Restoran konsepti ve marka taklidi iddialarıyla açılan, marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ile tescilli markanın hükümsüzlüğü davasına ilişkin istinaf mahkemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." adlı restoran konsepti ve markasına yönelik davalının marka hakkına tecavüzü, haksız rekabeti ve kötü niyetli marka tescili iddialarını ele alan bir istinaf mahkemesi incelemesidir; davacı, kendi markalarının uzun yıllardır kullanıldığını, tanındığını ve davalının benzer bir konseptle restoran açarak markalarını ve tanıtım stratejilerini kopyaladığını, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından davalıya ait marka başvurularının reddedilmesine rağmen izinsiz kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek maddi, manevi ve itibar tazminatı ile mevcut markanın hükümsüzlüğünü talep ederken; davalı ise bu konseptin tekel olmadığını, kendi markasının ayırt edici olduğunu, iyi niyetli davrandığını ve davacının tanınmışlık iddiasının yetersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/843 EsasKARAR NO: 2026/950İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 19/03/2024NUMARASI: 2020/50 E. - 2024/88 K.DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti,durdurulması, önlenmesi, maddi- manevi- itibar tazminatı,markanın hükümsüzlüğüİSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarafından 2013 yılında ...'da “...” adlı restoranın işletilmeye başladığını ve daha sonra aynı konseptte ... şube açıldığını, Türkiye'de ilk defa davacı tarafından uygulamaya geçirilen Türkçe müzik eşliğinde “...” konseptiyle hizmet veren “...”ın ilk defa “...” konseptini yaratmış olduğunu, davacı tarafından daha önceki tarihlerde tescil ettirilmiş olan markaların uzun yıllardan beri kullanıldığını ve Türkiye'de ve yurtdışında tanındığını, “...” ibaresinin sektörde restoran ismi olarak ... ve “...” ismi ile özdeşleşmiş olduğunu; “...” markasının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin ise ... yılında .... .... bir restoran açmış olduğunu, davacının restoranının hem ana temasını hem de markasını birebir taklit etmekte olduğunu; “...” temasını taklit eden davalı şirketin tanıtım stratejilerini de kopyalayarak kendisini “...” olarak tanıtmaya çalıştığını, davalının markasında bardak figürüyle ve daha sonra sonuna “...” ifadesini ekleyerek “...”, “...”, “... ...” ve benzeri taklit markaları ile senelerdir davacının müşteri çevresini kandırmış olduğunu; davalının daha önceden yaptığı ... no.lu, ...no.lu, ... no.lu, ... no.lu ve ...no.lu markaların başvurularının davacı markalarıyla ayırt edilmeyecek kadar benzer olması gerekçesiyle mutlak red nedenlerine dayanılarak Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından re'sen ve davacı tarafından yapılan itirazlar üzerine defalarca reddedildiğini; ancak davalı şirketin marka başvurularının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedilmesini yok sayarak, red kararına ve davacı tarafından yapılan uyarılara rağmen izinsiz bir şekilde “...” markasını işlettiği restoranında kullanmaya devam ettiğini; dava konusu markanın kötü niyetli tescil edilmiş olması nedeniyle de hükümsüz kılınması gerektiğini; davalının “...” ibareli tescilli markasının yanı sıra “...”, “... ...”, “...” markalarını da ... senesinde beri farklı şekillerde sistematik olarak kullanmak suretiyle marka haklarına tecavüz etmeye devam etmekte olduğunu; ... tescil no.lu markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata, 1.000, TL itibar tazminatına ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 23.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 2.708.017,50-TL olarak ıslah ettiği görülmüştür. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletmesini .... yılında açmış olduğunu, işletmesini açarken o dönemde oldukça popüler olan, yeni nesil meyhane olarak da adlandırılan ve genellikle Türkçe müzik eşliğinde yemek yenilip dans edilen, hem bar hem de .... dokusuna sahip bir eğlence mekanı açmayı hedeflediğini, o dönemde aynı konseptle hizmet veren onlarca mekan bulunduğunu, davacı şirketin sürekli olarak müvekkilinin kendisiyle aynı şekilde ... konseptiyle hizmet verdiğini vurgulamışsa da belirtilen konseptin (...) bir buluş olmadığını,kültürümüzde müzikli yemekli eğlence anlayışının yüzyıllara dayandığını, bir an için Türkiye’de bu konsepti ilk uygulayanın davacı olduğu kabul edilse dahi