İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla iltibas tespiti yapan ilk derece mahkemesi kararı üzerine verdiği istinaf kararı.
Özet: Lider konumdaki davacı şirketin tescilli ve tanınmış markalarının, davalı tarafça kendi ürünleri üzerinde izinsiz ve iltibasa yol açacak derecede benzer biçimde kullanılması nedeniyle marka hakkına tecavüz edildiği ileri sürülmüş; davalı ise kendi markasının bilinir olduğunu ve söz konusu ifadeleri ürünlerinde kullanılan ipliği belirtmek amacıyla kullandığını savunarak tecavüz ve haksız rekabet olmadığını iddia etmiştir; ilk derece mahkemesi ise davalının kullanımlarının ortalama tüketicide karışıklık yaratacak derecede benzerlik taşıdığı ve aynı emtialarda kullanıldığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün sabit olduğuna hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/868 EsasKARAR NO: 2026/953İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 05/03/2024NUMARASI: 2023/47 E. - 2024/55 K.DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve kaldırılmasıİSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... yılında faaliyetlerine elyaf üretimi ile başlamış ve sektöründe lider konuma ulaşmış bir şirket olduğunu, müvekkilinin dünya çapında ve onlarca ülkede "...", "...+ŞEKİL" , "..." , "..." ve "...+ŞEKİL" ibareli markaların sahibi olduğunu, keza müvekkilinin bu markalarının TPMK nezdinde de birçok tescile konu olduğunu, ancak hal böyle iken davalı tarafın müvekkilinin işbu davaya dayanak tescilli ve tanınmış markalarını veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlerini tescilsiz ve izinsiz olarak kullanıldığının tespit edildiğini, bu kullanımların gerek online mecralarda gerekse de fiziki adreslerde gerçekleştirildiğini, davalı taraf kendisine ait olan "..." markası altında ürettikleri ve toptan veya perakende olarak satışa sundukları ürünlerin üzerinde, etiketlerine, çıkartmalarına, ambalajlarına ve sair tanıtım materyallerine müvekkiline ait olan "...", "..." , "..." "...+ŞEKİL ..." ve "...+ŞEKİL" ibareli markalarını birebir aynen veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlerini kullandığını ve bu kullanımların iltibasa sebebiyet verdiğini, bu hususların mahkememizin 2022/204 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalının mezkur faaliyetlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men'ini, ref'ini ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının ve beyanlarının aksine “...” ibareli markanın niteliği ve müvekkilinin ilgili görseli marka olarak kullanma gibi bir niyetinin olmadığını, müvekkilinin markası olan “... ...” ibareli markanın umumen malum ve tanınmış bir marka olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin bir markasal kullanımının olmadığını, kaldı ki müvekkiline ait olan "... ..." ibareli markanın Türkiye’nin en tanınan ve bilinen ... markası olmakla en çok ihracat yapan firmaların başında geldiğini, müvekkilinin "..." ifadesinin kullanmasının sebebi, çoraplarını yaparken bu ipliği kullandığını tüketiciye göstermek olduğunu, bu durumun davacı yanın iddiasının aksine zarar değil fayda sağladığını, "..." kelimesinin ipliğin bilinirliğini arttırdığını, müvekkilinin marka itibarına zarar verme durumunun söz konusu olmadığını, ayrıca müvekkili firmanın tanınmış marka olduğu için kaliteli ürünler ürettiğini, müvekkilinin davacının ticari iş ve ürünlerinden faydalanma gibi bir gayesinin olmadığını, kaldı ki davacı yanın iplik üreticisi, müvekkilinin ise ... üreticisi olduğunu, burada bir iltibas ya da zarar doğabilmesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2023/47 esas, 2024/55 karar sayılı, 05/03/2024 tarihli kararı ile; "Davacının markalarının 25. sınıfta yer alan “...” emtialarında tescil edilmiş olduğu, davalının yukarıdaki kullanımlarının da aynı emtialarda olduğu, davalının kullanımların biçim , düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markalarında ..., ... ... şekli, .... ibarelerinin ön planda ve belirleyici unsur olarak görüldüğü, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin bu hizmetler için ayırdığı satın alma ve yararlanma süresi içinde davalının kullanımlarını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, davacı ve davalı arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği bu açıdan iltibas koşulları oluştuğu ve böylece davalının SMK 29 maddesi anlamında davacının markadan doğan haklarına tecavüzünün sabit olduğu anlaşılmakla, marka haklarına tecavüz yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında; "... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının "..., ...+..." yine "..." ibarelerini tek başına veya başka ibarelerle birlikte ... emtiasında kullanmasının davacı adına tescilli ... tescil nolu "...+ŞEKİL", ... "...", ... tescil nolu "..." ve ... "..." tescil nolu markalarına yaklaştırmak suretiyle kullanımının davacının bu markalardan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve kaldırılmasına, bu cümleden olmak üzere davalının bu markalar ile iltibas teşkil eden markaları veya benzerini tek başına veya tali unsurlar ile birlikte üretim yerlerinde, iş yerlerinde veya sair herhangi bir fiziki veya online mecrada kullanmasının ürünler, etiketler, çıkarmalar, kutu ve sair materyaller, ambalajlar, reklamlar, broşürler, afiş ve her türlü tanıtım malzemeleri üzerinde kullanmasının üretmesinin, sağlamasının, elde bulundurmasının, satışının, satışa arz etmesinin, depolamasının, ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçla kullanmasının durdurulmasına, önlenmesine ve kaldırılmasına, herhangi bir ürüne yapıştırılmamış, eklenmemiş olan etiket ve her türlü tanıtım malzemelerine el konularak, imhasına, yine ürünlere yapıştırılmış olan etiket ve tanıtım malzemelerinin ürünlerden ayrılarak imhasına, ayrılması mümkün değil ise ürünlere el konularak imhasına, davalının bu şekilde tecavüz teşkil eden satış ve tanıtım yaptığı internet linklerinden "..., ...+..." yine "..." ibarelerinin çıkarılmasına, çıkarmadığı takdirde erişimin engellenmesine, -Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere ülke çapında yayınlanan trajı en yüksek bir gazete ile ilanına,2-Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davasının REDDİNE" karar vermiştir.İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiğini, davacının dayanak gösterdiği markaların hükümsüzlüğü için İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/103 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, bu davanın sonucunun eldeki dosyayı doğrudan etkileyeceğini ve bekletici mesele yapılması gerektiğini bildirdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve genel geçer ifadeler içerdiğini, hangi kullanımın hangi markaya tecavüz ettiğinin somut olarak belirlenmediğini, müvekkiline ait TPMK nezdinde tescilli 26 markadan sadece 5 tanesinin incelenerek eksik değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmışlık düzeyinin ve seri markalarının göz ardı edildiğini, müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki öncelikli gerçek hak sahipliği iddiasının hiç tartışılmadığını, davacının hammadde (lif/elyaf) üreticisi olup ... üretmediğini, bu nedenle tüketici nezdinde ürünlerin karıştırılma ihtimalinin (iltibas) bulunmadığını, davacının müvekkilinin uzun süredir devam eden kullanımlarına sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönündeki tespitlerin dayanaksız olduğunu ve davacının davasını dürüstlük kuralına aykırı şekilde açtığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının aksi iddialarının, müvekkili lehine tesis edilen kararın sonuçlarından kurtulma amacı taşıdığını, davalının yerel mahkeme hükmünden sonra açtığı davaya dayalı, haksız ve kötü niyetli bekletici mesele talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek, davalının haksız istinaf taleplerinin tümden reddine, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/47 E. 2024/55 K. sayılı ve 05.03.2023 tarihli kararının kabulüne ilişkin kısmı bakımından onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve kaldırılması istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından marka hakkına tecavüz istemlerinin kabulüne, haksız rekabete dayalı istemlerin reddine karar verildiği, davalı vekili tarafından davacı markalarının hükümsüzlüğü istemli davanın bekletici mesele yapılması gerektiğinden ve ayrıca marka hakkına tecavüzün oluşmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine müteakip davalı tarafça davacının dayanak markalarının hükümsüzlüğü istemi ile İstanbul 2. FSHHM'nin 2024/103 esas sayılı davasının açıldığı, davacı tarafından işbu davanın TMK'nın 2. maddesine aykırı şekilde kötüniyetle ikame edildiğinden nazara alınmaması gerektiği ve başkaca markalarının da bulunduğundan bahisle bekletici mesele talebinin yerinde olmadığı ileri sürülmüş ise de Anayasanın 36. maddesi gereğince herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmekte olup davalının anayasal hakkı kapsamında dava açma iradesinin TMK'nın 2. maddesi kapsamında kötüniyetli olarak değerlendirilmesine cevaz verilemeyeceği anlaşılmıştır. Davacı iddiasının dayanağı olan bir kısım markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde SMK'nın 27. maddesi gereğince bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacaktır. Karardan önce, markanın sağladığı haklara tecavüz nedeniyle açılan davada verilen kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar hükümsüzlüğün geriye dönük sonuçlarından etkilenmeyecektir. Somut olayda ise henüz tecavüze ilişkin dava kesinleşmeden hükümsüzlük davasının açıldığı sabittir. Dolayısıyla dosyaya yansıdığı üzere davacı markalarının hükümsüzlüğü istemli dava dosyasının (İstanbul 2. FSHHM'nin 2024/103 esas, 2025/278 karar sayılı ve istinaf aşamasında olduğu tespit edilen) sonucu işbu davanın neticesini etkileyecek nitelikte olmakla HMK'nın 165. maddesi gereğince işbu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Bu durumda yapılması gereken; bahsi geçen dava dosyasının akıbeti araştırılarak davacının dayanak markalarının en son halini gösterir marka tescil kayıtları celp edilerek davacı markalarının hükümsüzlüğü istemli anılı dava dosyasının kesinleşen neticesine göre karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, belirtilen hususlarda inceleme yapılması amacı ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;.... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2024 tarih, 2023/... E. 2024/55 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,4-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026