Yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmesinde ücret, fazla çalışma ve tatil alacaklarının tespiti, ispatı ve hesaplama yöntemleri üzerine temyiz kararı.
Özet: Yurt dışı şantiyelerde topograf olarak çalışan bir işçinin, ödenmeyen ve eksik ödenen ücretleri ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram/genel tatil alacaklarına ilişkin hukuki uyuşmazlıkta, ilk derece ve istinaf mahkemeleri tanık beyanlarına dayanarak davayı kısmen kabul etmiş; temyiz incelemesinde Yargıtay, iş sözleşmesine uygulanacak yabancılık unsuru içeren hukukun tespiti, ücret miktarı, alacakların ispatı, hesap yöntemi ve para birimi ile yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dahil olup olmadığı gibi temel itiraz konularını ele almaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2026/1469 E.  ,  2026/3629 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2792 E., 2025/2536 K.
DAVA TARİHİ : 14.12.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/286 E., 2025/332 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015-22.10.2022 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde topograf olarak çalıştığını, son ücretinin net 2.700,00 USD olduğunu ancak davalı işveren tarafından ücretinin daha düşük gösterildiğini, ücretinin eksik ödendiğini, son 1,5 yıldır ise hiç ödenmediğini, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, karşılığı ücretin ödenmediğini belirterek ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının son net ücretinin 5.869,70 ... ... (...) olduğunu, fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu, davacının ödenmeyen hak ve alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının son ücretinin dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında 10.087,95 ... olduğunun kabul edildiği, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığına ilişkin iddiasının beyanlarına başvurulan tanık anlatımları ile ispatlandığı, karşılığı ücretin ödendiğinin ise davalı işveren tarafından ispatlanamadığının anlaşıldığı, davacı tarafından davalı aleyhine açılmış olan işe iade davası bulunduğunun anlaşılması nedeniyle yıllık ücretli izin alacağı isteminin usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının ücretinin USD cinsinden hesaplanarak ... cinsine çevrilmesi gerektiğini,
b. Davalı tarafça sunulan bordrolarda, bordro hilesi bulunduğunu, hileli bordrolar gözetilerek hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bordroların baskı ile ve zorla imzalatıldığını, bordrolardaki fazla çalışma ücretlerinin ücretin bir parçası olduğunu, ücretin oldukça eksik ödendiğini,
c. Türkiye İş Kurumu sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil edildiğine ilişkin bir madde bulunmadığını,
d. Davacı ile davalı Şirket arasında imzalanan sözleşmenin tarih içermemesi, maktu şekilde düzenlenmesi hususları dikkate alındığında işçi lehine olan sözleşmenin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde;
a. Beyanlarına itibar edilen tanıkların davacı ile menfaat birliğinden oldukları dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
b. Ücretin hatalı tespit edildiğini,
c. Yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu,
d. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücret miktarı, hüküm altına alınan ücret alacaklarının ispatı ve hesap yöntemi, alacak kalemlerinin hesaplandığı para birimi ve yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.