Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı cismani zarar tazminatının geç ödenmesi sebebiyle istenen munzam zarar talebini, somut ve kişiye özgü zarar kanıtı eksikliği nedeniyle reddeden yerel mahkeme kararını onadı.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası sonrası geç ödenen tazminat nedeniyle talep edilen munzam zarar davasında, yerel mahkemenin davanın reddi kararını onamıştır; zira alacaklının temerrüt faizini aşan zararının, ülkedeki genel ekonomik olumsuzluklar ve paranın satın alma gücündeki azalma gibi soyut iddialarla değil, kendisine özgü somut vakıalarla ve açıkça ispatlanması gerektiği, ancak davacının bu yönde somut bir zarar ortaya koyamadığı gerekçesiyle davanın reddi uygun bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .
KARAR TARİHİ .
DAVACI : .
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
B.A.M. KARAR TARİHİ : 12/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/11/2025
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, 11.05.2005 tarihinde meydana gelen trafik kazasında cismani zarar gören davacı lehine İnegöl ....Asliye Hukuk Mahkemesi ...K. sayılı dosyasından verilen kararın... İcra Md... E. sayılı takip dosyası ile takip konusu yapıldığı ve 11.05.2022 tarihinde 360.562.24 TL ödeme yapılarak dosyanın kapatılmış olduğunu belirterek geç yapılan ödenme nedeni ile davacının faizle karşılanamayan munzam zararına karşılık şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 06.02.2024 tarihli ıslah dilekçesinde; 661.342,56 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, Munzam zarara ilişkin olarak davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, zarar ile kurumun eylemi arasında da herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, munzam zarar talep koşulları mevcut olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiğini, kanıtlanacak olguların ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin somut olarak uğradığı zarar olduğunu, davacının iddialarını somutlaştıramadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, enflasyon ve faiz oranları gözetildiğinde ret gerekçesinin hatalı olduğunun anlaşılacağını, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı üzerine Yargıtay'ın görüş değişikliğine gittiğini, davalının süresinde ödeme yapmayarak sebepsiz zenginleştiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: ber
Dava, munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacının talebinin dayanağı olan munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucu ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un 122. maddesi kapsamında, munzam zararın talep edilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispat edilmesidir. Bu çerçevede salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden munzam zarar olarak kabul edilemeyeceği gibi, sadece bu iddiaya dayanılması neticesinde zararın ispat edildiğinin kabulü de mümkün olmayacaktır. Buradaki zarar olgusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılması gerekmektedir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde geç tahsilat nedeniyle faizi aşan zarar bakımından somut bir zararın varlığı ileri sürülmemiş, genel olarak ülkede mevcut olan ekonomik olumsuzluklara enflasyon ve para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı munzam zarar talebinde bulunulmuştur. Ülkemizde belirli dönemlerde ortaya çıkan bu olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığını ispat için yeterli olmadığından bu olgular davacıyı kendi somut durumuna özgü oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağından davacının geç tahsil nedeniyle şahsen ve somut olarak uğradığı zararları somut vakıalarla ispatlanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının kusur ve maluliyet oranlarının yargılama sonucu tespit edildiği, yargılama sürecindeki uzamaların davalı yönünden kusur olarak kabul edilemeyecek olduğu, tehiri icra kararının davalının yasal hakkı kapsamında değerlendirdiği, kararın kesinleşmesi ile davacının alacağına kavuştuğu, karar kesinleştikten sonra davalının borcunu ödemede gecikmesinin söz konusu olmadığı, geç ödeme ile maruz kalınan zarar ve zararı doğuran somut olaylar dosya kapsamında yasal çerçevede ispatlanamadığı için davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. ( Yargıtay 3 HD 12/06/2025 tarih 2024/3163 E 2025/3282 K)
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarih ve ...sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı adli yardımlı olduğundan başlangıçta tahsil edilmeyen 615,40-TL istinaf karar harcı ile 1.683,10.-TL başvurma harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin dairemizce yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 12/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan
...
.....
Üye
...
.....
Üye
...
.....
Katip
...