Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin, asıl işverenin alt işverene karşı ödediği ihbar tazminatının rücuen tahsiline ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, devraldığı varlıklar kapsamında iş ilişkisini sürdüren alt işveren konumundaki davalının çalışanı olan bir işçinin haksız fesih iddiasıyla açtığı dava sonucunda, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesindeki müteselsil sorumluluk gereği ödemek zorunda kaldığı ihbar tazminatını, bu ödemenin alt işveren davalıya rücu edilmesi talebiyle avans faiziyle birlikte dava konusu etmiştir.

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/700 Esas - 2023/467

"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/700 Esas
KARAR NO : 2023/467
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : ... - ...
DAVALI : ... - ...
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/06/2022
KARAR TARİHİ : 26/09/2023
YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/07/2018 tarihi itibariyle ... A.Ş. (...), varlık satış sözleşmesi ile müvekkil şirket ... A.Ş.'ye devrolunduğunu, devir işlemleri kapsamında ... fabrikadaki şeker stoklarını tüketene kadar fabrika binasında kendi adı ve hesabına işçileri çalıştırmaya devam ettiğini ve bu kapsamda hizmet alım sözleşmeleri de taraflarca sözleşme süresinin bitimine kadar devam ettirildiğini, 6098 sayılı TBK madde 202 ile 4857 sayılı İş Kanunu madde 6 uyarınca malvarlığının veya işletmenin devralınması halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumlu olduğunu ve açıklanan hükümlere dayanılarak ... ve alt işverenleri nezdinde çalışan işçiler işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtıkları davalarda müvekkil şirkete de husumet yönelttiklerini, ... A.Ş.'in ve alt işverenlerinin borcundan dolayı davalı müvekkil .... A.Ş de ayrıca sorumlu tutulduğunu, işçilerden ...'ın 03/08/2018'de ...'in işçisi olarak işe girdiğini ve 24/09/2018 tarihine kadar ... nezdinde çalıştırıldığını ve İş Sözleşmesinin sona ermesinden sonra 14/11/2018 tarihinde işçi ...'ın 24/09/2018 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğinden bahisle alacaklarının tahsili için müvekkili şirket aleyhine Elbistan İş Mahkemelerinde dava açtığını, yargılama esnasında dava işbu dava davalısı ...'e ihbar edildiğini, Elbistan İş Mahkemesi 2018/... E. ve 2020/... K. sayılı kararı ile davacı ... lehine ihbar tazminatı talebinin kabulüne, fazla mesai ve ... alacağı talebinin ise reddine kesin olarak karar verildiğini, işçi ...'ın iş akdinin feshinde alt işveren ... haklı bir sebebe dayanmadığından Elbistan İş Mahkemesinin 2018/... E., 2020/... K. sayılı kararı ile ... lehine ihbar tazminatına hükmedildiğini ve iş bu hükmedilen miktarın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, asıl işveren - alt işveren ilişkisinde, işçilik alacaklarından ve tazminatlardan işçiye karşı müteselsil sorumluluk esası gözetilmiş olup alacakların tamamını ödeyen tarafın, sözleşmede aksine hüküm olmaması halinde, diğer tarafa rücu etme hakkı bulunduğunu ve bu nedenle müvekkili şirket tarafından ödenmiş olan miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte alt işveren ...'ten rücuen tazmini hasebiyle iş bu davayı açtıklarını, yine taraflar arasında 11/05/2022 tarihinde 2022/... arabuluculuk dosya numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla; Elbistan İş Mahkemesi 2018/... E., 2020/... K. sayılı kararı uyarınca hükmedilen ve müvekkil şirket tarafından ödenen 2.514,91-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, taraf dosyaya cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, rücu’en tazminat talebine ilişkin olup, dava konusu alacağın dava dışı işçi ...'ın davalı nezindeki çalışmalarından dolayı yapılan düzenlemeler gereği üst işveren sıfatıyla iş akdi sona ermesi nedeni ile ihbar tazminatı ödemesi yapılmış olduğu, ödenen bu 2.514,91 TL tazminatın davalı ile yapılmış olan sözleşme gereğince davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talebinden kaynaklanmış olduğu anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Dosya dava dilekçesi ekindeki hizmet alım sözleşmeleriyle birlikte bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya ibraz edilen işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişinin 08/05/2023 tarihli raporunda; dava dışı işçi ... adına yapılan ödemelerden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı ...'ten 2.511,10 TL rücu hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; dava dışı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili için davacı şirkete başvuru yapıldığı, Elbistan İş Mahkemesi 2018/... E. ve 2020/... K. sayılı kararı gereğince dava dışı işçiye işçilik alacaklarından kaynaklı ödeme gerçekleştirildiği, davacı ile davalı arasında asıl alt işveren ilişkisinin kurulduğu, çalıştırılan işçiye karşı asıl ve alt işverenin birlikte sorumlu olduğu, ödeme yapıldıktan sonra taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen İşçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine İşçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerektiği yönünde sözleşmede hüküm bulunmaması hususları değerlendirildiğinde davacının işçiyi çalıştıran yüklenicilerden yapılan ödeme nispetinde rücu hakkının bulunması gerektiği, sözleşme ücretlerinin tüm işçilik alacaklarını kapsadığı,dosya içerisinde davacı ile davalı arasında imza edilen sözleşmeler ve şartnamelerin bulunduğu, yapılan hizmet sözleşmesi ve şartnamelerinin incelenmesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluğunun mevcut olup, davacının ödemiş olduğu işçilik alacaklarının tamamını yükleniciye rücu edebileceği sözleşme hükümlerinden anlaşılmakla; dosyaya ibraz edilen ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporunda, dava dışı işçi ... adına yapılan ödemelerden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı ...'ten 2.511,10 TL rücu hakkına sahip olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, buna göre açılan davanın kısmen kabulü ile, 2.511,10 TL'nin 15/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile,
2.511,10 TL'nin 15/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile, bakiye 189,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca 1.600,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin, davanın kabul red oranına göre hesaplanan 1.597,44 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, geri kalan 2,56 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 2.511,10 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harcın, 80,70 TL başvuru harcı olmak üzere 161,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 800,00 TL bilirkişi ücreti, 319,50 TL posta ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.119,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranına göre 1.117,70 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 26/09/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
NOT : 5070 SAYILI YASA HÜKÜMLERİ UYARINCA ELEKTRONİK İMZA İLE
İMZALANMIŞTIR.