Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, marka başvurusunun ayırt edicilik ve tanımlayıcılık gerekçesiyle kısmen reddi üzerine YIDK kararının iptaline ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bir şirket, Fikri Sınai Haklar Kanununun 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca belirli hizmetler için reddedilen "..." ibareli marka başvurusunun ayırt edici olduğunu savunarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali için dava açmış, ilk derece mahkemesi ise YİDK kararını kısmen iptal ederek, markanın ulaştırma ve otopark hizmetlerini kapsayan 39. sınıf için tescil engeli taşıdığına ancak manyetik ve optik kayıt taşıyıcıları ile yazılımların perakende ve toptan satış hizmetlerini içeren 35. sınıf için tescil engeli bulunmadığına hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/981 - 2026/1232
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/981
KARAR NO : 2026/1232
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/02/2024
NUMARASI : 2023/233 E. - 2024/39 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08/02/2024 tarih ve 2023/233 Esas - 2024/39 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirket tarafından 20.04.2022 tarihinde 2022/056852 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, davalı Kurum tarafından başvurunun SMK'nın 5/1-b, ve c bentleri uyarınca kısmen reddedildiğini, "..." ibareli müvekkili başvurusunun SMK m. 5/1-b çerçevesinde reddedilen hizmetler incelendiğinde, işaretin bütün olarak ayırt edici olduğunu, markanın yazım tarzı, büyük ve küçük harf seçimleri, şekil ve ibarelerin düzlemdeki konumu ve markada yer alan renk, grafik, baskın ve ayırt edici şekil, çizim ve diğer görsel unsurlar ile "..." ve "..." şekilleri ile "..." sloganının bütün olarak oluşturduğu genel intibanın açık bir biçimde ayırt edici bulunduğunu, tek başına düz yazılı bir “...” harfi veya resmi, bir trafik tabelası veya düz sıradan bir “...” işareti şeklinin tek başına ayırt edici olmayabileceğini, ancak ortalama tüketicinin, bütün olarak müvekkili başvurusunun özgün konsepti, renkleri ve sloganı ile kolaylıkla ayırt edebileceğini, akılda kalacak ve ifade edilecek “...” ibaresi ile söz konusu şekillerin bütün olarak oluşturduğu özgün konseptin SMK m. 5/1-b kapsamında sayılamayacağını, huzurdaki davaya konu başvurunun, reddedilen hizmetler için SMK m. 5/1-c çerçevesinde doğrudan tanımlayıcı bir işaret de olmadığını, müvekkili başvurusunun ne cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirttiğini ne hizmetlerin sunulduğu zamanı gösterdiğini ne de hizmetlerin diğer özelliklerini münhasıran ya da esas unsur olarak içerdiğini ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-3956 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya konu başvurunun "..." ibaresinden ve park yeri levhası olan şekil unsurundan oluştuğunu, bu ibarenin kişinin arabasını kolayca park etmesine yönelik olarak kullanımı bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan park işaretinin de bu algıyı güçlendirdiğini, bu kapsamda işbu marka görselinin kendisini oluşturan unsurların genel toplamından daha öteye varan bir anlam ve algı yaratmadığını, dolayısıyla dava konusu ibarenin, reddedilen mal/hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğni, tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2022/056852 sayılı "..." ibareli davacı şirket markasının, reddedilen 39. sınıftaki “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.” açısından 6769 sayılı SMK 5/1-(b)-(c) bentleri kapsamında tescil engeli içinde kaldığı, davacı şirket markasının, reddedilen, 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından 6769 sayılı SMK 5/1-(b)-(c) bentleri kapsamında tescil engeli içinde kalmadığı, bu nedenle YİDK kararının yerinde olmadığı, YİDK kararının iptali şartlarının kısmen oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2023/M-3956 sayılı kararının 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu markanın 39. sınıfta yer alan hizmetler bakımından ayırt edici nitelikte olduğunu, mahkemece dava konusu markayı oluşturan her bir unsur bakımından ayrı değerlendirme yapılarak ilgili markanın 39. sınıfta sayılan araba park ve garaj kiralama hizmetleri ile diğer hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin bulunmadığının, bu nedenle SMK m. 5/1-(b) bendi kapsamında tescil engeli içinde kaldığının belirtildiğini, ancak mahkemenin kendi gerekçesinin aksine bütüncül değerlendirme yerine her bir unsur bakımından ayrı değerlendirme yapmak suretiyle vardığı bu kanaatin kabulünün mümkün bulunmadığını, dava konusu “...” ibareli müvekkil başvurusunun bütün olarak ayırt edici olduğunu, tanımlayıcı da bulunmadığını, zira bütün olarak müvekkili başvurusunun ne cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirttiğini ne hizmetlerin sunulduğu zamanı gösterdiğini ne de hizmetlerin diğer özelliklerini münhasıran ya da esas unsur olarak içerdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu markanın "..." ibaresinden ve park yeri levhası olan şekil unsurundan oluştuğunu, anılan ibarenin kişinin arabasını kolayca park etmesine yönelik olarak kullanımı bulunduğunu, başvuruda yer alan park işaretinin de bu algıyı güçlendirdiğini, işbu marka görselinin kendisini oluşturan unsurların genel toplamından daha öteye varan bir anlam ve algı yaratmadığını, dolayısıyla dava konusu ibarenin, reddedilen mal/hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getirmediğini, tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvurunun, başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki "Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri" bakımından, hizmetin kaynağını göstermeyen ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret olduğu gibi tanımlayıcı nitelik de taşıdığı, buna karşılık başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden ise dava konusu ibarenin kavramsal karşılığı ve bütünsel algısı itibariyle bir ilişki bulunmadığı, anılan hizmetlerde, ortalama bir tüketicinin, dava konusu marka ile karşı karşıya
kaldığında, hizmet ve marka arasında doğrudan kavramsal bir bağlantı/ilişki kurmayacağı, karşılaştığı işareti, hizmetin kaynağına yönelik bir ibare olarak algılamasının mümkün olabileceği, bu itibarla başvuru konusu ibarenin, belirtilen hizmetler yönünden soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğu gibi tanımlayıcı ya da tasviri bir ibare de olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı tarafça "..." ibareli markanın tescili için yapılan başvuru, davalı Kurum tarafından 35. ve 39. sınıflarda yer alan bir kısım hizmetler yönünden SMK'nın 5/1b ve 5/1-c maddeleri uyarınca reddedilmiş, bu kararın iptali için açılan davada ise yukarıda özetlenen gerekçe ile ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır.
Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür. Marka kapsamındaki mal veya hizmetleri tanımlayıcı nitelikteki işaretler marka olarak tescil edilmek suretiyle bir şahsın inhisarına verilemez. Zira mal veya hizmeti tanımlayıcı nitelikteki bu tür işaretler üzerinde bir kişiye marka hakkı tanınması, rekabet imkanının haksız biçimde sınırlandırılmasına yol açar. Somut ayırt edicilik bağlamında bir marka işaretinin, üzerinde kullanılacağı ürünü ayırt etme fonksiyonu olmalıdır. Yani markanın ürünü ya da bu ürünün bir vasfını, niteliğini doğrudan tarif etmemesi; ürünün işletmesel kaynağını işaret edebilme vasfının bulunması gerekmektedir. Bir ibarenin tanımlayıcı bulunması için tescili talep edilen mallardan/hizmetlerden herhangi birine dair, içerik, kalite, karakter, özellik, fonksiyon, kaynak veya amaç belirtiyor olması yeterlidir. Eğer ibare, mallara/hizmetlere ilişkin bir ya da birden fazla tanımlayıcılık içeriyorsa, başvurulan malların/hizmetlerin tamamında tanımlayıcı görülebilecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru " ..." ibaresi ile şekil unsurundan oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda, beyaz zemin üzerine solda sarı tabela şekli içinde "..." harfi, ortada iki satıra gelecek şekilde üstte "..." ibaresi, altta "..." ibaresi, sağ tarafta ise yuvarlak sarı fon üzerine siyah ok işareti yer almaktadır. "..." ibareleri Türkçe olup, "..." ibaresi, sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen anlamına gelmektedir. "..." ibaresi ise somut olay açısından trafik zorunlulukları dışında durma biçimi şeklinde tarif edilebilecektir. Başvuru bu haliyle tamlama olarak, sıkıntı çekmeden otopark, kolayca park yeri anlamı izlenimini yaratmaktadır. Bu hali ile dava konusu başvuru, kapsamında yer alan 39. sınıftaki "Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri." yönünden ayırt edici olmayıp tanımlayıcı nitelik taşımakta ise de yine 39. sınıfta yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." yönünden böyle bir vasfı bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." yönünden dava konusu başvuru ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı ya da tasviri bir işaret de değildir. Zira bu hizmetler yönünden başvuru konusu ibarenin kavramsal bir bağı olmadığı gibi bu hizmetleri belirten bir yönü de yoktur. Söz konusu hizmetlerin ortalama tüketicisi nezdinde, başvuru konusu işaret ayırt ediciliği sağlamaya elverişli bulunmaktadır. Markayı gören tüketici bu işaret ve ibareleri bütüncül olarak gördüğünde, zahmetsiz bir park hizmeti alacağını düşünecek, bunun dışında belirtilen hizmetlerle bir bağ kurmayacak, hiçbir özel zihni çabaya mahal vermeden doğrudan doğruya, hiç düşünmeden bu
hizmetleri aklına getirmeyecektir. Bu itibarla mahkemece, başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." yönünden dava konusu başvurunun somut ayırt ediciliğe sahip olduğu, bu hizmetler yönünden dava konusu başvurunun tasviri ya da tanımlayıcı bir işaret de olmadığı gözetilerek bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu hizmetler yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan hususlara aykırı değerlendirmeler içeren dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda açıklanan görüşlere Dairemizce itibar edilmemiş, SMK'nın 5. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmenin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek nitelikte olması nedeniyle, bu yönden ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun, kapsamında bulunan 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." yönünden SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri gereğince somut ayırt ediciliği bulunduğu gibi tanımlayıcı da olmadığı gözetilerek bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın bu hizmetler yönünden de reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/02/2024 gün ve 2023/233 Esas - 2024/39 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 04.04.2023 tarih, 2023-M-3956 sayılı kararının 35. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" ve 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." yönünden KISMEN İPTALİNE,
4-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 90,00-TL tebligat masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 278,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 7.037,40-TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranının takdiren 2/3 olarak kabulü ile bu orana tekabül eden 4.691,60 TL'ye, 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 5.051,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 389,80 TL'nin davcıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, bakiyesinin davalı Kurum üzerinde bırakılmasına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
11-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
12-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.