İşçinin kısmi süreli çalıştığı iddia edilen altı yıllık hizmetinin tam süreli olduğunun tespiti ve bu doğrultuda hükmedilen vekalet ücretinin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı işçinin kısmi süreli gösterilen ilk altı yıllık çalışmasının aslında tam süreli olduğunun tespiti ile buna bağlı fark alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin davanın tamamını reddetmesine rağmen bölge adliye mahkemesinin, davacının 2004-2010 yılları arasındaki çalışmasının tam süreli olduğuna hükmederek tespit talebini kabul ettiği ancak fark alacaklarını reddettiği ve bu karar üzerine davalı işverenin kararı iş kayıtları ile zamanaşımı gerekçeleriyle temyiz ettiği bir uyuşmazlığı incelemektedir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1645 E., 2025/2138 K.DAVA TARİHİ : 09.04.2019İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. İş MahkemesiSAYISI : 2019/510 E., 2021/271 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.05.2004-30.10.2016 tarihleri arasında İlk 6 yıl kısmi süreli çalışma adı altında aşçı olarak çalıştığı işyerinde daha sonra kadrolu işçi olarak görev yapmaya devam ettirildiğini, kısmi süreli işçi olarak çalışmış gösterilse de bütün çalışma süresi boyunca tam süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştırıldığını ileri sürerek davalı işyerinde 6 sene boyunca kısmi süreli çalıştığı dönemlere ilişkin olarak çalışmasının ve hizmetinin tam süreli olduğunun tespiti ile bu süreye ait tam süreli kadrolu işçiye ödenen toplu iş sözleşmesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'ndan kaynaklanan fark kıdem tazminatı, fark fazla çalışma ücreti, fark yıllık ücretli izin, fark ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ücreti, fark ikramiye, fark ücret alacağı ile ayrımcılık tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya statüsüne uygun olarak tüm alacaklarının ödendiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin fark alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığı, çalışmış olduğu süreye ilişkin olarak yıllık ücretli izinlerini kullanmış olduğundan ücret talep hakkı bulunmadığı, dosya kapsamında davacının bir ayrımcılığa tâbi tutularak çalıştırıldığına ilişkin delil bulunmadığından tazminat talep hakkı bulunmadığı, kıdem ve ihbar tazminatlarının eksiksiz ödendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça dava dilekçesi ile davacının 07.05.2004 - 30.10.2016 tarihine kadar davalı nezdinde çalıştığı, çalışmaya başladığı tarihten itibaren 6 senelik süre zarfında "kısmi süreli çalışma" adı altında çalıştığı gösterilmişse de aslında tam süreli olarak çalıştığı ve bu hususun tespitinin istendiği, ancak İlk Derece Mahkemesince bu hususta bir karar verilmediği, bu talebin kabulü doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının davalı işveren nezdinde 07.05.2004-07.05.2010 tarihleri arasındaki çalışmasının tam süreli olduğunun tespitine, alacak taleplerinin ise reddine karar verilmiş; tespit hükmü nedeniyle de davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Alacakların zamanaşımına uğradığını,2. Davacının işe başladığı tarihten itibaren kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını, ... Kurumu kayıtları, bordroların ve işyeri kayıtlarının bu hususu doğruladığını,3. Davacının tam süreli çalıştığı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün soyut iddialara ve tanık beyanına dayalı olarak verildiğini, 4. Davacının kendi statüsü bakımından toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümlerinden statüsüne uygun eksiksiz faydalandığını,5. Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı işveren nezdinde 07.05.2004-07.05.2010 tarihleri arasındaki çalışmasının tam süreli olduğunun tespitine ve vekâlet ücretine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hizmet süresinin tam süreli olduğunun tespiti talebiyle birlikte bu sebeple doğan fark ücret alacaklarını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinafı üzerine, davacı tarafça dava dilekçesi ile davacının 07.05.2004 - 30.10.2016 tarihine kadar davalı nezdinde çalıştığı, çalışmaya başladığı tarihten itibaren 6 senelik süre zarfında "kısmi süreli" çalışma adı altında çalıştığı gösterilmişse de aslında tam süreli olarak çalıştığını ve bu hususun Mahkemece tespitinin istendiği; ancak İlk Derece Mahkemesince bu hususta bir karar verilmediği, dosya kapsamına göre davacının 07.05.2004 - 07.05.2010 tarihleri arasında kısmi süreli değil tam süreli çalıştığı, bu talebin kabulü doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının davalı işveren nezdinde 07.05.2004-07.05.2010 tarihleri arasındaki çalışmasının tam süreli olduğunun tespitine, alacak taleplerinin ise reddine karar verilmiş; tespit hükmü nedeniyle de davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Belirtmek gerekir ki her eda davası aynı zamanda tespit talebini de içinde barındırmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesine göre tespit istemi hukuken korunmaya değer güncel bir yararı gerektirir. İş sözleşmesi dava tarihinden önce sona eren davacı tarafça, alacak davası ile birlikte tespit talep edildiğine göre ayrı bir tespit davası açılmasında güncel bir hukuki yararın varlığından söz edilemez. Somut dava eda davası niteliğinde olup davacının tespite yönelik talebi ayrı bir dava değil, ön sorundur. Dolayısıyla ayrı bir dava gibi değerlendirilmesi isabetli değildir. Diğer yandan, böyle bir durumda derdestlik de söz konusu olabilecektir. Şu hâlde davada alacak taleplerinin reddine karar verildiğine göre, davacının hizmet süresinin tam süreli olduğunun tespitine yönelik talebi hakkında ayrıca hüküm kurulması ve davacı lehine kurulan tespit hükmü nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.