Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarında, adil yargılanma hakkı gereği gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun tebliği için dosyayı geri gönderme kararı aldı.
Özet: Temyiz incelemesinde, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde herhangi bir gerekçe belirtmemesine ve kendisine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen, gerekçeli kararın sanığın kendisine tebliğ edildiğine dair bir kayda rastlanmadığı tespit edilerek, adil yargılanma hakkı kapsamında kararın sanığa da usulüne uygun şekilde tebliği, temyiz hakları ve süreleri konusunda bilgilendirme yapılması, oluşacak yeni temyiz dilekçelerinin eklenmesi amacıyla dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/3023 E., 2021/3007 K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/3023 Esas, 2021/3007 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin, sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik olarak temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; süresi içinde temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiğine dair ihtarı içerir gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde yine temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmış ise de; adı geçen sanığın kendisine kararın tebliğ edildiğine dair evraka rastlanmadığı, Ceza Genel Kurulu’nun 24.02.2022 tarih, 2019/16-573 Esas ve 2022/119 Karar sayılı kararında “Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 13. maddesi ve CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son cümlesi ile CMK'nın 35. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler ve müdafi ile vekil arasındaki farklılıklar da gözetildiğinde; sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir.” şeklindeki kabul ve ilkeler göz önüne alındığında, gerekçeli kararın sanığa da tebliğ edilmesi gerektiği anlaşılmakla; gerekçeli kararın sanığa tebliğ edildiğine ilişkin evrakın varsa dosyaya eklenmesi, aksi takdirde gerekçeli kararın sanık ...'a (cezaevinde olması halinde 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi ihtarını içerecek şekilde ve aynı Kanun'un 35/3. maddesi gereğince okunup anlatılmak suretiyle cezaevinde tebliği, aksi hâlde son ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması hâlinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak ve "gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesinde belirtilen sürede gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulması, aksi takirde temyiz isteminin reddolunacağı" ihtarı da belirtilmek" suretiyle) tebliği ile, tebliğ - tebellüğ evraklarının ve hakkındaki hükümleri temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.