Ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde, mirasçıların elbirliği mülkiyeti prensibi gereği birlikte hareket etmemeleri aktif husumet yokluğuna yol açar.
Özet: Mirasbırakanın taşınmazlarının bir mirasçı tarafından ketmi verese yoluyla adına yolsuz tescili üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasında, elbirliği mülkiyetine tabi terekeye ait haklar için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye temsilci atanması gerekirken, davacı mirasçıların başlangıçta kendi payları oranında tescil, sonrasında ise muris adına tescil taleplerinin, Türk Medeni Kanununun 701. maddesi uyarınca bireysel paya tescil davası olarak dinlenememesi ve terekeye iade niteliğinde bir dava olmadığı gerekçeleriyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/4815 E.  ,  2026/3159 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1817 E., 2025/1556 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/15 E., 2023/75 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar ve tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar; kök mirasbırakan ...nın mirasçıları olduklarını, ...nın mirasçılarından ...’ın Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/202 Esas ve 1994/156 Karar sayılı veraset ilamı ile kendilerini ketmederek murisin maliki olduğu dava konusu 1 20... , 124 8, 1 25... parsel sayılı taşınmazları adına intikal ettirdiğini, anılan veraset ilamında ...’ın tek mirasçı göründüğünü, Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/255 Esas, 1998/717 Karar sayılı ilamı ile hatalı veraset ilamının iptaline karar verildiğini ve ... dışında da mirasçılar olduğunun tespit edildiğini, başka davaların da açıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesin istemişler; davacılar vekili 07.12.2016 havale tarihli dilekçesi ile ...,......, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in davaya dahil edilmesini istemiş, 20.01.2021 tarihli dilekçesi ile de tapu kayıtlarının iptali ile muris ...adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mirasçı ... 27.04.2016 havale tarihli dilekçesi ile; kendisinin de mirasçı olduğunu, ...’a yapılan tescilin yolsuz olduğunu, davanın sonucunun kendisini de etkileyeceğini belirterek davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildirmiştir.
Mirasçı ... 12.10.2016 havale tarihli dilekçesi ile; kendisinin de mirasçı olduğunu, ...’a yapılan tescilin yolsuz olduğunu, davanın sonucunun kendisini de etkileyeceğini belirterek davacılar yanında davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildirmiştir.
Mirasçı ... 08.11.2016 havale tarihli dilekçesi ile; kendisinin de mirasçı olduğunu ve taşınmazda hakkı bulunduğunu, veraset ilamındaki payı oranında adına tescili için müdahale talebinde bulunduğunu belirterek davacılar yanında davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildirmiştir.
Davalı ..., ..., ... ve ..., murisleri ...’ın yaptığı işlemlerden haberleri olmadığını, kötü niyetli olmadıklarını, ...’ın ölümü üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen taşınmazları intikal dahi ettirmediklerini, davayı kabul ettiklerini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, yargılama giderlerinden muaf tutulmaları gerektiğini bildirmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kök muris ...nın kızları olan ..., ... ve...nın mirasçıları tarafından açıldığı, ..., ... ve...nın ölüm tarihlerine göre terekelerinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, davacıların dava dilekçesinde payları oranında tapu iptali tescil talebinde bulundukları, süresinde ve usulüne uygun olarak sunmuş oldukları cevaba cevap dilekçesinde ise taleplerini terekeye iade isteği olarak genişletmedikleri, bu durumda davanın tereke adına takip edilmesi gereken bir davaya dönüştüğünden bahsedilemeyeceği, davalı tarafın kabulünün de sonuca etkili olmadığı hususları göz önünde bulundurularak davacıların payları oranında tapu iptali ve tescil istemi hakkında davanın TMK'nın 701. maddesi uyarınca dinlenme olanağı bulunmadığı gözetilerek davacılar yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, asli müdahiller yönünden usulüne uygun açılan dava bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararın tereke temsilcisi ve davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ..., ... ve...nın terekelerine ait bir hakla ilgili olarak açılan davada 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 701 ve devam eden maddelerine göre elbirliği mülkiyetine tabi olduklarından tüm mirasçılarının birlikte hareket etmesi gerekirken bir kısım mirasçıların payları oranında tapu iptali ve tescil isteği ile ilgili eldeki davayı açamayacakları, TMK'nın 701. maddesi uyarınca böyle bir isteğin dinlenme olanağı bulunmadığı, terekeye iade istekli dava açılmış olsa idi, anılanların diğer mirasçılarının davaya muvafakati veya terekeye temsilci atanması suretiyle davanın sonuçlandırılıp karar verilmesinin mümkün olabileceği ancak bu yönde bir istek bulunmadığı, dava ön şartı oluşmadığından davalı tarafın kabulünün de sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; 1888 doğumlu olup 19.12.1972 tarihinde ölen kök muris ...nın ...’den ... ve ... isimli iki çocuğu, ...’dan ise ... ve ... isimli iki çocuğu olduğu, Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/202 Esas, 1994/156 Karar sayılı kararında kök murisin tek mirasçısının ...’dan olma oğlu ... olduğu yönünde veraset ilamı düzenlenildiği, bu veraset ilamı uyarınca kök muris ...nın 1 20... , 124 8, 1 25... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarının 30.09.2003 tarihinde davalıların murisi olan ... adına intikal ettiği, ...’ın 05.05.2008 tarihinde öldüğü ve davalıların ...’ın mirasçıları oldukları, Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/255 Esas ve 1998/717 Karar sayılı kararı ile Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/202 Esas sayılı veraset ilamının iptaline karar verildiği ve murisin diğer çocuklarının (ölü olanlarının mirasçılarının) mirasçı olduğu veraset ilamı düzenlenildiği, eldeki davayı kök muris ...nın kızı ...’nin mirasçılarından ..., ..., ..., ... ve ... ile kök muris ...nın kızı ... mirasçılarından ... ... ve kök murisin kızı ...’nin mirasçılarından ... ...’un açtıkları, davalıların da yine kök murisin mirasçısı ...’ın mirasçıları olduğu, davacı ...’ın 08.08.2018, ... ...’in 28.09.2020 tarihinde öldüğü, kök muris ...terekesine ...’nın temsilci tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; ketmi verese (mirasçılığın gizlenmesi) davalarında uyuşmazlığın çözümü, hasımlı veraset ilamı alınmak üzere açılacak bir dava sonucu, miras bırakanın tüm mirasçılarının belirlenmesi ve davacıların bu mirasçılar arasında yer alıp almadığının saptanmasına bağlıdır.
Öte yandan; belirtmek gerekir ki her mirasçı, miras payı oranında diğer mirasçıya karşı tek başına dava açma hakkına sahiptir.
Somut olayda; davacıların dava dilekçesinde payları oranında tapu iptali tescil talebinde bulundukları, davayı açanların kök muris ...nın mirasçıları oldukları, kayıt maliki olan davalıların da kök muris ...nın mirasçıları olduğu gözetildiğinde, davacıların eldeki davayı pay oranında açabilecekleri gibi ayrıca pay oranında açılan dava için tereke temsilcisi atanmasının ve temsilcinin davada yer almasına da gerek yoktur.
Hâl böyle olunca, öncelikle ölen davacılar yönünden taraf teşkilinin eksiksiz olarak tamamlanması, davayı kabul ettiklerini bildiren davalıların vekaletnamelerinin (kabul yetkisinin içerir şekilde) tamamının ve güncel tapu kayıtlarının dosya arasında yer alması sağlandıktan sonra işin esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacılar ve tereke temsilcisi vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.