Çocuk mahkemesince uyuşturucu bulundurma suçunda verilen HAGB kararının, cezaevindeki sanığa kamu davası erteleme ve denetimli serbestlik tebligatının usulsüzlüğü nedeniyle kovuşturma şartı oluşmadığından kanun yararına bozulması.
Özet: Bu hukuki evrak, çocuk mahkemesinin uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik kanun yararına bozma talebini incelemektedir; talep, sanık hakkında daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının, ceza infaz kurumunda bulunan sanığa yasalara uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle denetim süresinin geçerli bir şekilde başlamadığı ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, mahkemenin durma kararı vermesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurmasının hukuka aykırı olduğu iddiasına dayanmaktadır.
10. Ceza Dairesi         2025/9427 E.  ,  2026/4368 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/92 E., 2023/48 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 12.04.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2025 tarihli ve 2025/18989 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130865 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130865 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği,
Yine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16.02.2022 tarihli ve 2021/21153 esas, 2022/2400 karar sayılı ilâmında yer alan, " ...Yoklukta verilen kararın duruşmasında .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ... 08.04.2015 tarihinde tebliğ edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK'nın 263'ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” ve cezaevinde olan sanığa yapılan tebligatın 5271 sayılı CMK'nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edilmesinden dolayı usulsüz olduğu ve gerekçeli karar tebliği işlemi geçersiz olduğundan hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, ceza infaz kurumunda bulunan şüphelinin yüzüne karşı veya yokluğunda verilen kararlarda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle karara karşı kanun yollarına başvurabileceği hususunun gösterilmesi gerektiği nazara alındığında;
Somut incelemeye konu dosyada, karar tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan şüpheli hakkındaki .. . Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02.01.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararda 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi uyarınca maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı itiraz edebileceği hususu ve itiraz süresinin ne zaman başlayacağının gösterilmediği gibi bu hususun anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla yapılan tebliğ işleminde de belirtilmediği ve kararın okunup anlatılarak tebliğ edilmediği anlaşıldığından anılan kararın kesinleşmediği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle anılan kararın infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Suça sürüklenen çocuk hakkında, 20.01.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, suç tarihi hatalı olarak "07.12.2016" olarak gösterilmek suretiyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2018 tarihli ve 2016/37815 Soruşturma, 2018/1 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca üç yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, ihlâli üzerine Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2021 tarihli ve 2021/88 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine, Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli ve 2021/52 Esas, 2021/112 Karar sayılı kararı ile erteleme kararının müdafiine tebliğ edilmesine rağmen suça sürüklenen çocuğa tebliğ edilmemesi nedeniyle kovuşturma şartı oluşmadığından bahisle "durma" kararı verildiği,
B. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının suça sürüklenen çocuğa .. .. Ceza İnfaz Kurumunda 17.01.2018 tarihinde tebliğ edildiğinin ve erteleme süresi zarfında suça sürüklenen çocuğun 20.08.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle bu kez Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2022 tarihli ve 2021/43436 Soruşturma, 2022/4537 Esas, 2022/152 sayılı iddianamesi ile mükerrer kamu davası açıldığı,
C. Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.03.2023 tarihli ve 2022/92 Esas, 2023/48 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre;
1. Somut olayda, şüpheli hakkında, 20.01.2017 tarihli eylemi nedeniyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2018 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, ihlâli üzerine Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2021 tarihli ve 2021/88 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine, Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli ve 2021/52 Esas, 2021/112 Karar sayılı kararı ile kovuşturma şartı oluşmadığından bahisle "durma" kararı verildiği, ancak “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin, hükmün gerekçesine yönelik hukuka aykırılığın giderilmesi için itiraz ya da kanun yararına bozma yoluna başvurulması yerine, durma kararının gerekçesinin hatalı olduğu belirtilerek 02.01.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına istinaden 20.08.2020 tarihli eylem nedeniyle ihlâlin gerçekleştiğinden bahisle 22.04.2022 tarihli iddianame mükerrer kamu davası açıldığı ve yeniden yargılama yapılarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verildiği anlaşılmakla;
Öncelikle; incelemeye konu Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/92 Esas, 2023/48 Karar sayılı dosyasının, kovuşturma şartının bulunmadığı gerekçesiyle durma kararı veren Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli ve 2021/52 Esas, 2021/112 Karar sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilip, yargılamanın birleşen durma dosyası üzerinden devamı ile, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, birleşen incelemeye konu mükerrer dava yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme
süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye ve varsa müdafiine tebliğ edilmesi gerektiği, karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve usûlüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Suça sürüklenen çocuk hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.02.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar suça sürüklenen çocuk müdafiine tebliğ edilmiş ise de, suça sürüklenen çocuğa .. .. Ceza İnfaz Kurumunda 17.01.2018 tarihinde "okumak - almak" suretiyle tebliğ edilmesi nedeniyle usûlüne uygun tebliğ edilmediği gibi erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 17... . maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının usûlüne uygun gösterilmemesi nedeniyle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 20.08.2020 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi Kanun’a aykırı ise de;
Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında 08.01.2015 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eylemin değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olduğu kanaatiyle Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2016 tarihli ve 2015/186 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmünün 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 09.03.2017 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu suç tarihi olan 20.01.2017 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla,
5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.
Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda dosyalar kapsamına göre;
Suça sürüklenen çocuk hakkında Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2016 tarihli ve 2015/186 Esas, 2016/299 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu dosyasının akıbetinin araştırılması ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılarak tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylemler nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Ankara Batı 2. Çocuk Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/92 Esas, 2023/48 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.04.2026 tarihinde karar verildi.