İşçinin pasaport baskısıyla zorla istifa iddiasını ispatlayamaması sonucu kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğine dair Yargıtay kararı.
Özet: Yargıtay, davacının pasaportunun iadesi karşılığında zorla istifa dilekçesi imzaladığına dair iddiasını ispatlayamaması nedeniyle, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kararını kısmen bozarak, davacının hizmet akdinin üçüncü ve dördüncü çalışma dönemleri için istifa ile sona erdiğini kabul etmiş ve bu dönemlere ilişkin kıdem tazminatı talebini reddetmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/50 E., 2025/590 K.DAVA TARİHİ : 22.05.2018İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin ...'daki şantiyesinde formen olarak en son net 2.500 USD ile 08.00-19.00 saatleri arasında, haftanın 3 günü ise saat 22.00'ye kadar çalıştığını, iki haftada bir gün izin kullandığını, dinî bayramların birinci günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanamadığını, iş sözleşmesinin davalı işverence iş bitimi nedeniyle feshedildiğini ancak pasaportu işverende olan davacıdan pasaportunun verilmesi için istifa ve ibraname imzalaması şartı konduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 27.09.2007-18.01.2008, 24.02.2012-25.07.2012, 22.01.2013-14.06.2013, 19.12.2013-13.05.2014 tarihleri arasında 4 dönem hâlinde ve son kez kalıpçı formeni olarak çalıştığını, tüm çalışma dönemlerinin işçinin istifası ile sona erdiğini, alacaklarının zamanaşımına uğradığını, fazla çalışma yapılan aylara ait fazla çalışma ücreti hesaplanarak davacı işçiye eksiksiz olarak ödendiğini, bu hususun imzalı ücret bordroları ile de sabit olduğunu, alacaklarını aldığına dair ibraname imzaladığını, müvekkili Şirkette resmî ve dinî bayram günlerinde çalışma uygulaması bulunmadığını, müvekkili Şirketin ...'da bulunan şantiyelerinde pazar günü çalışma yapılmadığını, davacı işçinin tüm hafta tatillerini kullandığını, yıllık izin hakkı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere alacak kalemleri için yasal faiz oranı uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli kararı ile; tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı işyerinde fasılalı olarak 27.09.2007-18.01.2008, 24.02.2012-25.07.2012, 22.01.2013-14.06.2013, 19.12.2013-13.05.2014 tarihleri arasında en son net 2.000 USD ile çalıştığı, davalı tarafça dosya kapsamında istifaya ilişkin sunulan belgelerden davacının istifa iradesini yansıtmadığı, iş bitimi nedeniyle işveren tarafından alınan dilekçe olarak değerlendirildiği, kıdemli bir işçinin hiçbir sebep yokken kıdem tazminatı alamayacak şekilde iş sözleşmesini feshetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, haklı nedenle fesih hâllerini ispat yükü kendisine düşen işverenin haklı fesih nedenlerini ispatlayamadığı ve davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiği, yıllık izinlerinin tamamının kullanıldığını, işverenin ispatlayamadığı yıllık izin ücretinin ödenmesinin gerektiği, davacının tanık beyanları ile fazla çalışma yaptığı, hafta tatillerinin bir kısmında ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, yapılan bu çalışmalara karşılık ücret ödemesi yapıldığını ispat yükümlülüğü üzerinde olan davalı işverenlikçe bu hususun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli kararı ile; dosya kapsamına göre işverence yapılan feshin haklılığının ispatlanamadığı, iş sözleşmesinin işveren tarafından iş bitimi nedeniyle sona erdirildiği, ibranamenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki yasal koşulları taşımadığı, davacının istifa ettiğine dair herhangi bir delilin dosyada olmadığı, zamanaşımı değerlendirmesinin yapıldığı, ücretin belirlenmesinde emsal ücret, banka hareketleri, tanık anlatımlarının değerlendirildiği, davacının fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışmaları bulunduğunu ve ayın iki hafta tatilinde çalıştığını ispatladığı, işverence yıllık izinlerin kullandırıldığının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; dosya kapsamındaki delil ve belgeler ile davacı tanıklarının anlatımı birlikte değerlendirildiğinde; davacının pasaportunun verilmesi şartı ile zorla, baskı altında istifa dilekçesi imzalatıldığı yönündeki iddiasını ispat edemediği, bu hâlde davacının üçüncü ve dördüncü dönem çalışmasının istifa ile sona erdiği kabul edilerek kıdem tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan iş sözleşmesini kendisi fesheden taraf hiçbir koşulda ihbar tazminatına hak kazanamayacağından davacının 22.01.2013-14.06.2013 dönemi ile 19.12.2013-13.05.2014 dönemine ilişkin çalışmaları bakımından ihbar tazminatına hak kazanamayacağı ayrıca tanıkların davacıyla birlikte çalıştığı dönem ile sınırlı olarak hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının üçüncü ve dördüncü dönem çalışmasının istifa ile sona erdiği kabul edilerek bu dönemler yönünden kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, tanıkların davacıyla birlikte çalıştığı dönem ve zamanaşımı def'i dikkate alındığında bakiye alacağın bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Bozmaya konu istifa dilekçelerinin sözde istifa dilekçesi olduğunu, matbu imzalatıldığını, 2. Tanıklar ve davacının, davalının işyerinde uzun yıllar aynı şart ve koşullarda çalıştığını, tanıkların davacının hizmet süresini kapsayıcı ve genel çalışma şart ve koşullarına ilişkin beyanda bulunduklarını, 3. Tanıklarında yurt dışı işçisi olduğunu, ... Kurumu kayıtları, yurda giriş çıkış kayıtları, ücret ödemeleri ve tanık beyanı ile hizmet sürelerinin tespit edilmesi gerektiğini, 4. Davacının zamanaşımına uğramayan fiilî çalışmasının gerçekleştirildiği tüm çalışma dönemi için alacaklarına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması noktalarında toplanmaktadır. 1. Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut uyuşmazlıkta bozma öncesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda zamanaşımı def'i gözetilerek davacının 15.05.2013-14.06.20 13... .12.2013-13.05.2014 tarihleri arasındaki dönem için fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları hesaplanmıştır. Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıklarından B.E'nin 06.12.2007-31.10.20 08... .11.2011-20.07.2012 tarihleri arasında, Ş.B.'nin 10.05.2006-02.04.2013 tarihleri arasında, İ.D.'nin ise 19.07.2008-06.08.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları bakımından dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup davacı tanıklarının davacıyla birlikte çalıştıkları dönem dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, 15.05.2013-14.06.2013 tarihleri arasındaki dönem dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğramamaktadır. Buna göre ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacaklarının zamanaşımına uğramayan bu dönem için hüküm altına alınması gerekirken Mahkemece tanıkların davacıyla birlikte çalıştıkları dönemin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle taleplerin tümden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.