Haksız fiilden kaynaklanan trafik kazası sonrası araç kiralama şirketinin kazanç kaybı tazminat talebi ve Karayolları Trafik Kanunu kapsamında uzun süreli kiracının işleten sıfatıyla sorumluluğu.
Özet: Davacı araç kiralama şirketi, davalı sürücünün %100 kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucu kendi aracının hasarlanarak tamirde kaldığı süre boyunca kiralanamamasından kaynaklanan kazanç kaybı ile müşterilere yedek araç tahsis etme zorunluluğu gibi maddi zararlarının, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca aracı uzun süreli kiralayan ve bu nedenle işleten sıfatını haiz diğer davalı şirket ile sürücüden haksız fiil hükümleri kapsamında müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/483 Esas
KARAR NO : 2026/576
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/06/2026
KARAR TARİHİ : 27/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı müvekkil "..." markası adı altında ülkemizde araç ve filo kiralama alanında uzun yıllardan beri faaliyet göstermekte olan sektörün öncü firmalarından biridir. 30.05.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olup, davalılardan ... Şirketi 'nin araç maliki ... Şirket'nden uzun süreli kiraladığı, diğer davalının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı müvekkil şirkete ait ... plakalı araca vermiş olduğu maddi hasar nedeniyle davacı müvekkil şirket yönünden kazanç kaybı meydana gelmiştir. -Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca işleten; araç üzerinde fiili hâkimiyeti bulunan, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten gerçek veya tüzel kişidir. Somut olayda, 3 plakalı araç davalı ... Şirketi'nin uzun süreli kullanımına ve tasarrufuna bırakılmış olup, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma yetkisi davalı şirkete geçmiştir. Bu nedenle, uzun süreli kiralama ilişkisi kapsamında davalı ... Şirketi'nin araç bakımından "işleten" sıfatını haiz olduğu açıktır. Nitekim yerleşik yargı içtihatlarında da uzun süreli kiralama sözleşmeleri kapsamında aracı fiilen kullanan ve araç üzerinde ekonomik tasarruf yetkisini elinde bulunduran kiracının işleten sıfatıyla sorumlu tutulacağı kabul edilmektedir. Bu itibarla davalı ... Şirkeri, işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Açıklanan nedenlerle ve Arabuluculuk son tutanağında da belirtildiği üzere kazaya karışan ... plakalı aracın uzun süreli kiracısı ve Karayolları Trafik Kanunu anlamında işleteni konumunda bulunan davalı ... Şirketinin meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunduğundan, işbu davada husumet tarafımızca davalı ... Şirketine de yöneltilmiştir.
Davacı müvekkil şirketin maliki olduğu araç, karşı tarafa ait aracın sürücüsünün %100 kusuru sebebiyle gerçekleşen kaza sonucunda hasarlanmış; onarım gördükten sonra tamiratı tamamlanmıştır. Davacı müvekkile ait aracın hasarı nedeniyle, onarım/tamir sürecinde araçtan mahrum kalması nedeniyle kazanç kaybı meydana gelmiş olduğu somut olayın özüyle sabittir. Davaya konu trafik kazası sebebi ile gerek ilgili mevzuat, gerekse de Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları kapsamında, davalı sürücünün haksız fiili neticesinde Türk Borçlar Kanunu 49. Maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiile ilişkin hükümler çerçevesinde davacı müvekkil şirketin zararını tazminle mükelleftir. İlgili kanunun hukuki sorumluluğa ilişkin madde 85/1’inde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bir teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” düzenlemesi yer almaktadır. İşbu düzenleme uyarınca kaza tarihinde kusurlu aracın işleteni ve sürücüsü olan davalı meydana gelen zarar neticesinde doğan kazanç kaybından sorumludur.
