KHK 696 kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçen işçinin, belirsiz süreli iş sözleşmesindeki asgari ücret fazlası ücretinin eksik ödenmesi nedeniyle fark alacakları talebi ve hesaplama yöntemine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, kadroya geçişte imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran üzerinde belirlenen ücretinin davalı bakanlıkça asgari ücret seviyesine çekilip %4 zam uygulanarak eksik ödendiği iddiasıyla açtığı fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları davasında; davalı, zamanaşımı, sözleşmedeki oranların geçersizliği ve çifte zam oluşacağı savunmasını yapmıştır. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, bireysel ve toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda davanın kabulüne karar vermiş, davalı vekili ise temyizinde yetki belgesi eksikliği, bilirkişi raporu hataları ve ücretin hatalı belirlendiği gerekçeleriyle itiraz etmiştir. Uyuşmazlık, kadroya geçiş sözleşmesine göre ücret tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve hesaplama yöntemine ilişkin hususlarda yoğunlaşmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2026/4118 E.  ,  2026/3489 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2026/695 E., 2026/533 K.
DAVA TARİHİ : 30.06.2025
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/187 E., 2025/535 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmaktayken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) hükümlerine göre 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davalı Bakanlık ile davacı arasında sürekli işçi kadrosuna geçirilirken imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran fazlasının davacının ücreti olarak öngörüldüğünü, sözleşme hükmüne göre ücretin her yıl asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlenmesi gerekirken sözleşmeye aykırı olarak davacının ücretinin asgari ücret seviyesine çekilmek ve bu ücrete %4 zam uygulanmak suretiyle eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 2021 yılı Ağustos ayı ile 2025 yılı Nisan ayı arasındaki dönem bakımından fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, işçilerin sözleşmelerinde belirli bir oran yazılmış olsa dahi oranların geçersiz olduğunu, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını, bir yandan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, bu durumda işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşacağını ve ücretlerin fahiş bir hâl alacağını, iddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama esnasında yapılan duruşmalarda davacı tarafı temsil eden ve davacı vekili olduğunu iddia eden avukatlara ait yetki belgesinin dosyada bulunmadığını,
2. Bilirkişi raporunda, dava dilekçesinde talep edilen miktarın brüt mü net mi olduğunun açıkça belirtilmediğinin tespit edildiğini, buna rağmen davacının talep ettiği alacak kalemlerine ilişkin hesaplamaların brüt üzerinden talepte bulunmuş gibi hesaplandığını,
3. Bilirkişi raporunda hesaplamaların arabulucu başvuru tarihine kadar yapılması gerekirken son tutanak tarihine kadar yapılmasının hatalı olduğunu,
4. Davacının ücretinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre belirlendiğini, Bakanlığın genel uygulamasının hukuka uygun olduğunu, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını bir yandan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, iddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 2018 yılı ücreti korunarak bunun üzerine %4 oranında zam yapıldığını, ücretin düşürülmediğini,
5. Faiz türü ile faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplama yöntemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemiz uygulamasına göre 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesine göre 2021 yılı ücretinin belirlenmesi şu şekilde olmalıdır:
01.01.2021 tarihinde asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında belirlenen ücret 136,67 TL’nin altında kalıyorsa davacının ücreti toplu iş sözleşmesinin 33/1 hükmünde taban ücreti olan 136,67 TL olarak kabul edilir. Bu miktara toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamlar uygulanır. Böylelikle başka bir toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmiş olsa dahi iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücretin fazlası tutarındaki oran uygulanamaz. Bir başka ifade ile işçinin ücretinin, bireysel iş sözleşmesinde öngörülen asgari ücret fazlası tutarındaki oranla bağı kesilir. 01.01.2021 tarihinde asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında bulunan ücret 136,67 TL’nin üzerinde ise yukarıda belirtilen şekilde bağın kesildiğinden söz edilemeyeceğinden, iş sözleşmesine göre belirlenen bu ücrete ayrıca toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamlar uygulanır.
Taban ücreti uygulaması sebebiyle iş sözleşmesi ile belirlenen asgari ücretin belirli bir oran fazlası şeklinde öngörülen ücret ile bağlantı kesilmiş ise bu şekilde belirlenen ücrete 2022 yılı ve sonrasında yürürlüğe girecek toplu iş sözleşmelerinde öngörülen zamlar uygulanır.