konseptin davacının tekeline alması, ... uygulayıcısının kendisi olması hakkını davacıya vermediğini, müvekkilinin ... tescil no.lu “...” markasının 43. sınıfta tescilli olduğunu; müvekkilin bu markayı düşünürken içinde “...” kelimesinin geçtiği 43. sınıfta birçok marka olduğunu gördüğünü ve ayırt edicilik kazandırmak ve diğerlerinden ayırmak için başına “...” kelimesini eklemiş olduğunu; böylece “...” ibaresini içeren markalardan ayrılmış ve markalarına ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, davacı markaları ile müvekkilinin markasının görsel ve işitsel olarak birbirinden farklı olduğunu; müvekkilin içinde “...” kelimesini barındıran diğer marka sahiplerinin haklarını ihlal etmemek ve kendi markasını yaratmak için iyi niyetli olarak bir marka seçtiği halde davacı tarafından kendisine yöneltilen kötüniyetli tabirini kabul etmediklerini, davacının tanınmış olmadığını, tanınmışlık olgusu adı altında sunduğu ...’un “...” mekanıyla ilgili bir yazısının davacı makasının tanınmışlık kriterlerini sağlamak için yeterli olmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2020/50 esas, 2024/88 karar sayılı, 19/03/2024 tarihli kararı ile; "Davalının ve davacının incelenen mali kayıt ve belgelerine göre ticari kapasitesi dikkate alındığında somut olayda davacının tanınmış olmasa da bir marka değeri yarattığı, müzik ile bir konsept oluşturduğu, bu değerin izinsiz olarak davalı tarafından kullanıldığı ve eylemin haksız rekabete neden olduğu, davacının markasının ve reklam gücünden hiçbir çaba sarf etmeden yararlanan davalının lisans seçeneğine göre bir tazminat ödemesinin gerektiği , marka hakkı ihlaline dayalı tazminat hesabında çoğu zaman somut olarak ortaya çıkan zararın tazmininin /lisansın tespitinin mümkün olmadığı, ancak tazminat hukukun genel ilkelerine göre marka hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi amaçlandığından , lisans seçeneği seçilmiş olsa dahi marka sahibinin ve mütecavizin malvarlığında markanın haksız kullanımı sonucunda oluşacak artışında dikkate alınmasının gerektiği, ... başına cirolardan hareket edilerek bir lisans bedeli takdir edilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine yada mütecavizin mükafatlandırılmasına neden olunabileceği , zira davalının da işletmesi için çalışan istahdam etiği, kira ödediği, yeme-içme faaliyeti kapsamında mal aldığı, dolayısıyla elde edilen tüm kazancın bu marka adı altında oluşmadığı dolayısıyla cironun %10 u na göre hesaplamaya göre bir tazminat ödenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, kaldi ki davacının sunduğu emsal lisans sözleşmesi dahi dikkate alındığında , davacı markasının tescilli olduğu süre, kullanıldığı mahal, davalı yanın markayı kullanma şekli ve kullandığı yer ve tarafların aynı alanda faaliyet göstermesi, ihlalin boyutu ve süresi ile talep edenin sebepsiz zenginleşmemesi, hükmedilecek tazminatın ise ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte olması ana kuralı gözetilerek BK hükümleri gözetilerek 500.000 (beşyüzbin) TL maddi tazminatın 23.3.2018 tarihinden yasal faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, mali inceleme kapsamında sunulan ticari defter ve kayıtlar, taraflara ait marka tescil belgesi,mali bilirkişi tarafından incelenen mali kayıtlar, vergi dairesinden celp edilen mali kayıtlar, gönderilen ihtar içerikleri, HMK 266 madde kapsamında dosyada sunulu deliller ile uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin kök ve ek raporları incelendiğinde; 1-Davalı eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,2-İhlal nedeniyle BK hükümleri gözetilerek 500.000 (beşyüzbin) TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 23.3.2018 tarihinden yasal faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,3-İtibar tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine,4-Davalı adına ... no ile tescilli ... ibareli markanın kötüniyetli tescili da gözetilerek HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,( 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca )5-Karar kesinleştiğinde davalı tarafından ... ibareli markanın kullanımının önlenmesine,6-Hükmün etkiliğinin temini yönünden HMK 389 vd maddeleri gözetilerek davalı yanca ... ..., ...,...,... ibaresi altında davalı yanın markasal kullanım teşkil edecek her türlü reklam,sosyal medya kullanımları, tanıtım, tabela, kataloğ vb tanıtmak maksatlı kullanımların HMK 389 vd maddelerine göre tedbiren önlenmesine, 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin İstanbul İcra Dairesini aracılığıyla infazına,7-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline " karar vermiştir.İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/50 E. 2024/88 K. sayılı kararı ile davalının "..." markasının hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine karar verildiğini, mahkemenin maddi tazminat tutarını belirlerken kendi ifadesiyle "ihlal edeni mükafatlandırmama" ilkesine değinmesine rağmen 500.000 TL gibi oldukça düşük bir tutara hükmettiğini, oysa bilirkişi heyeti raporunda müvekkilinin SMK madde 151/2-c uyarınca (lisans örneksemesi yoluyla) 2.508.017,50 TL royalty bedeli talep edebileceğinin açıkça tespit edildiğini, hatta İstanbul Ticaret Odası'ndan (...) gelen emsal görüşteki %10'luk oran dikkate alındığında bu tutarın iki katı olan 5.573.372,22 TL'nin dahi talep edilebileceğinin raporlandığını, müvekkilinin dosyaya sunduğu emsal Antalya bölgesi franchise sözleşmesinde yer alan %4,5'lik oran ve 200.000 TL sisteme giriş bedeli üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda davasını 2.708.017,50 TL olarak ıslah ettiğini, mahkemenin ... görüşünü ve dosyaya sunulan somut emsal sözleşmeyi hiçe sayarak %81 oranında fahiş bir indirim yapmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin konseptini birebir taklit ederek haksız kazanç sağladığını ve mevcut ekonomik koşullar ile yüksek enflasyon altında hükmedilen tutarın caydırıcılıktan uzak kaldığını belirterek, yerel mahkeme kararının maddi tazminat yönünden kaldırılmasını ve bilirkişi raporuyla uyumlu olan 2.708.017,50 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi- manevi- itibar tazminatı ile davalı adına tescilli ...numaralı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından mahkemece hükmedilen maddi tazminatın yetersiz olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Mahkemece, ... başına cirolardan hareket edilerek lisans bedeli takdir edilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine ya da mütecavizin mükafatlandırılmasına neden olunabileceği, davalının işletmesi için çalışan istahdam ettiği, kira ödediği, yeme-içme faaliyeti kapsamında mal aldığı, dolayısıyla elde edilen tüm kazancın bu marka adı altında oluşmadığı, dolayısıyla cironun %10'una göre hesaplamaya göre bir tazminat ödenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, ihlalin boyutu ve süresi, TBK hükümleri gözetilerek işbu gerekçelerle 500.000-TL maddi tazminata hükmedildiği, davacı tarafın ise emsal olması adına dosyaya sunulan lisans sözleşmesi, davalı şirket ticari kayıtları ve ...’nun emsal görüşü de dikkate alınarak bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama uyarınca karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hükmettiği maddi tazminat miktarının oldukça düşük ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür. İstinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekmekle mahkemece marka hakkına tecavüz eylemi nedeni ile davacı tarafça tercih edilen SMK'nın 151/2-c maddesindeki; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli" hesaplama yöntemine göre hükmedilen 500.000-TL maddi tazminat miktarının dosya kapsamına ve somut olay adaletine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu noktada nazara alınması gereken SMK'nın 151/3. maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulması gerekmektedir. İstikrar kazanan içtihatlar ışığında varsayımsal lisans bedeline göre yapılan hesaplamalarda; emsal araştırması yapılarak markanın tanınmışlık düzeyi, ekonomik önemi, marka sahibinin daha önce imzaladığı lisans sözleşmeleri, markanın konu olduğu lisansların sayısı, türleri ve özellikleri göz önünde bulundurulmalı ancak marka sahibinin yanı sıra marka hakkına tecavüz edenin bu konudaki faaliyetlerinin hacmi de dikkate alınarak davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi gözetilerek somut olay adaletine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir.Anılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davanın 2020 yılında ikame edildiği, davalının İstanbul'daki işletmesini 2018 yılında faaliyete geçirdiği, hükümsüzlüğüne karar verilen marka başvurusunun 04.04.2019 olduğu, aynı sektörde ve yakın lokasyonda faaliyette bulunulduğu, davacının restoran ağını genişletmek adına .... şube açılmasına