Davacı müvekkil şirketin ana iştigal konusu otomobil kiralama olmakla birlikte, en önemli kar beklentisi kiralamadan elde edilen ticari gelirdir. İş bu kaza sebebiyle Müvekkilimizin aracı; davalının %100 kusuru sebebiyle hasarlanarak tamir olmuş, en az 4 iş günü boyunca serviste kalmış ve serviste kaldığı süre boyunca kiralanamamıştır. Müvekkil şirket, hasar onarım işlemleri sürecince müşterisinin kullanımına yeni araç tahsis etmek zorunda kalmıştır. Bu süre zarfında davacı müvekkil şirket dava konusu aracı kiralayamadığı, iktisaden faydalanamadığı gibi, kiralama faaliyetlerinin ve taahhüdünün gereği müşterilerine araç tahsis etmek zorunda kalmıştır. Bununla birlikte davacı müvekkile ait dava konusu araç tamiri gerçekleştirilmiştir. Tamir işlemimini yapan servis tarafından düzenlenen. faturada araçta 9.005,18 ₺ Hasar meydana gelmiş olduğu sabittir. Bu kapsamda aracın kaç gün tamir işlemi gördüğü ve serviste kaldığına ilişkin servis giriş ve çıkış tarihlerine de ulaşılabilecek olup yetkili servise müvezekkere yazılarak servis dosyası celp edildiğinde de tespit edilebilecektir. Davacının, davalı yanın kusuru sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan kazanç kaybı bedelinin tazmininden sorumludur. Bu durum Yüksek Mahkeme İçtihatlarıyla sabittir. Nitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, 29.09.2022 Tarih,... E.,... sayılı Kararı;
"Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını, aracın onarım süresince aracından mahrum kaldığını açıklayıp diğer taleplerinin yanında araç mahrumiyet bedelinin de tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindedir.
Müvekkil şirket aracın onarımda kaldığı gün sayısınca araçtan fiziken ve iktisaden yararlanamamıştır. Ana iştigal konusu araç kiralama olan müvekkil şirket bu süreçte kazanç kaybına uğramıştır. Sayın mahkemece atanacak konusunda uzman bir bilirkişi tarafından, onarım gün sayısı ve davalının haksız fiili sebebiyle ortaya çıkan kazanç kaybı bedelinin tespiti ve davalıdan tazmini gerekmektedir.
Kaza neticesinde müvekkil şirkete ait dava konusu araçta hasarın onarımı için eksper atamasını beklemek, eksper ataması sonrasında onarım onayı, onaydan sonrada parça temini vs. iş ve işlemlere başlanılmaktadır. Sadece bu işlemler dahi en az 3 gün sürmekte ve bu bekleme süresinde dahi mağdur araç malikleri araçlarından mahrum kalmaktadırlar. Araç Mahrumiyeti nedeniyle oluşan kazanç kaybı hesaplanırken bu bürokrasi diye nitelendirebileceğimiz günlerin de hesaba katılması gerekmektedir. Zira bu kaza olmasaydı müvekkil bu beklemesine sebebiyet veren işlemlere maruz kalmayacağı, kaza ile bu mahrumiyet arasında illiyet bağı olduğu tartışma dışıdır. Dosyada inceleme yapabilmek adına tüm belgeler delil listemiz ekinde sunulmuştur. Ön inceleme duruşmasında taraflara sulh teklifi yapıldığında zararın ve tazminat miktarının somut ve belli olabilmesi durumunda kanunun lafzına ve ruhuna uygun olarak sulh olunabilme ihtimali olabileceğinden; Hukuk usulü muhakemeleri kanunun usul ekonomisi ilkeleri gereğince ve dosyanın makul sürede karara bağlanabilmesi için tensip zaptı ile dosyada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini, bilirkişi ücretinin tamamlanabilmesi için tarafımıza süre verilmesini talep ederiz.
Müvekkile ile ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucu meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilin aracından mahrum kalması nedeniyle kazanç kaybı/hak mahrumiyeti tazminatı için HMK m.107 gereğince ŞİMDİLİK, 100,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan (müşterek/müteselsilen) alınarak müvekkile ödenmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu 01/07/2026 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Davadan feragat, HMK.m.307 ve m.309 hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK.m.310 hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Feragat bildirimi de HMK.m.310 hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine, karar verme gereği doğmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 244,00 TL harcın peşin alınan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 488,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, yürürlükte olan A.A.Ü.T. 6. maddesi gereğince dava değeri olan 100,00 TL üzerinden hesaplanan 50,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 6.400,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oybirliği ile karar verildi. 27/08/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır