Bölge Adliye Mahkemelerinin CMK 280/1 (e) ve (f) bentleri haricindeki nedenlerle duruşmasız bozma kararlarının hukuken geçersizliği.
Özet: Hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf başvurusunda, bölge adliye mahkemesinin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-(e) ve (f) bentlerinde sayılan sınırlı haller dışında dosya üzerinden bozma kararı vererek davanın yeniden görülmesi yerine doğrudan bozma yoluna gitmesi ve bu bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince yeniden hüküm kurulması, hukuki dayanaktan yoksun bulunarak Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları uyarınca geçersiz sayılmıştır.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3495 E., 2023/3468 K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, “delillerin maddi gerçeği ortaya çıkarmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/209 Esas, 2022/343 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/3858 Esas, 2022/3725 Karar sayılı kararı ile; '' Olayın bahçe dahilinde bulunan farklı binalardan gerçekleştirilmiş olduğu, binalar bahçe dahilinde olsa dahi sanığın fiillerinin her bir bina yönünden bağımsızlığını koruduğu, her bir binaya yönelik fiillerinin ayrı ayrı TCK'nun 116/1 ve 142/2-h madde ve fıkralarında belirtilen suçları oluşturacağı bu nedenle her bir binaya yönelik fiiller ayrı ayrı belirlendikten ve değerlendirildikten sonra hüküm kurulmasının gerekeceği,Ayrıca olayların 01.03.20 22... .03.2022 tarihlerinde gerçekleştiğinin belirtildiği, mahkemesinin de sanık hakkında suçları farklı tarihlerde gerçekleştirdiğinden hareketle TCK'nun 43/1. madde ve fıkrası yönünden değerlendirme yapılarak karar verildiği, olaya ilişkin dosya kapsamında mevcut görüntülerin 01.03.2022 tarihine ait olduğu, sanık hakkında mahkemesince zincirleme suç hükümlerinin de uygulandığı, mahkemesinin kabulü dikkate alındığında; diğer olay tarihi olarak belirtilen 06.03.2022 tarihine ait görüntü kayıtları olup olmadığı araştırılarak görüntü kayıtları var ise getirttirilerek ve gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılarak 06.03.2022 tarihinde gerçekleşen olayın da sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde belirlendikten sonra kendi içerisinde bağımsızlığını koruyan ve suça konu olan her bir binaya yönelik olarak gerçekleşen fiillerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında sanık tarafından farklı tarihlerde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği tartışıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; suç tarihinin 01.03.20 22... .03.2022 olması gerekli iken 05.03.2022 olarak yazılması,” gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/3858 Esas, 2022/3725 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2023/24 Esas, 2023/193 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.