İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, sandalye tasarımının yenilik ve ayırt edicilik eksikliği nedeniyle hükümsüzlüğü davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesinde arabuluculuk şartı itirazını reddetmiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesinin tescilli bir sandalye tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsurlarından yoksun olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne dair verdiği karara karşı yapılan istinaf başvurusunu incelemekte olup, davalı vekilinin davanın zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmeden açıldığı yönündeki usuli itirazını değerlendirerek, tasarım hükümsüzlüğü davalarının Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi kapsamındaki parasal alacak davaları niteliğinde olmaması nedeniyle arabuluculuğa tabi olmadığını tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/908
KARAR NO: 2026/956
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/03/2024
NUMARASI: 2023/141 E. - 2024/100 K.
DAVANIN KONUSU: Tasarım Hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sandalye tasarımını ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, davalının ...numaralı sandalye tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasfına sahip olmadığını, kamuya daha önce sunulmuş olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmekte bir hukuki yararı bulunmadığını, endüstriyel tasarımının hükümsüzlüğünün talep edilmesi üzerine hiçbir sebep ve haklı gerekçe göstermeden ve SMK 77. maddesindeki koşullara ilişkin bir belge de göstermeden tasarımın hükümsüzlüğünü talep ettiğini, kendi tescilli ürünlerini ürettiği ve tasarımların birbirinden ayırt edicilik unsuru bulunması nedeniyle Türk Marka ve Patent Kurumu tarafından gerekli inceleme yapıldıktan sonra endüstriyel tasarım tescil belgesinin verildiğini, hükümsüzlük koşullarının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2023/141 esas, 2024/100 karar sayılı, 28/03/2024 tarihli kararı ile; "Dava konusu tasarımın yenilik unsurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi için TPMK kayıtları, alınan raporda;12.07.2021 başvuru tarihli ... numaralı tasarım tescili ile 26.12.2019 başvuru tarihli ... numaralı tasarım tescili arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, kıyaslanan bu ürünlerin dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen tescilli tasarımın başvuru tarihi olan 12.07.2021 tarihinden daha önce kamuya sunuldukları bu haliyle davalı tarafa ait tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına sahip olmadığı dikkate alındığında SMK'nın 77 ve 56. Maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilerek davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli 2021/008168 numaralı tasarım tescilinin HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak tasarımlar arasında ayırt edici bir fark bulunmadığı ve yenilik unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne hükmettiğini, ancak davacı tarafın söz konusu tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmekte herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, müvekkiline ait tasarımın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından incelenerek tescil edildiğini, davacının iddia ettiği ürünlerin aslında anonim karakterli olup uzun yıllardır piyasada bulunduğunu, bu nedenle SMK korumasından yararlanamayacağını, ilk derece mahkemesinin zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulmadan açılan davayı usulden reddetmesi gerekirken bu hususu atladığını, bilirkişi incelemelerinin usulsüz yapıldığını, asıl numuneler üzerinden inceleme yapılmayıp fotoğraflar üzerinden karar verildiğini, mahkemenin müvekkili şirkete ait katalogları istemediğini ve ürünler arasındaki tefrik edilebilir farkları dikkate almadığını, sandalyelerdeki örgü şeklinin evrensel bir kullanım olduğunu, davacının tescil tarihinden önce de bu ürünlerin piyasada mevcut olduğunun göz ardı edildiğini, müvekkilinin aynı konudaki haklı taleplerinin başka bir dosyada reddedilmesinin çelişki yarattığını belirterek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davalı adına tescilli 2021/008168–2 numaralı tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
İstinaf sebepleri kapsamında öncelikle usuli itiraz tetkik edilmiş olup davalı vekili tarafından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de somut olayda, tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkin dava, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ya da istirdat davası olmadığından dava şartı olarak arabuluculuğa tâbi olmadığı anlaşılmakla; aksi yöndeki usuli itirazın yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafın, davalıya ait tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmekte hukuki menfaatinin bulunmadığı istinaf sebebi yapılmış ise de SMK'nın 78. maddesi gereğince tasarımın hükümsüzlüğü, ikinci fıkrada sayılan hâller dışında menfaati olanlar tarafından istenebilmektedir. Tasarımın hükümsüzlüğü, 77. maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre sadece önceki hak sahibi; 70. ve 73. maddelere göre ise ancak tasarım hakkına sahip kişiler tarafından ileri sürülebilmektedir. Somut olayda SMK'nın 77/1-a bendine göre hükümsüzlük istemi mevcut olup tasarım tescili bulunan davacı tarafın hükümsüzlük davasında hukuki menfaatinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Tasarımın hükümsüzlük hâlleri dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 77. maddesinde düzenlenmiş olup hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı tasarımın 12.07.2021 başvuru tarihli ve sandalye tasarımı olduğu görülmüştür. Tescilli tasarımın geçerliliği mutlak yenilik şartının varlığına bağlı olup mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterli görülmektedir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporları ve celp edilen TPMK tescil kayıtları kapsamında gerekçeli ve denetime elverişli şekilde inceleme yapılarak sonuçların değerlendirildiği, yenilik ve ayırt edici nitelik yönünden daha önce başvurusu yapılan davacının tescilli tasarımı ( ... sayılı tasarım 26.12.2019 başvuru tarihli) ile dava konusu tasarımın benzer oldukları, başvuru tarihi itibari ile yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine sahip olmadığı, kıyaslaması yapılan ürün tasarımının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, birbirleri ile benzer olarak algılandıkları, tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda hükümsüzlüğü talep edilen tasarım tescili ile hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan geçmiş tarihli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları yönünde kanaate ulaşıldığı görülmüştür. Böylece davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinden yoksun olduğunun saptandığı, dosya kapsamında aksi yönde delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalının ... numaralı sandalye tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir duruma rastlanılmamıştır.
Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2024 tarih ve 2023/... E. 2024/.. K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026