Suça sürüklenen çocuğun nitelikli kasten öldürme suçunda haksız tahrik indiriminin üst hadden uygulanması nedeniyle hükmün bozulması.
Özet: Temyiz incelemesinde, suça sürüklenen çocuğun kendisine hakaret eden ve saldıran maktul ile arkadaşlarını yaralaması sonucunda maktulün ölümüyle ilgili nitelikli kasten öldürme suçundan verilen kararda, ilk derece mahkemesinin haksız tahrik indirimi uygulamasında hata yapıldığı; saldırının niteliği ve çocuğun aldığı yaralar dikkate alındığında cezada üst sınırdan indirim yerine alt sınıra yakın bir indirim yapılması gerekirken, üst hadden indirim uygulanarak eksik ceza tayin edildiği ve bu durumun hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1429 E., 2024/1885 K.SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeHÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozmaİlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2024 tarihli ve 2023/459 Esas, 2024/265 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-e, 29, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.12.2024 tarihli ve 2024/1429 Esas, 2024/1885 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ1.Katılanlar ... ve...vekilinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.2.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuk hakkında meşru savunma veya sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, suça sürüklenen çocuğun üç kişinin saldırısını engellemek amacı ile hedef gözetmeksizin bıçak kullandığına, eylemin ancak yaralama olarak nitelendirilebileceğine, olayda kullandığı bıçağın suça sürüklenen çocuğa ait olduğuna dair somut delil bulunmadığına, maktulün ölümünün kaldırıldığı hastahanede kendisine geç müdahale edilmesinden kaynaklanması nedeniyle illiyet bağının kesildiğine, bu konuda mahkemece Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suça sürüklenen çocuğun eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşulunun bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının bozma nedenleri dışında yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.2.Maktul ile arkadaşları ... ve ...'ın suça sürüklenen çocuğun kendilerine, Allah'a ve Camiye yönelik hakaret içerikli sözler söylediğini duydukları, suça sürüklenen çocuğa husumet besledikleri, bu nedenle olay tarihinde ...un telefonla aradığı suça sürüklenen çocuğu... Camii'nin bahçesine çağırdığı, suça sürüklenen çocuğun cami bahçesine girdiği anda ...un üzerine yürüdüğü ve darp etmeye başladığı, maktul ile ...'in de kavgaya karışarak suça sürüklenen çocuğu darp etmeye başladıkları, suça sürüklenen çocuğun üzerinde bulunan bıçağı çıkartarak maktulü boyun bölgesinden, ...u ise sol kolundan yaraladığı, olay yerine tanıkların gelmesi üzerine cami duvarından atlayarak kaçtığı, maktulün tedavi için gittiği ... ...Hastanesinde vefat ettiği olayda; olay günü, kendilerine, aileleri ve manevi değerlerine küfür ettiğini düşündükleri suça sürüklenen çocuğu dövmek için anlaşan maktul ve arkadaşlarının cami bahçesinde suça sürüklenen çocuğa saldırı gerçekleştirdikleri, aldığı darbeler sonucu suça sürüklenen çocuğun Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan raporuna göre basit tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralandığı anlaşıldığından, haksız tahrikin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk hakkında alt sınıra yakın bir indirim uygulanarak ceza belirlenmesi gerektiği halde en üst hadden indirim uygulanarak eksik ceza belirlenmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.3. Kabule göre de; Hükmün gerekçe kısmında ".. camiiye gelen katılan SSÇ...yi darp ettikleri ve bu konuda anlaştıkları anlaşıldığından katılan SSÇ ... hakkında katılan SSÇ nin eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği kanaati ile haksız tahrikin ağırlığı dikkate alınarak, tahrikin derecesi takdiren hafif nitelikte olduğu değerlendirilerek..." denmesine rağmen en üst hadden indirim uygulanması suretiyle çelişkiye neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe başlığı altında (2) ve (3) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle katılanlar ... ve...vekilinin temyiz istemi haksız tahrikin derecesi yönünden yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.12.2024 tarihli ve 2024/1429 Esas, 2024/1885 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, suça sürüklenen çocuk müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O YMaktul ..., SSÇ ... ve müşteki SSÇ ...'