvekkili ürünü arasında benzerlik olmadığını, dava tarihinden önce söz konusu ürünün satışını sonlandırdığını ve bu durumu ihtarname ile davacıya bildirdiğini, stoktaki ürünleri de üreticiye iade ettiğini savunmuş, ilk derece mahkemesince de yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. İlk derece mahkemesince her ne kadar davalı ürününün, davacı adına tescilli tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiş ise de mahkemenin bu kabulü, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna dayalı olup yargılama sırasında bu yönden herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Delil tespiti aşamasında alınan rapor, henüz tarafların iddia ve savunmaları sunulmadan önce alındığından ve bu rapora karşı davalı yanca itirazda bulunulduğundan, anılan rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Zira, söz konusu raporun mahiyeti gereği davalı savunmaları değerlendirme konusu edilmemiş, yalnızca davacının iddiaları doğrultusunda mevcut durumun tespiti amacıyla hazırlanmıştır. Bu itibarla, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, davalı tarafça satışa sunulan ürünün, davacı adına tescilli tasarıma tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususunda içinde tasarım uzmanı da bulunan bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken delil tespiti raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafça SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında yoksun kalınan kazancın hesaplanması talep edilmiş, bu yönden hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının davaya konu üründen kaç adet aldığı ve sattığı, brüt satış karı tespit edilmiş, daha sonra ... satışına isabet eden ortalama faaliyet gideri adı altında bu miktardan indirim yapılarak bu ürünlerden elde ettiği kar hesaplanmıştır. Ancak, ortalama faaliyet gideri adı altında indirilen miktarın neye göre hesaplandığı raporda açıklanmamıştır. Oysa yoksun kalınan kazancın, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre hesaplanmasının istenilmesi halinde, bu hesaplamanın nasıl yapılacağı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2021 tarih, 2018/1096 E., 2021/898 K. sayılı ilamındaki açıklamalardan faydalanılarak bir hesaplama yapılması gerekmektedir. Buna göre, mütecavizin tasarımı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca ulaşabilmek için kazancın oluşumunda rol oynayan tecavüz konusu hak dışındaki bütün faktörlerin ayıklanması gerekmektedir. Bu hesaplama yönteminde, öncelikle mütecavizin ticari faaliyetinin boyutu belirlenmeli, tecavüz oluşturan ürünlerden ne kadar sipariş alındığı, ne kadar üretim yapıldığı, ne kadar stok bulunduğu, ne kadar satış yapıldığı, satış fiyatının ve kâr marjının ne olduğu gibi hususlar dikkate alınarak mütecavizin elde ettiği kazanç belirlenmelidir. Anılan maddede belirtilen net kazanç, mütecavizin tecavüz fiiliyle ortaya çıkan brüt kazancını değil, maliyetlerin elde edilen gelirden düşürülmesiyle kalan net kazancını ifade etmektedir. Ancak mütecavizin tecavüz fiilinin dışında başka hiçbir ürünü satmamış olması hâlinde dâhi genel masraflar bir bütün olarak elde edilen gelirden mahsup edilmeyecek, sadece ham madde ve satış maliyetleri gibi işin doğası gereği oluşan giderler tecavüz yoluyla elde edilen gelirden mahsup edilecektir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, davaya konu davalı eylemi nedeniyle davacının SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında talep edebileceği tazminatın, yukarıda açıklanan biçimde hesaplattırılması hususunda yeni bir bilirkişi raporu alınması, şayet açıklandığı biçimde davacının talep edebileceği tazminatın tam olarak hesaplanması mümkün olmazsa, TBK'nın 50. maddesi uyarınca somut olayın olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler göz önünde tutularak, tazminat miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Son olarak, davacı tarafça tecavüzün durdurulması da talep edilmiş olup davalı tarafça ise söz konusu ürünlerin satıştan kaldırıldığı ve bu durumun dava tarihinden önce 17.05.2022 tarihli ihtarname ile davacıya bildirildiği savunulmuş, mahkemece ise bu savunma üzerinde durulmamıştır. Oysa, her ne kadar tecavüzün tespiti ve tazminat talebi bakımından davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı mevcut ise de dava tarihinden çok önce tecavüz eyleminin sonlandırılması ve bu eylemin tekrarlanması ihtimalinin bulunmaması halinde tecavüzün durdurulmasını talep etme de hukuki yararın varlığından söz edilemeyecektir. Bu itibarla, davalının bu savunması üzerinde de durulup delillerinin değerlendirilmesi gerekirken bu yönden de bir inceleme yapılmaması yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 gün ve 2022/374 E. - 2024/45 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı ve davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.660,48-TL maktu ve nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.300,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.