Danıştay 13. Dairenin, ulusal marker zayiatı nedeniyle EPDKnın 1.906.131 TL tahsilat kararının iptali için açılan davada teknik arıza ve özen yükümlülüğü incelemesi.
Özet: Bir şirketin tesisinde meydana gelen teknik arıza sonucu ulusal marker kaybı nedeniyle idare tarafından talep edilen bedelin iptali ve ödenen miktarın iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, şirketin gerekli dikkat ve özeni göstermediği, kaybın mücbir sebep sayılamayacağı gerekçesiyle idarenin tahsilat kararını hukuka uygun bulmuştur; davacı şirket ise temyiz başvurusunda, teknik arızanın istisna teşkil etmesi, gerekli özeni gösterdikleri, vergi kaybı olmadığı ve ilgili bedelin yönetmelikle değil kanunla düzenlenmesi gerektiği yönünde itirazlarını dile getirerek alt mahkeme kararlarının bozulmasını istemektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2023/1978Karar No:2025/980TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş.VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından 4,078 kg (4,356 litre) ulusal markerın zayi edildiğinden bahisle Petrol Piyasasında Ulusal Marker Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik uyarınca hesaplanan 1.906.131,00-TL'nin tahsiline ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ile ödenen 1.906.131,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirkete ait tesiste, 08/08/2020 tarihinde ulusal marker operasyonu amacıyla marker binasına girildiğinde operatör kontrolü sırasında 19 numaralı marker taşıma kabının alt vanasında ve tapasında kaçak olduğunun fark edildiği, durumun aynı gün TÜBİTAK ve davalı idareye bildirildiği, oluşan kaçağın olası damlamayı muhafaza etmesi için vananın altında yerleşik bulunan metal tavanın kapasitesini aşmış olduğu, metal tavanın kapasitesini aştıktan sonra yere dökülen markerin kabın hemen yanında bulunan su kanalına ulaştığının tespit edildiği, yapılan tartımlarda marker taşıma kabından dökülen ulusal marker miktarının 10,660 kg olarak hesaplandığı, metal tavada 2,432 kg ulusal marker bulunduğu, döküntü miktarının 8,228 kg olduğu, su giderinden dışarı sızarak kanalın döküldüğü ilk rögarda birikmiş olan markerin, su ile karışmış bir şekilde pompalarla çekilerek bidonlara aktarıldığı, metal tavanın çeperinde kalan ve yere dökülen markerin emici pedlere emdirilip poşetlere konularak mühürlendiği, markerin döküldüğü yerdeki fayans, derz, gider gırtlak borusu ve betonun kırılarak benzin ile yıkandığı, yıkama sonrası elde edilen karışım ile katı malzemelerin mühürlendiği, ulusal marker buluşan tüm malzemelerin 13/08/2020 tarihinde TÜBİTAK'a gönderildiği, TÜBİTAK'ın yaptığı incelemeler neticesinde gider borusundan ve emici pedler üzerinden benzin ile yıkanarak alınan üründe ve ulusal marker bulaşan tüm malzemelerde toplam 4,150 kg ulusal markerin geri kazanıldığının davalı idareye bildirildiği tespitlerinin yer aldığı, Bu durumda, 19 numaralı marker taşıma kabının alt vanasında ve tapasındaki arızaya bağlı olarak ulusal markerin zayi olmasında ve damlamayı muhafaza eden metal tavanın kapasitesini dahi aşarak 8,228 kg ulusal marker dökülmesinde sızıntı bu kadar fazla olmuşken bunu farketmeyen davacı şirketin gerekli dikkat ve özeni göstermediği sonucuna varıldığı, ayrıca ulusal marker ekleme işlemi esnasında meydana gelen teknik arızalar sonucu oluşmayan dava konusu kaybın davacının iddia ettiği gibi mücbir sebep kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, anılan markerin ekleneceği akaryakıt miktarından kaynaklanan vergi kaybının karşılığı olarak saptanan ulusal marker bedeli karşılığı tutarın davacı şirketten istenilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, davacının ödediği bedelin tazminine yönelik talebin de reddi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tankın boşaltma vanasında meydana gelen sızıntının bir teknik arıza olduğu, dava konusu yönetmelik maddesi uyarınca teknik arıza sebebiyle meydana gelen ulusal marker zayiatının istisna tutulduğu, bu nedenle madde hükümlerine tabi olmadığı ve zayi olan marker bedelinin ödenmemesi gerektiği, gerekli dikkat ve özenin gösterildiği, ulusal markerin amacı dışında kullanılması ya da vergi kaybı gibi durumların söz konusu olmadığı, dava konusu düzenlemeler ile talep edilen bedel her ne kadar ''marker bedeli'' olarak ifade edilse de, hem para cezası hem de mali bir yükümlülük niteliğinde olduğu, söz konusu ceza ve yükümlülülüğün Anayasaya aykırı olarak ilgili kanunda düzenlenmeksizin yönetmelik ve Kurul kararı ile düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, ulusal markerin piyasa aktörlerine bir bedel karşılığında verilmediği, zayi edildiği takdirde ise zayi edilen miktarın parasal karşılığını fahiş bir şekilde aşacak usülde bir hesaplama ile ortaya çıkan miktarın cezalandırıcı/caydırıcı nitelik taşıdığı 5015 sayılı Kanun'da markerin zayi edilmesi suçunu tanımlayan bir düzenleme bulunmamakla birlikte markerin zayi edilmesi karşılığında ve marker bedeli adı altında para cezası uygulanması ya da mali bir külfet getirilmesinin başta suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olduğu, nitekim söz konusu cezanın Kurul kararı ile düzenlendiği, 5015 sayılı Kanun'un Kurula genel, soyut ve sınırları belirsiz bir düzenleme yapma yetkisi vermediği ileri sürülmüştür.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.