ın; kendilerine, Allah'a ve Camii'ye yönelik hakaret içerikli sözler söylediğini beyan ettikleri, müşteki SSÇ ...'e husumet besledikleri, bu nedenle olay tarihinde müşteki SSÇ ...un telefonla aradığı müşteki SSÇ ...yi... Camii'nin bahçesine çağırdığı, kendine yönelik husumetten haberi olan müşteki SSÇ ...nin, olay tarihinde sabah saatlerinde arkadaşı olan maktül ile dolaşmış olması nedeniyle husumet kalmadığını düşünerek çağrıldığı yere gittiği, Camii bahçesine girdiği anda müşteki SSÇ ...un üzerine yürüdüğü ve darp etmeye başladığı, maktül ile SSÇ ...'un da kavgaya karışarak müşteki SSÇ ...yi darp etmeye başladıkları, Müşteki SSÇ ...nin üzerinde bulunan bıçağı çıkartarak sallamaya başladığı, maktül ...'i boyun bölgesinden, müşteki SSÇ ...u ise sol kolundan yaraladığı, olay yerinden koşarak uzaklaştığı, maktülün tedavisi için gittiği ... ...Hastanesi'nde tedaviye cevap vermeyerek vefat ettiği, Alınan otopsi raporuna göre maktül ...'ın kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanması ile gelişen iç ve dış kanama sonucu öldüğü olayda; sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği ve TCK m. 87/4 uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. veya 3. fıkraları kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci veya üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş veya bu sunucu kabullenmiş ise ölüm meydana gelmiş bu durumda kasten öldürmeden veya olası kastla öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Buna göre 5237 sayılı TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen suçun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. Sanığın iç dünyasını ilgilendiren fiili işlerken hangi kastla hareket ettiği, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu bağlamda,1. 15 yaşında olan sanık ile 14 yaşında olan maktulün çocukluktan beri aynı mahallede yaşayan arkadaş olmaları,2. Maktul ve arkadaşları ile sanık arasındaki kavganın sanığın küfür etmesi şeklindeki iddiadan kaynaklanması nedeniyle aralarında öldürmeyi gerektirecek derecede bir husumet bulunmaması,3. Olayın gerçekleştiği yerde bulunan güvenlik kamerası görüntülerine göre; saat 20:31:25 itibariyle müşteki SSÇ ...nin Camii bahçesine girdiğinin, SSÇ ..., müşteki SSÇ ... ve maktül ...'ın bu sırada Camii içindeki bankta oturduğunun, 20:31:36 itibariyle müşteki SSÇ ...un oturduğu banktan kalkarak müşteki SSÇ ...nin yanına geldiğinin, elbiselerini tutarak darp etmeye başladığının, SSÇ ... ve maktül ...'ın da müşteki SSÇ ...yi darp etmeye başladığının, 20:31:50'de maktülün müşteki SSÇ ...nin elbiselerini çekiştirerek peşinden gittiğinin ve vurmaya çalıştığının, müşteki SSÇ ...nin saat 20:31:53'te belinden çıkardığı düşünülen ve bıçak olduğu soruşturma kapsamında anlaşılan bir cismi maktül ...'e doğru salladığının görülmesi karşısında olayın yaklaşık 30 saniye sürmesi,4. Güvenlik kamerası görüntülerine göre ilk haksız hareketin maktul tarafından kaynaklanması ve üç kişinin sanığın üzerine yürüyerek sanığı dövmeye başlamaları,5. Mahkemenin kabulüne göre, katılan SSÇ ...in camiiye giderken daha önceden çağrılmasından tedirgin olması nedeniyle yanına bıçak alması,6. Sanığın üç kişinin saldırısı üzerine ani gelişen bir kastla kendi savunma amacıyla bıçağı kullanması,7. Sanığın maktulü tek bıçak darbesiyle yaralaması,8. Hayati tehlikeye neden olan bıçak darbesinin kavga sırasında hedef gözetme imkanı olmayan bir durumda meydana gelmesi,9. Sanığın bıçağı birden fazla saplamasına imkan olmasına rağmen, fiile kendiliğinden son vermesi,10. Sanığın bıçağı sallaması neticesinde ayrıca ...u sol kolundan yaralanmış olması ve mahkemenin sanığın kastını bölerek bu fiili yaralama suçu olarak tavsif etmesi, Hususları dikkate alındığında, her ne kadar sanık maktulü hayatı tehlike bölgesinden yaralamış olsa da, sanığın öldürme kastıyla hareket etmiş olması halinde maktulün hayati bölgelerine bıçağı birden fazla saplayabilecek durumda olmasına rağmen maktulü hedef gözetme imkanı olmayan kavga ortamında kendini korumak amacıyla sadece tek bıçak darbesiyle yaralanmış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip olduğu kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan netice esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrası kapsamında olması gerekirken, kasten adam öldürme olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.