Hakaret suçundan verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararının ardından ön ödeme uygulamasının hukuken mümkün olmaması nedeniyle yapılan itirazın kabulünün kanun yararına bozulması.
Özet: Hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesinin ardından sanık hakkında ön ödeme kapsamında değerlendirme yapılması talebinin reddine yönelik ek karara yapılan itirazın kabul edilerek anılan ek kararın kaldırılmasına dair yerel mahkeme kararına karşı, Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuş olup; istemde, ön ödeme kurumunun yasal düzenlemeler gereği yalnızca soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uygulanabileceği, kesinleşmiş hüküm sonrasında doğrudan ön ödeme yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, ayrıca Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararının henüz yürürlüğe girmemesi sebebiyle önceki hükümlerin geçerliliğini koruduğu belirtilerek itirazın kabulünün hatalı olduğu ileri sürülmüştür.
4. Ceza Dairesi         2026/6735 E.  ,  2026/12406 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMES :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/2072 Değişik İş
SUÇ : Hakaret
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakaret suçundan sanık hakkında mahkumiyetine ilişkin kararının kesinleşmesini müteakip ön ödeme kapsamında değerlendirme yapılmasına yönelik talebinin reddine ilişkin ek kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2025 tarihli ve 2025/2072 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.04.2026 gün ve 2026/59394 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
"Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli ve 2024/197 esas, 2025/86 sayılı kararı ile 7531 sayılı Kanunun 15. maddesiyle 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendine eklenen (2) numaralı alt bentte yer alan “ … ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve dördüncü fıkrası …” ibaresinin iptaline karar verildiği, diğer yandan iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 29.05.2025 tarihinden başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu itibarla iptale konu anılan hükmün halen yürürlükte olup, bu doğrultuda işlem yapılması gerektiği,
Yine 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun “Mahkeme kararları” kenar başlıklı 66. maddesinin üçüncü fıkrasında açık bir şekilde; “Mahkemece iptaline karar verilen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin tamamının önödeme kapsamında kaldığı yönündeki değerlendirmenin yerinde bulunmadığı, aynı Kanun'un 75. maddesinde düzenlenen ön ödeme kurumunun yanlızca soruşturma yahut kovuşturma aşamasında uygulanabilecek bir düzenleme olduğu ve hükmün kesinleşmesinden sonra doğrudan ön ödeme uygulaması yapılmasının hukuken mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
"Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli ve 2024/197 esas, 2025/86 sayılı kararı ile 7531 sayılı Kanunun 15. maddesiyle 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendine eklenen (2) numaralı alt bentte yer alan “ … ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve dördüncü fıkrası …” ibaresinin iptaline karar verildiği, diğer yandan iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 29.05.2025 tarihinden başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu itibarla iptale konu anılan hükmün halen yürürlükte olup, bu doğrultuda işlem yapılması gerektiği,
Yine 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun “Mahkeme kararları” kenar başlıklı 66. maddesinin üçüncü fıkrasında açık bir şekilde; “Mahkemece iptaline karar verilen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin tamamının önödeme kapsamında kaldığı yönündeki değerlendirmenin yerinde bulunmadığı, aynı Kanun'un 75. maddesinde düzenlenen ön ödeme kurumunun yanlızca soruşturma yahut kovuşturma aşamasında uygulanabilecek bir düzenleme olduğu ve hükmün kesinleşmesinden sonra doğrudan ön ödeme uygulaması yapılmasının hukuken mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
07.11.2024 gün ve 7531 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin 6-a bendine (1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere yeni bir bent eklenerek hakaret suçu ön ödeme kapsamına alınmış ve anılan bent 24.12.2025 gün ve 7571 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle de hakaret (üçüncü fıkrasının (a) bendi hariç, madde 125) şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin uygulanmasıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'a 7531 sayılı Kanun'la eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan ''soruşturma veya kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar bakımından'' ibaresinin Anayasa Mahkemesi'nin 27.03.2025 tarih, 2024/197 E., 2025/86 K. sayılı kararıyla Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında; itiraz mercii tarafından itirazın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.07.2026 tarihinde karar verildi.