Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında istenen ihtiyati haciz talebine ilişkin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin ara kararının istinaf incelemesi.
Özet: Ticari bir araç altı görüntüleme sistemi satışından kaynaklanan 3.600.000 TL + KDV bedelli alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, davacının, ürünün eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiği, davalının kötü niyetli itirazlarla ödemeyi geciktirdiği, borcun muaccel ve tartışmasız olduğu, davalının malvarlığını elden çıkarma riski bulunduğu gerekçeleriyle, alacağın güvence altına alınması amacıyla davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz konulması talebine ilişkin iddia ve savunmalarının özeti, bir istinaf incelemesi kapsamında sunulmaktadır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1449 - 2026/1466

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1449
KARAR NO : 2026/1466
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2026 tarihli ara karar
NUMARASI : 2026/539 Esas
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Haciz
DAVA TARİHİ : 18/05/2026
KARAR TARİHİ : 19/08/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 19/08/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen araç altı görüntüleme sistemi satışına ilişkin sözleşme kapsamında, sözleşmeye konu sistem anlaşma kapsamında müvekkili tarafından eksiksiz ve ayıpsız şekilde davalının yönlendirmesi ile davalının yüklenicisi olan işin işverenine Efor Group Elektrik Makina İnşaat Turizm Dış Ticaret Sanayi Limited Şirekti'ne teslim edildiğini, sözleşme hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilen bu teslim karşılığında müvekkili şirket tarafından 3.600.000,00-TL (3.000.000,00 TL + KDV) bedelli fatura düzenlendiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafın, söz konusu fatura bedelini vadesi gelmesine karşın herhangi bir haklı gerekçe olmaksızın ödemediğini, bunun üzerine taraflarınca, davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/33827 Esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, söz konusu icra takibine haksız ve dayanaksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı her ne kadar borcun kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de; taraflar arasındaki sözleşme, teslim tutanakları, düzenlenen fatura ve ticari kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde borcun varlığının açık ve tartışmasız olduğunu, davalının bu yöndeki itirazları kötü niyetli olup, yalnızca borcun ödenmesini geciktirmeye yönelik olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında temin edilen Araç Altı Görüntüleme Sisteminin, sözleşme hükümlerine uygun şekilde eksiksiz olarak teslim edildiğini, kurulumlarının tamamlanmış olup aktif, çalışır ve kullanılabilir durumda olduğunu, davalının talebi üzerine müşterisi Efor Group Elektrik Makina İnşaat Turizm Dış Ticaret Sanayi Limited Şirekti'ne teslim ve kurulum yapıldığını, bu çerçevede teslim ve devreye alma tutanağı da düzenlenmiş olup ekte sunulduğunu, müvekkili şirketin usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterleri, düzenlenen faturalar, teslim belgeleri ve banka kayıtları üzerinde gerekli görülmesi halinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde, davaya konu alacağın varlığı ve miktarı tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulacağını, davalı tarafın Ankara 47. Noterliği'nin 06.01.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kurulumun gerçekleşmediğine dair asılsız iddialar ileri sürmüş ise de bunların tamamının borçtan kaçınmak için ileri sürüldüğünü, nitekim bu ihtarnameye cevaben İzmir 3. Noterliği'nin 21.01.2026 tarih ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile de davalının iddialarına cevap verilerek son kez ödemeyi gerçekleştirmesinin ihtar edildiğini, yasal süresi içerisinde takibe konu fatura bedelini ödemeyen davalı borçlunun, borcunu ifa etmemekte ısrar ederek temerrüde düştüğünü, dava konusu alacağın muaccel, para alacağı niteliğinde ve rehinle temin edilmemiş olması karşısında, yine aslında davalının borç tutarını kabul etmesi, vadesi gelmiş bir alacak olması, davalının kurulum yapılmadığı şeklinde asılsız itirazının da ekli devreye alma tutanağıyla haksız olduğu ispatlandığından; HMK m.406/2 yollamasıyla İİK m.257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, davalının mevcut tutumu ve uyuşmazlığın geldiği aşama, yargılama sürecinde malvarlığını elden çıkarmak suretiyle müvekkilin alacağına kavuşmasını güçleştirme riskini ortaya koyduğunu, bu nedenle, ileride verilecek hükmün fiilen sonuçsuz kalmasının önlenmesi ve müvekkilinin alacağının güvence altına alınması amacıyla, ölçülülük ilkesi gözetilerek yalnızca davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine, mahkemenizce uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi gerektiğini bu sebeple; öncelikle, davalının adına kayıtlı taşınmazlar üzerine, dava konusu alacak ve fer’ilerini karşılayacak miktarla sınırlı olmak üzere, Mahkemenizce takdir edilecek uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, davamızın kabulü ile,
