İşçinin haklı feshine bağlı kıdem tazminatı, yıllık izin, ulusal bayram alacakları ile hizmet süresi ve ücret tespiti konularında işverenin temyiz itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Davalı işyerinde yönetici asistanı olarak çalışan davacının, sigorta primlerinin eksik yatırıldığı, ücretinin bir kısmının elden ödendiği ve yıllık izinleri ile ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmediği gerekçeleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davanın, ilk derece ve istinaf mahkemelerince davacının lehine kabul edilmesi üzerine davalı işverenin, fesih nedenlerinin hukuka aykırı olduğunu, ücret ve hizmet süresi tespitlerinin hatalı yapıldığını, yıllık izinlerin kullanıldığını ve alacak taleplerinin asılsız olduğunu ileri sürerek kararı temyiz ettiği bir iş uyuşmazlığıdır.
9. Hukuk Dairesi         2026/897 E.  ,  2026/3466 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1241 E., 2025/3119 K.
DAVA TARİHİ : 16.04.2024
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/179 E., 2025/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde yönetici asistanı olarak 02.04.2013-07.03.2024 tarihleri arasında en son 22.500,00 TL ücretle çalıştığını, ücretinin bir kısmının elden ödendiğini, ... Kurumuna (SGK) bildirilen ücretin gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin 07.03.2024 tarihinde müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, yıllık izinlerinin tam olarak kullandırılmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının somut veriye dayanmayan gerekçelerle iş sözleşmesini feshettiğini, çalışmalarının karşılığı bütün ücretlerini aldığını, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işe gelmediğini, hiçbir personele elden ödeme yapılmadığını, davacının her yıl ücret artış dönemlerinde çalıştığı pozisyonun üzerinde ücret talep ettiğini, talebi kabul görmeyince işten çıkacağını bildirdiğini, 2024 yılı ücret artış döneminde de aynı talepte bulunduğunu, kabul görmeyince bu defa işten ayrılarak somut davayı açtığını, yıllık izinlerinin tamamını kullandığını, ödenmeyen hak edişi bulunmadığından iş sözleşmesini feshinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından davacının SGK primlerinin eksik ödendiği, karşılığı ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunduğu, davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, kullanmadığı yıllık izinleri karşılığı yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. SGK’ya eksik prim bildirimi iddiasının tek başına haklı fesih sebebi oluşturmayacağını, davacının iddia ettiği hususları yıllarca bilmesine rağmen sessiz kalması haklı fesih iddiasını hukuken geçersiz kıldığından kıdem tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, emsal içtihatlara aykırı şekilde soyut tanık anlatımları ile ücret tespiti yapılmasının bozmayı gerektirdiğini,
3. Davalı tanıklarının ifadesinde, davacının yıllık izin kullandığı yönündeki beyanlarının göz ardı edildiğini, davacının işyerinde tüm personelin izin kayıtlarını tuttuğunu, bu işleri yaparken kendisine ait izin belgelerini yok ettiğinin işten ayrılmasından sonra fark edildiğini, kullandığı izin kayıtlarının, kendisinin izin kayıtlarını tutmadığı döneme tekabül ettiğini, bu hâliyle yıllık ücretli izin alacağı değerlendirmesinin hatalı olduğunu,
4. Davacının SGK kayıtlarına göre farklı tüzel kişiliklere ait işyerlerinde çalıştığını, buna rağmen önceki çalışma dönemlerinin de davalının sorumluluğunda kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ayrı tüzel kişilikler arasında organik bağ veya devir olgusuna ilişkin kesin bir tespit yapılmadığını, hizmet süresinin davalı aleyhine genişletilmesinin hatalı olduğunu,
5. İspatlanamayan ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi gerektiğini,
6. Hizmet süresine dair cevap dilekçesinin ıslahına yönelik sunulan dilekçeye itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, hizmet süresinin yanlış belirlendiğini, davacının 14.04.2016 tarihinde davalı işyerinde işe başladığını, bu tarihin işe giriş bildirgesinde açıkça kayıtlı olduğunu, davacının davalı nezdindeki hizmet süresinin bu tarihten önceye götürülemeyeceğini, davacının kendisine verilen yetkileri kötüye kullanarak işlem yapıp güveni kötüye kullandığını, bu durumun haklı fesih nedeni olduğunu,
7. Bilirkişi raporunun yanlış yorumlandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile buna bağlı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesap yöntemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.