ilişkin, 14.07.2021 tarihinde üçüncü kişi/ dava dışı şirket ile 2 yıllığına imzaladığı franchise sözleşmesini emsal olarak sunduğu, işbu sözleşmede net cironun %4.5 oranına tekabül eden royalty bedelinin ve 200.000-TL sisteme giriş bedelinin mevcut olduğu, mahkemece davalının ve davacının kurumlar vergisi kayıtlarının celp edildiği ve ...'ya yazı yazıldığı, ... tarafından davaya konu firmanın, eğer davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise toplam cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciro toplam ciroda belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulduğu görülmüştür. Bilirkişi raporunda davacının sunduğu emsal sözleşme kapsamında 200.000 TL sistem giriş bedeli ile royalty bedeli altında 2.508.017,50 TL tazminat talep edebileceği, ... lisans görüşü kapsamında ise 5.573.372,22 TL tazminat talep edilebileceği belirlenmiş ve bu hesaplamaya göre davacı tarafından 200.000 TL sistem giriş bedeli ile royalty bedeli altında 2.508.017,50 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de davacının dosyaya sunduğu emsal lisans sözleşme tarihi 2021 yılı olup dava tarihinden sonrasına ait olmakla sistem giriş bedelinin dikkate alınmasının mümkün olamayacağı anlaşılmıştır. Bununla birlikte davalı tarafın ticari defterlerine ilişkin kayıtlarını sunmadığı, ancak mahkemece celp edilen kurumlar vergisine yönelik yazılı kayıtlar kapsamında davalı şirket cirosunun mali incelemede tespit edildiği, bu kapsamda mahkemece TBK'nın 50. maddesi uyarınca takdir edilen 500.000-TL maddi tazminat miktarının 2 yıllık ihlal süresi de nazara alındığında düşük kaldığı anlaşılmıştır. Bu tespitler karşısında TBK'nın 50. maddesi ile hâkime uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi tanınmış olup maddi tazminatın somut olay adaletine uygun olarak 1.000.000-TL olarak belirlenmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2024 tarih, 2020/.... E., 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davalı eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,İhlal nedeniyle TBK hükümleri gözetilerek 1.000.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 23.3.2018 tarihinden yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,İtibar tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine,Davalı adına ... no ile tescilli ... ibareli markanın kötüniyetli tescili da gözetilerek HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,Karar kesinleştiğinde davalı tarafından ... ibareli markanın kullanımının önlenmesine,Hükmün etkinliğinin temini yönünden HMK 389 vd maddeleri gözetilerek davalı yanca ... ..., ...,...,... ibaresi altında davalı yanın markasal kullanım teşkil edecek her türlü reklam,sosyal medya kullanımları, tanıtım, tabela, kataloğ vb tanıtmak maksatlı kullanımların HMK 389 vd maddelerine göre tedbiren önlenmesine, 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince işbu tedbirin İstanbul İcra Dairesini aracılığıyla infazına,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken kabul edilen markaya tecavüz yönünden 732,00-TL hükümsüzlük talebi yönünden, 732,00-TL manevi tazminat talepleri yönünden 732,00-TL maddi tazminat talepleri yönünden 68.310,00-TL olmak üzere toplam 70.506,00-TL harçtan peşin ve ıslah ile alınan 204,93+46.230,00-TL'den mahsubu ile 24.071,07 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Reddedilen itibar tazminatı talebi yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 54,40 TL başvurma harcı, 204,93+46.230,00-TL peşin ve ıslah harcı, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 46.497,13 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/d-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.250,00 TL bilirkişi ücreti, 326,40-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.576,40 TL yargılama giderinden kabul ret olanına göre 5.918,76 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4/e-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat davası yönünden 156.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden 10.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/j-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine red edilen itibar tazminatı yönünden 1.000TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/k- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine red edilen maddi tazminat yönünden 156.000TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026