davalı tarafından Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/33827 Esas sayılı icra takibine yapılan itirazının asıl alacak ve tüm ferileri yönünden iptali ile icra takibinin devamına, alacak likit ve bilinebilir olduğundan, icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme, 3.600.000,00 TL tutarındaki fatura, teslim ve devreye alma tutanağı, taraf yazışmaları, noter ihtarnameleri ve başlatılan icra takibi birlikte değerlendirildiğinde, alacağın varlığı ve muacceliyeti bakımından yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini, bu aşamada ticari defterlerin incelenmesi veya alacağın esasına ilişkin tüm uyuşmazlıkların kesin şekilde çözümlenmesinin aranamayacağını, davalının kurulum yapılmadığı yönündeki savunmasının da teslim ve devreye alma tutanağı ile çeliştiğini, ihtiyati haciz incelemesinde davalının esasa ilişkin soyut itirazına üstünlük tanınarak, davacı tarafından sunulan yazılı ve imzalı delillerin değerlendirme dışı bırakılmasının yaklaşık ispat ilkesine aykırı olduğunu, dosyada mevcut imzalı teslim ve devreye alma tutanağı göz ardı edilerek ve yaklaşık ispat mevcut iken; kesin ispat gerekliymiş gibi değerlendirerek verilen ret kararının kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Karşı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemece ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için, yaklaşık ispat şartının sağlanarak mahkemede alacağın varlığına ilişkin bir kanaatin oluşması gerektiğini, ancak somut olayda davacı tarafından ürünlerin kurulumunun eksiksiz yapıldığına ve ürünlerin aktif olduğuna ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediğini; davacı taraf, dosyada bulunan 12.01.2026 tarihli teslim ve devreye alma tutanağı ile sözleşmeye konu malların teslim edildiğini iddia etmişse de bu iddialar gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafından alacağını yaklaşık olarak ispatlamaya yarar nitelikte dosya kapsamına sunulan somut bir delilin bulunmadığının beyanı ile davacının istinaf taleplerinin reddine yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2026 tarihli ara karar, 2026/539 Esas
sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince 08.06.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Bilindiği üzere; ihtiyati haciz, 6100 sayılı HMK'nın 406-(2) maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde:
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur.
Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyati haciz isteyebilir.
Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir.
Eldeki davada, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 3.600.000,00 TL tutarındaki alacağının tahsilini güvence altına almak, davalının mal kaçırma ihtimalini önlemek ve ileride hükmedilecek alacağın tahsilinin imkansız hale gelmesini engellemek amacıyla davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 ve devamı maddeleri uyarınca para alacağının teminat altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilebileceği, aynı Kanununun 265. Maddesi gereğince ise ihtiyati hacze yönelik itirazların mahkemece değerlendirilerek haklı görülmemesi halinde reddine karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Az yukarıda da değinildiği gibi, ihtiyati haciz, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, yalnızca vadesi gelmiş veya kanunda öngörülen şartları taşıyan para alacaklarının geçici hukuki koruma altına alınmasını amaçlayan istisnai bir tedbirdir. Bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının ve kanuni şartlarının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulması zorunludur.
Somut olayda, davacı tarafından sunulan delillerin alacağın varlığını yaklaşık ispat edecek nitelikte olmadığı, dosya kapsamı itibarıyla alacağın varlığı ve muaccel hale geldiği hususlarının İİK'nın 257. maddesinde öngörülen koşulları sağlayacak şekilde yeterli delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, verilen ara karar yerinde olup istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
19/08/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*