Danıştay, televizyon kanalına siyasi eleştiri içeren yayın nedeniyle RTÜK tarafından verilen idari para cezasının, ifade özgürlüğü kapsamında hukuka aykırı olduğuna karar verdi.
Özet: Davacı şirkete ait televizyon kanalında yayınlanan bir programda hükümete yönelik yapılan eleştirilerin, idare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek, siyasetçilerin ve kamuya mal olmuş kişilerin ağır eleştirilere daha açık olması gerektiği, tartışılan ifadelerin kamuoyunda uzun süredir gündemde olan konulara ilişkin olduğu ve toplumsal ilginin bulunduğu gerekçesiyle 6112 sayılı Kanunun ilgili maddesinde belirtilen yayın ilkesini ihlal etmediği kabul edilerek, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından uygulanan idari para cezasının iptaline hükmedilmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/2825 E.  ,  2025/649 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/2825
Karar No:2025/649
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "...” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 11/04/2021 tarihinde yayınlanan "..." adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen, "Yayın hizmetleri … İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyaınca 28.238,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; idari para cezasına konu programda... hükümetinin ağır şekilde eleştirildiği açık olmakla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 08/07/1999 tarihinde karara bağladığı Sürek/Türkiye davasının (26682/95) gerekçesinde, izin verilebilir eleştirilerin sınırları siyasetçiler ve kamuya mal olmuş kişiler açısından daha geniş olduğundan, siyasetçiler ile kamuya mal olmuş kişilere yönelik ağır eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, davalı idarece, program konuğu tarafından sarfedilen ifadelerle "adam öldürme kabiliyetine sahip ve birçok kişinin ölümünden sorumlu örgüt" olarak ... hükümetinin kastedildiği ileri sürülmekteyse de, program konuğu tarafından sarfedilen, "(...) Şimdi söylemek istemiyorum ama yani zaten sırtında ...'dan tutun ...'ndan Yarbay ...'a kadar bir sürü ölümün sorumluluğu olan, bilinen bilinmeyen adam öldürme kabiliyetine sahip bir örgüt var. (...)" ifadesinden, ... hükümetinin bu ölümlerden sorumlu olduğundan ziyade, bu ölümlerden sorumlu olan bir örgütle mücadele yükünün kastedildiği kanaatinin hasıl olduğu, zira, dilimizde bulunan "sırtında yükü olmak" deyiminin "uğraşılan sorun, dert" anlamında kullanıldığının açık olduğu;
Bu durumda ilgili mevzuat hükümleri ve basın özgürlüğünün sınırlarına ilişkin AİHM ve Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu yayının toplumun tümünü yakından ilgilendirdiği, toplumsal ilginin ve konunun güncel olduğu ve bu nedenle haber yapılmasında kamu yararı bulunduğu, basının toplumsal olaylar karşısındaki görev ve sorumlulukları nedeniyle basın özgürlüğünün olay kapsamında kişilik haklarının önüne geçtiği ve bu nedenle de söz konusu içeriklerin siyasi ve toplumsal olaylara yönelik olduğundan “özel hayat” niteliğinin olmadığı, siyasi kimlikleri olan ve toplumun önünde bulunan kişilerin kaçınılmaz bir şekilde kamu denetimi ve eleştirisine açık olmaları gerektiği, yayının gündemdeki iddialara ilişkin olduğu, kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan konuların program konuğu tarafından dile getirilmesi nedeniyle yayın kuruluşuna kusur atfedilemeyeceği, bu nedenle idari yaptırım uygulanmasına gerekçe olarak gösterilen yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ifade edilen yayın ilkesinin ihlali niteliğine dair bir unsurun varlığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu cezai işlemin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve demokratik bir toplumun gerekleriyle bağdaşmadığı açık olduğundan, hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın gerekçesiz olmasının adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, iptal kararının hatalı gerekçelere dayandırılarak verildiği, konuğun programda sarf ettiği ifadelerde "sırtında yükü olmak" deyiminin kullanılmadığı, yalnızca “sırtında (...) ölümünün sorumluluğu olan" ifadesine yer verildiği, konuşmacının ifadelerinin kendisi tarafından hiç söylenmemiş bir deyimle ilişkilendirilerek, yayında sarf edilen cümlelerin anlamı dışında yorumlandığı, yayında zikrolunan ifadeler birlikte ve bütün olarak bağlam içerisinde değerlendirildiğinde Mahkeme kararında açıklandığı anlama ulaşmanın mümkün olmadığı, yerleşmiş yargı kararlarının asılsız suçlamalara ve sözlü saldırılara karşı kamu görevlilerini koruduğu, tüzel kişilere karşı da tıpkı gerçek kişiler gibi eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde saldırıda bulunulamayacağı, dava konusu yayında kamusal sorumluluk anlayışının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.