Borcun ödenmesine rağmen haksız yere protesto edilen senet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, manevi tazminat talebinin usulüne uygun açılmadığı gerekçesiyle esastan reddi yerine karar verilmesine yer olmadığına dair temyiz.
Özet: Davacıların borcu ödenmesine rağmen haksız yere protesto edilen senedin ticari itibarlarına zarar verdiği ve maddi/manevi zarara yol açtığı iddiasıyla açtığı tazminat davasında; ilk derece mahkemesinin, maddi zararın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddettiği karar, istinaf mahkemesince maddi tazminat yönünden onanmış; ancak manevi tazminat talebinin usulüne uygun bir ıslahla ileri sürülmediği ve dava konusu yapılmadığı, dolayısıyla esastan incelenip reddedilemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/23 45... /... KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacılar dava dilekçesinde; 2014 ... marka tır çekici satın aldıklarını, taksitlerin bir kısmını ödediklerini, 07.12.2017 tarihinde de kalan borcun tamamını ödediklerini, aynı gün araç üzerindeki rehnin kaldırıldığını ve aracın başka bir firmaya devredildiğini, borcun ödenmesi nedeniyle davalı şirkete verdikleri senetlerin iadesini talep ettiklerini, davalı şirketin 27.12.2017 vade tarihli 1.379,54 Euro bedelli senedi protesto ettirdiğini, senedin protesto edilmesi nedeniyle ticari itibarlarının yok edildiğini, hiçbir bankadan kredi alamadıklarını, bu nedenle ailevi sorunlar yaşadıklarını, boşanma aşamasına kadar geldiklerini ileri sürerek 100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davacılar 05.11.2018 tarihli dilekçelerinde ise davalarını ıslah ettiklerini, 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere her bir davacı için tazminat istediklerini, toplamda 200.000,00 TL maddi ve manevi olmak üzere tazminat talep ettiklerini belirtmişlerdir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, davacının talebinin maddi tazminata mı, manevi tazminata mı ilişkin olduğunun açıklattırılması gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı ... arasında 27.01.2015 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, kredinin teminatı olarak davacıların imzaladığı bonoların alındığını, senetlerin bir kısmının vadesinden önce ödendiğini, senetlerin tahsil cirosu ile ...Bankası’na verildiğini, ...Bankası tarafından 27.12.2017 vade tarihli 1.379,54 Euro bedelli senedin protestosunun kaldırılması için talimat verildiğini ve protestonun 03.01.2018 tarihinde kaldırıldığını, davacıların protesto nedeniyle maddi bir zararlarının bulunmadığını, davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir saldırının olmadığını, bu nedenle manevi tazminat talep edilemeyeceğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların dava konusu senedin protesto edilmesi nedeniyle uğramış oldukları maddi zararın bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, haksız protesto nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia eden davacılar tarafından bu iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maddi tazminata ilişkin istinaf talebi yönünden, her ne kadar davalının fiili haksızlık içerse de, fiil nedeniyle davacıların bir zararlarının doğmadığının davacıların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ve usule uygun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, bu nedenlerle mahkemece maddi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, manevi tazminata ilişkin istinaf talebi yönünden ise, dava dilekçesinde taleplerinin açık olmaması nedeniyle mahkemece HMK 119/1-ğ maddesi gereğince davacılardan taleplerini açıklamasının istendiği, davacıların duruşmada ayrı ayrı 50.000,00 TL (iki davacı için toplam 100.000,00 TL) maddi tazminat talep ettiklerini beyan ettikleri, davacıların 06.11.2018 havale tarihli dilekçeleriyle maddi tazminat talebi dışında her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduklarını ve taleplerini bu şekilde ıslah ettiklerini beyan ettikleri, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacak kalemi için yeni bir dava açılması sonucunu doğuracak şekilde davanın ıslah edilmesinin mümkün olmdığı, manevi tazminata ilişkin geçerli bir ıslah ve dava bulunmadığının anlaşıldığı, davacı tarafından başvuru harcı yatırılmadan tamamlama harcı yatırmak suretiyle 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de manevi tazminat talebi ile ilgili usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebi ile ilgili esastan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkemece davacının bu talebinin esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davacıların istinaf talebinin kabulü ile ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 05.02.2020 tarih, 2018/29 Esas - 2020/22 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, davacıların maddi tazminata yönelik taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat talebi ile ilgili usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacılar temyiz dilekçesinde; yoksun kalınan kârın, bankalar ve kredi kuruluşları nezdindeki olumsuz durumun göz ardı edildiğini, kredi itibarlarının zarar gördüğünü, manevi olarak zarar gördüklerinin de ispatlandığını, boşanma aşamasına geldiklerini ve buna dair delilleri dosyaya sunduklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın manevi tazminata ilişkin talebi olmadığını ıslah ile bu talebin ileri sürülemeyeceğini buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf taleplerinin kabulüne şeklinde karar verilmesinin mümkün olmadığını ancak verilecek ise kamu düzeni nedeniyle kararın kaldırılabileceğini bu nedenle manevi tazminata yönelik kararı temyiz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalıya verilen bononun haksız protestosu sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacılar ve davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.04.2026 tarihinde Üye ...'nin karşı oyu ve oy oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davalı finans şirketi tarafından davacılara ait bononun haksız yere protesto edilmesi iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Sayın çoğunluğun, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle onanması yönündeki kararına aşağıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.Şöyleki; Davacılar, dava dilekçelerinde haksız bono protestosu nedeniyle ticari itibarlarının sarsıldığını ve ailevi sorunlar yaşadıklarını ileri sürerek başlangıçta 100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmişlerdir. Davacılar vekili, yargılama aşamasında ikame ettiği 05.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu ettikleri bu talebi somutlaştırarak; her bir davacı için 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere, toplamda 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat olarak davayı ıslah ettiklerini açıkça beyan etmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin ret kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş; ancak davacıların manevi tazminat istemi yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmiştir. Oysa ki, dava dilekçesindeki açıklamalar ve unsurlar ile süresinde sunulan ıslah dilekçesinin içeriği birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın haksız fiilden kaynaklanan manevi zararlarının tazmini yönündeki iradesini usulüne uygun bir şekilde mahkeme önüne getirdiği, davanın niteliğinin ve talebinin manevi tazminatı da kapsayacak şekilde netleştirildiği ortadadır. Bu durumda mahkemece, usulüne uygun olarak ikame edilmiş ve harçlandırılmış bir manevi tazminat talebinin varlığı kabul edilerek, işin esasına girilmesi, tarafların delillerinin toplanması ve manevi tazminat talebinin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirdi.Açıklanan nedenlerle; davacıların manevi tazminat talebi hakkında işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekirken, usulüne uygun bir davanın bulunmadığı gerekçesiyle "karar verilmesine yer olmadığına" dair kurulan Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğu ve bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA kararına katılmıyorum.