Mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden istifa eden öğretim üyesinin taahhütname ve kefalet senedinden doğan borcun menfi tespiti ve ödenen paranın iadesi istemi.
Özet: Mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa eden bir öğretim üyesinin, üniversitenin taahhüt ve kefalet senedine dayanarak talep ettiği yüksek miktardaki borca itiraz ederek borçlu olmadığının tespiti ve ödediği tutarın iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermişken, bölge adliye mahkemesi, bilirkişi raporuyla davacının yalnızca yolluk alacağına karşılık gelen kısmı kadar borçlu olduğunu tespit ederek, istinaf başvurusunu kabul etmiş ve davacının borçlu olmadığına karar verip fazladan ödenen bedelin iadesini hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1827 E., 2025/1673 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/64 E., 2024/328 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin davalı Üniversite bünyesinde öğretim üyesi kadrosuna atanamadığını, ... Üniversitesindeki öğretim üyesi kadrosunu hak etmesine rağmen mecburi hizmet yükümlülüğü gerekçe gösterilerek ilgili Üniversiteye atamasının yapılmadığını, mecburi hizmet yükümlülüğü nedeniyle taahhüt ve kefalet senedine dayanarak hesaplanacak tutara ödeme taahhüdü vermesi koşuluyla kadrosundan ilişiğinin kesilebileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin 15.04.2022 tarihinde davalı Üniversiteye istifa dilekçesi verdiğini, müvekkilinin istifa etmesi dolayısı ile bahsi geçen taahhüt ve kefalet senedi dayanak gösterilerek mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında davalı Üniversiteye 141.265,58 TL borçlu olduğunun ileri sürüldüğünü ve taksitlendirme tablosu hazırlandığını, kefalet senedinde öngörülen yükümlülüklerinin uygulama alanının bulunmadığını ileri sürerek; dava tarihi itibarıyla davalıya ödenmiş bulunan toplam 3.531,64 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline iadesini, dava tarihi itibarı ile ödenmemiş bulunan 137.733,94 TL tutarındaki ana para ve dolayısıyla faiz ve fer'ileri bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacının 15.04.2022 tarihli dilekçesi ile müvekkili Üniversiteye başvurduğunu ve kefalet senedinin azami sürede taksitlendirilmesini talep ettiğini, bu doğrultuda gerekli işlemlerin tesis edildiğini, davacı adına 141.265,58 TL borç çıkartılarak 40 eşit taksite bölündüğünü, davacının tüm bu süreçlerden haberdar iken kendi rızası ile imzaladığı kefalet senedinden kaynaklanan borca huzurdaki davayı açmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının doktora eğitimine 13.09.2012 tarihinde başladığı, 06.11.2019 tarihinde doktor unvanı alarak İzmir Katip Çelebi Üniversitesine geri döndüğü, Araştırma Görevlileri Yönetmeliğinin 4. maddesinde düzenlenen lisansüstü eğitim öğretim süresi kadar mecburi hizmetinin bulunduğu, mecburi hizmet süresinin de 6 yıl 4 ay olduğu, bunun 2 yıl 8 ay hizmet süresini tamamlamasına karşılık 3 yıl 8 aylık hizmet süresini tamamlamadığı, ... Üniversitesinde kalan süresini tamamlama talebinin YÖK tarafından kabul edilmediği, böylelikle kendi isteğiyle mecburi hizmetini tamamlamadan 15.04.2022 tarihinde istifa ettiği, davacının taahhütnameden, kefalet senedinden ve Üniversitenin bildirdiği 25.05.2022 tarihli yazısındaki ihbarname ve taksit ödeme planından sorumlu olduğu ve bu uygulamanın 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi aynı Kanunun geçici 53. maddesi ve Öğretim Üyesi Yetiştirme Program ve Esaslarına uygun olduğu, amacın öğretim üyesi yetiştirmeyi güvence altına almak olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istifa etmesi dolayısı ile davacı ile davalı Üniversite arasında yapılan 141.265,58 TL'lik taahhüt ve kefalet senedindeki miktardan, bilirkişi ek raporu uyarınca davacıya ödenen yolluğa karşılık olarak gelen 2.704,21 TL miktar dışında davacının davalı Üniversiteye herhangi bir borcunun bulunmadığı, buna göre davacı tarafça ödenen 3.531,64 TL miktardan davacının anılan borcu çıkarıldığında 827,43 TL'nin davacıya iadesinin ve 138.561,37 TL miktar yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğinden bahisle; istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, davacının taahhüt ve kefalet senedi nedeniyle talep edilen 141.265,58 TL borcun 138.561,37 TL'sinden davalıya borçlu olmadığının tespitine, 827,43 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; müvekkili Üniversitenin yaptığı işlemin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, taahhütname ve kefalet senedinden dolayı menfi tespit ve ödediği tutarın iadesi istemine ilişkindir.Davacının mecburi hizmet devrinin yapılabilmesi amacıyla, 31.03.2022 tarihli ve 2...1 sayılı yazıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına davalı Üniversite tarafından görüş sorulmuş ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının cevabı yazısında ".... Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Farmasötik Teknoloji Ana Bilim Dalı araştırma görevlisi Dr. ...'ın ... Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Farmasötik Teknoloji Ana Bilim Dalına doktor öğretim üyesi olarak atanacağından bahisle, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca yurtiçinde yapmış olduğu lisansüstü eğitimden doğan mecburi hizmet yükümlülüğünün anılan kuruma devredilmesi hakkındaki ilgi yazı incelenmiştir.2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinin üçüncü fıkrası "Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. (Ek cümle: 19/11/2014-6569/26 md.) Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere başka yükseköğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır." hükmü bulunduğundan yazınıza işlem yapılamamıştır...." denilmiştir. Bunun üzerine davacı, davalı Üniversitenin Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanlığına yazdığı 15.04.2022 tarihli istifa dilekçesinde "...15.04.2022 tarihi itibarıyla istifa etmek istiyorum. Kefalet senedimin azami sürede taksitlendirilecek şekilde, çalıştığım süreler göz önünde bulundurularak hesaplanması ve tarafıma bildirilmesi hususunda gereğini arz ederim.." şeklinde talepte bulunduğu, bu haliyle 22.04.2022 tarihinde istifası kabul edildiği ve davacının davalı Üniversite ile ilişiği kesilerek alınmış olunan taahhütname ve kefaletname senedi çerçevesinde işlem yapılması için ... Personel Daire Başkanlığının 22.04.2022 tarih E. 2...7 sayılı yazı ile Eczacılık Fakültesi Dekanlığına bildirildiği, 15.04.2022 tarihi itibarıyla davacının Üniversite ile ilişiği kesilerek davacı tarafından imzalanan 27.06.2013 tarihli taahhütname ve kefaletname senedi uyarınca 141.265,58 TL borç tahakkuk ettirildiği ve 40 eşit taksitte ödenmesi için taksitlendirme tablosu düzenlendiği anlaşılmıştır.Türk hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa'da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitilme ve yetiştirilme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğüne ilişkin olarak, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurt içinde bir diğer üniversitede görevlendirilmeleri düzenlenmiştir.Somut olayda; yukarıda açıklandığı üzere, davacının davalı Üniversiteye karşı mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden başka bir Kurumda çalışmaya başladığı sabittir. 2547 sayılı Kanunun 35. maddesinde, mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir. Davacının başka bir üniversitede çalışmak için mecburi hizmetle sorumlu olduğu kalan günler için 141.265,58 TL borç tahakkuk ettirildiği ve 40 eşit taksitte ödenmesi için taksitlendirme tablosu düzenlendiği ve bu konuda tarafların mutabık olduğu dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki, başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesi engelini aşabilmek için davacının bedel ödeme iradesini ortaya koyup, bilahare bedelin iadesi ile talep etmesi kanuna karşı hile niteliği taşıyor olup, bu durumun ahde vefa ilkesi, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu ortada olup, durumun 18.03.2025 tarihli ve 2024/1419 E., 2025/1382 K. Sayılı ilamıda aynı yöndedir.Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesinin; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OYDava, 2547 sayılı yasa'nın 35. maddesi uyarınca imzalanan yüklenme senedinden kaynaklı menfi tespit ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir.Davacı tarafından imzalanan noterde düzenlenen 27.06.2013 tarihli yüklenme senedine göre, yüksek lisans veya doktora yapmak amacıyla yurt içinde başka bir Üniversitede görevlendirilmesi halinde, görevlendirildiği yerdeki öğrenim süresi kadar davalı Üniversite Rektörlüğünün göstereceği yer ve görevde hizmet yapma taahhüdünde bulunduğu, davalı Üniversitede mecburi hizmetini ifa etmek üzere göreve başladıktan sonra, mecburi hizmeti bitirmeden istifa ederek ayrılması halinde yapılan ödemelerin tümünü eksik kalan mecburi hizmet süresiyle orantılı olarak %50 fazlasıyla ve en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesini taahhüt ettiği, daha sonra ... Üniversitesinde çalışmalarını tamamlayarak kendi Üniversitesi olan ... Üniversitesine dönerek araştırma görevlisi olarak mecburi hizmetinin bitimine 3 yıl 8 ay kala ... Üniversitesinde açılan öğretim görevlisi kadrosuna başvurusunun kabul edilmesinin ardından davalı Üniversite, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı ve ... Üniversitesi arasında yazışmalar yapıldığı, bu yazışmalarda 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında yurt içinde görmüş olduğu lisans üstü eğitiminden doğan mecburi hizmet yükümlülüğünün devrine ilişkin ifadeler bulunduğu, ancak Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının E-...-215-24920 sayılı yazısıyla anılan yasal düzenlemeye göre mecburi hizmet yükümlülüğünün davalı Üniversitede yerine getirilmesinin gerektiği yönünde görüş bildirilmesi üzerine, davacının 15.04.2022 tarihli dilekçesiyle davalı Üniversiteye başvurarak istifa etmek istediğini, kefalet senedinin azami sürede taksitlendirilecek şekilde çalıştığı sürelerde göz önünde bulundurularak hesaplanması ve tarafına bildirilmesi yönünde talepte bulunması üzerine davalı Üniversiteninde, davacının kalan süresini de gözeterek yüklenme senedine göre hesaplanan mecburi hizmetten doğan borcunu taksitle ödemeyi taahhüt etmesi kaydıyla; istifasını kabul ettiği, davacının bu şekilde davalı kurumdan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Türk Hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa'da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitim ve yetiştirme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğü 2547 sayılı Yasanın 33, 35. ve 39 maddelerinde düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurtiçinde bir diğer Üniversitede görevlendirilmelerine ilişkin düzenleme mevcuttur. 2547 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde "Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere başka yükseköğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Yine bu kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesinde ''Görevlendirme veya atama işlemlerinden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim -öğretim süresi(tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlisinin lisansüstü eğitim - öğretimlerini tamamlamasından sonra ne kadar süre sonra kadroyu tahsis den üniversiteye veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğinin belirten bir hüküm de yer alır.'' hükmü düzenlenmiştir. Kanun'un 35. maddesinde mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir. Kanunda yer almamasına rağmen yönetmelikle araştırma görevlilerinden yüklenme senetleri alınacağı düzenlenmiştir.Kişi kendi iradesi ile kamuda çalışma özgürlüğünü kullanmış olup öngörülen tek yaptırımın araştırma görevlisine başka bir yükseköğretim kurumunda görev verilmemesi olduğu dikkate alındığında kanunda yaptırım konusunda bir eksikliğin olduğu ortadır. Anayasa'nın 18. maddesinde zorla çalıştırma yasağı ile birlikte düzenlenen angarya yasağı açısından yüklenme senetlerindeki maaşın geri verileceği yönündeki düzenleme değerlendirildiğinde; angarya yasağı, Anayasa Mahkemesi kararlarında; kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması, bir maldan ya da kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma şeklinde tanımlanmıştır. (bkz. AYM, E; E:2011/150, K:2013/30, KT:14.02.2013) Araştırma görevlileri 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan görevlendirme kapsamında çalışırken her ne kadar maaş almakta iseler de; yüklenme senedindeki şartların ihlali halinde bu çalışma karşılığı alınan maaş ödemelerinin geri verilmesi yönündeki düzenleme ile başlangıçta angarya yasağı söz konusu değilken, taahhüdün ihlali halinde maaşların geri verilmesi halinde araştırma görevlisi ücret ödenmeksizin çalışmış olma durumunda olacağından senet maddesinde maaşların geri ödeneceği yönündeki düzenlemenin bu yönüyle de angarya yasağının ihlali olduğu kabul edilmelidir. Bu halde davacı, davalı kurumda hiç bir ücret almaksızın çalışmış olacaktır. Davacının aldığı ücret tamamen çalışma karşılığında aldığı maaşıdır.Nitekim dairemizin benzer, emsal nitelikte (3.HD 2020/4022 E., 2021/599 K.) bazı kararlarında yüklenme senedindeki mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde araştırma görevlisi kadrosunda bulunmanın ve çalışmanın karşılığı olan maaşların geri verileceğine dair senet hükmünün geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Yüklenme senedi hükmünün bu yönden geçersiz olduğuna ve 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesi olduğuna göre, mecburi hizmet yükümlüğünü tamamlaması halinde, davalı kurumda doktor öğretim üyesi kadrosunun açılmaması durumunda akibeti belli olmayan araştırma görevlisi davacının, başka bir Üniversitede kadrolu doktor öğretim üyeliğine geçmeye çalışması Kanuna karşı hile oluşturmadığı gibi ahde vefa ilkesine, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmez.Davacının mecburi hizmet süresi 6 yıl 4 aydır. Davacı bu sürenin 2 yıl 8 ayını çalışmıştır. Kalan süre 3 yıl 8 aydır. Görüldüğü üzere davacının amacı mecburi hizmet süresinden kaçmak değildir, davalı üniversitede kadro açılmama ihtimaline göre başka bir üniversitede bulmuş olduğu kadrolu öğretim görevliliğine geçmektir. Davalı üniversitenin istifayı kabul etmemesi halinde davacının başka bir üniversitede ve kamu kurum ve kuruluşlarında mecburi hizmeti yerine getirmesi mümkün değilken, davalının, davacıyı kendi üniversitesinde çalıştırma imkanı mevcutken üstelik Anayasada düzenlenen angarya yasağına rağmen, çalışmanın karşılığı olan maaşların geri verileceğine dair senet hükmünün geçersizliği Dairemizin bazı emsal kararlarında vurgulanmışken, yasal dayanağı olmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen kefalet senedine geçerlilik tanıyarak mecburi hizmetten doğan borcu %50 fazlasıyla ödemek şartıyla istifanın kabulü hali tam tersine davalı yönünden dürüslük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturur.Açıklanan bu gerekçeler karşısında kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ONAMASI görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA kararına iştirak edilmemiştir.