Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, marka tescilinin iptali ve Türk Patent Kurumu kararının hükümsüzlüğü davasında, markalar arası karıştırılma tehlikesi olmadığına hükmederek istinafı esastan reddetti.
Özet: Davacı, rakip bir şirketin marka tescil başvurusuna yaptığı itirazın reddedilmesi üzerine, kendi markasıyla karıştırılma ihtimali, tescilsiz kullanım hakları ve markasının tanınmışlığı gerekçeleriyle Türk Patent ve Marka Kurumu kararının iptalini ve rakip markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş; ilk derece mahkemesi markalar arasında karışıklık ihtimali, tescilsiz kullanım veya tanınmışlık hakkı bulunmadığına hükmederek davayı reddetmiştir. İstinaf mahkemesi de tarafların markaları arasında görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik olmadığını, ortak "külah" ibaresinin düşük ayırt ediciliğe sahip olduğunu, şekil unsurunun ürünün niteliğine gönderme yaptığını ve tanınmışlık iddiasının kanıtlanamadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esasa uygun olduğuna ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/1093 - 2026/1309
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1093
KARAR NO : 2026/1309
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2023
NUMARASI : 2022/222 E. - 2023/267 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/12/2023 Tarih ve 2022/222 Esas - 2023/267 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirketin 2020/32958 sayılı "... ..." ibareli markanın 30. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "... ..." ibareli marka arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin olduğunu, davalının markasının müvekkiline ait herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içerdiğini ve müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-4643 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 6/3. maddesi anlamında davacının tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin olmadığı, 6/5. maddesi anlamında davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı ve 6/6. maddesi anlamında davalının marka tescil başvurusunun, davacıya ait kişi ismini, ticaret unvanını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, ... ve ... ibareleri çatı markası olduğundan iltibas değerlendirmesinde bu unsurların dikkate alınamayacağını, "..." ibaresinin "..." çatı markası altında 2011/23329 sayılı dosya ile 22/03/2011 yılından beri müvekkil adına tescilli olup kullanıma bağlı olarak ayırt ediciliğinin bulunduğunu, "... ..." markalı ürünün müvekkilinin üstü renkli şekerlerle kaplı disk çikolatanın altında yer alan külah bisküvi şeklindeki "... ..." ürününün kopyası olduğunu, markalarda yer alan şekil unsurlarının benzer olduğunu, "... ..." markalı ürünlerin 11 yıldan beri süren emek ve çaba ile tanınmış bir hal aldığını, davaya konu markanın tescilinin müvekkilin markasının ayırt ediciliğine zarar vereceğini ve ortalama tüketicilerin çoğunluğunu oluşturan çocukların dikkat düzeyinin düşük olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1- Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda açıklandığı üzere taraf markalarında ortak olarak yer alan dondurma külahı anlamına gelen "..." ibaresinin davaya konu markanın tescil edilmek istendiği 30 sınıfta görece düşük bir ayırt ediciliğe sahip olup taraf markalarının asli unsurunun "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, bu ibareler arasında görsel, işitsel ya da kavramsal bir benzerlikten söz edilemeyeceği, ayrıca kullanılan şekil unsurunun da ürünün niteliğine gönderme yapması nedeniyle ayırt edicilik sağlamadığı ve davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olduğu kanıtlanmadığı gibi marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlık iddiasının sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 28/12/2023 gün ve 2022/222 Esas - 2023/267 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
8-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.