Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında, tereke temsilcisi atanmasıyla mirasçıların temyiz hakkının sona erdiğine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı.
Özet: Bu dava, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yaptığı muvazaalı satış iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesinin iki bağımsız bölüm için muvazaa tespitine rağmen üçüncü bağımsız bölüm için reddettiği kararının bölge adliye mahkemesince büyük ölçüde onanması üzerine, Yargıtay miras bırakanın terekesini temsil yetkisinin tereke temsilcisine ait olması nedeniyle davacının temyiz başvurusunu reddetmiş, esasa ilişkin olarak tereke temsilcisi ve davalıların itirazlarını ise büyük ölçüde reddederek 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümler yönünden yapılan muvazaa tespitini uygun bulurken, davalılar vekilinin yargılama giderlerine ilişkin belirli bir itirazını değerlendirmeye almıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3284 E., 2025/1652 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/499 E., 2023/537 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, tereke temsilcisi vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı; muris ...'ın 2622 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümleri davalılara devrettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, aşamada murisin terekesine Avukat ... tereke temsilcisi olarak atanmıştır.Davalılar vekili; murisin dava konusu taşınmazda yapılan sözleşme gereğince sadece 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümleri aldığını, 2 numaralı bağımsız bölümün müteahhitten bedeli ödenerek satın alındığını, murisin hayattayken mirasta denkleştirme yaptığını, muris ve davalılar tarafından davacıya maddi destekte bulunulduğunu, bu yardımlar gözetilerek murisin 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümleri davalılara sattığını, 2 numaralı bağımsız bölümün murisin arzusuna uygun olarak kira talep edilmeksizin davacıya tahsis edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 2 numaralı bağımsız bölüm yönünden söz konusu bağımsız bölümün dava dışı şirketten satın alınması nedeniyle muris muvazaası iddiası dinlenemeyeceğinden davanın reddine, 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümler yönünden ise murisin sağlığında taşınmazları devretmesini gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığı, devir tarihleri itibariyle tespit edilen bedel ile satış senedindeki bedel arasında fahiş fark bulunduğu, davalılar tarafından bedelin ödendiğinin ispat edilemediği, murisin başkaca taşınmazının bulunmadığı, davacıya bırakılan bir taşınmaz da olmadığından taksim yapıldığı iddiasının yerinde olmadığı, murisin erkek çocuklarını üstün tuttuğu, devrin bedelsiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, tereke temsilcisi ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 2 numaralı bağımsız bölüm yönünden 01.04.19 74... /2 sayılı İBK’nın uygulanamayacağı, 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümler yönünden ise devrin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu ancak ölü kişi adına tescil kararı verilmesi doğru olmadığı bu nedenle hükmün infaz yönünden düzeltilmesi gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin davaya devam etme yetkisi tereke temsilcisinde olduğundan usulden reddine, tereke temsilcisi ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Bilindiği üzere, TMK'nın 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. O halde; terekeye temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve bununla bağlantılı olarak hükmü temyiz etme hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiğinden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Tereke temsilcisi ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerde isabetsizlik bulunmadığından tereke temsilcisinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 323/1-ğ maddesine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında olup yine aynı Kanun'un yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 326/1. maddesinde; “Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bilindiği üzere konusu para ve para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda vekâlet ücreti nispi tarifeye göre hesaplanır. Taşınmazlarla ilgili davalarda vekâlet ücretine esas olan değer ya dava dilekçesinde gösterilen değer ya da mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde ''Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.", 13/1. maddesinde “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin birinci fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” aynı maddenin 2. fıkrasında ise “Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” hükümlerine yer verilmiştir.Somut olayda, Mahkemece yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler çerçevesinde davanın reddine karar verilen 2 numaralı bağımsız bölüm yönünden adli yardım talepli davada Adli Yardımdan harcı tamamlanan dava tarihindeki değeri (450.000,00 TL) üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle yargılamada kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin kabul-ret oranında tahsil edilmesi gerekirken tamamının davalılardan alınması doğru olmadığı gibi hükümde muris ...’ın mirasçılık belgesinin yevmiye numarasının infazda tereddüt yaratacak şekilde hatalı yazılması da isabetli değildir.Ne var ki, anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.Açıklanan nedenlerle;Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Tereke temsilcisinin temyiz itirazlarının reddine, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm kısmının (B-1) numaralı bendinde yer alan “0273 yevmiye” ibaresinin hükümden çıkarılmasına yerine “ ... yevmiye” ibaresinin yazılmasına, (B-4) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 71.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün (B-5) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı tarafından yapılan 54,40 TL peşin harç, 345,00 TL yazışma, tebligat, keşif, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 399,40 TL yargılama giderinden 287,57 TL’sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.