Belirtilen şekilde bağlantı kesilmemişse; 2022 yılı birinci dönem ücreti tespit edilirken, 31.12.2021 tarihinde ödenmesi gereken ücrete 01.01.2022 tarihinde başlayan dönemdeki ilk altı ay için %5 oranında ücret zammı ile toplu iş sözleşmesinin 33/2-(b) hükmünün ikinci paragrafında belirtilen enflasyon farkı ve bu şekilde bulunan son ücrete 03.02.2022 tarihli 2021 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Anlaşma Protokolü’ne Ek Çerçeve Anlaşma Protokolü (III) uyarınca %2,5 oranında zam uygulandıktan sonra bulunacak ücret, iş sözleşmesinde belirlenen 01.01.2022 tarihindeki asgari ücretin belirli bir oran fazlası uygulanarak bulunan ücretten daha yüksek ise artık bireysel iş sözleşmesine göre belirlenecek ücret değil toplu iş sözleşmesine göre belirlenecek ücret uygulanır. Şayet 01.01.2022 tarihindeki asgari ücretin belirli bir oran fazlası tutarındaki ücret, toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen ücretten yüksek ise bu durumda da sadece iş sözleşmesi ile belirlenen ücret uygulanır.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, iş sözleşmesindeki orana göre belirlenen ücretin üzerine ayrıca toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret zammının uygulanmaması gerektiğidir. Zira toplu iş sözleşmesi hükmü ile asgari ücrette 01.01.2022 tarihinde meydana gelen artıştan önceki (31.12.2021 tarihli) ücrete zam yapılması öngörülmüştür. Bu durumda yukarıda belirtildiği üzere işçi, toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret ile bireysel sözleşme uyarınca ödenmesi gereken ücretten hangisi yüksekse onu talep edebilir.
2022 yılı ikinci dönem ücretinin tespitinde ise 01.07.2022 tarihinde asgari ücrete zam uygulandığından, şu şekilde karşılaştırma yapılır:
İşçinin 01.07.2022 tarihindeki asgari ücretin belirli oranda fazlası tutarındaki ücreti ile 30.06.2022 tarihinde ödenmesi gereken ücretine toplu iş sözleşmesinde öngörülen ikinci yıl ikinci altı ay için %5 ücret zammının ve toplu iş sözleşmesinin 33/2-(c) hükmünün ikinci paragrafında belirtilen enflasyon farkının uygulanması suretiyle bulunan ücreti karşılaştırıldığında; bu şekilde belirlenen ücretlerden hângisi daha yüksek ise o uygulanır.
Yine burada da dikkat edilmesi gereken husus, iş sözleşmesindeki orana göre belirlenen ücretin üzerine ayrıca toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret zamlarının (%5+enflasyon farkı) uygulanmaması gerektiğidir.
01.01.2023 tarihinde ise asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında belirlenen ücret 500,00 TL’nin altında kalıyorsa işçinin ücreti, toplu iş sözleşmesinin 33/1 hükmünde taban ücreti olan 500,00 TL olarak kabul edilir. Bu miktara toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamlar uygulanır. Böylelikle başka bir toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmiş olsa dahi iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücretin fazlası tutarındaki oran uygulanamaz. Bir başka ifade ile işçinin ücretinin, bireysel iş sözleşmesinde öngörülen asgari ücret fazlası tutarındaki oranla bağı kesilir. Taban ücreti uygulaması sebebiyle iş sözleşmesi ile belirlenen asgari ücretin belirli bir oran fazlası şeklinde öngörülen ücret ile bağlantı kesilmiş ise bu şekilde belirlenen ücrete 2023 yılı ve sonrasında yürürlüğe girecek toplu iş sözleşmelerinde öngörülen zamlar uygulanır.
01.01.2023 tarihinde asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında bulunan ücret 500,00 TL’nin üzerinde ise yukarıda belirtilen şekilde bağın kesildiğinden söz edilemeyeceğinden, iş sözleşmesine göre belirlenen bu ücrete ayrıca toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamlar uygulanır.
Belirtilen şekilde bağlantı kesilmemişse;
a) 2023 yılı birinci dönem ücreti tespit edilirken, toplu iş sözleşmesinin 33/2-(a) hükmü ile 01.01.2023 tarihli ücrete zam yapılması öngörüldüğünden; 01.01.2023 tarihindeki asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında bulunan ücrete 01.01.2023 tarihinde başlayan dönemdeki ilk altı ay için %45 oranında ücret zammı uygulanacaktır.
b) 2023 yılı ikinci dönem ücreti tespit edilirken, toplu iş sözleşmesinin 33/2-(b) hükmü ile 01.07.2023 tarihli ücrete zam yapılması öngörüldüğünden; 01.07.2023 tarihindeki asgari ücrete (asgari ücret yeniden belirlendiğinden) iş sözleşmesindeki oran uygulandığında bulunan ücrete 01.07.2023 tarihinde başlayan dönemdeki ikinci altı ay için %15 oranında ücret zammı uygulanacaktır.
c) 2024 yılı birinci dönem ücreti tespit edilirken, toplu iş sözleşmesinin 33/2-(c) hükmü ile 01.01.2024 tarihli ücrete zam yapılması öngörüldüğünden; 01.01.2024 tarihindeki asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında bulunan temel ücrete 01.01.2024 tarihinde başlayan dönemdeki ilk altı ay için %15 oranında ücret zammı ile toplu iş sözleşmesinin 33/2-(b) hükmünün ikinci paragrafında belirtilen enflasyon farkı uygulanacaktır. 29.01.2024 tarihinde imzalanan Ek Çerçeve Anlaşma Protokolü'nün 1. maddesi gereğince; bu dönemde uygulanacak ücret zammı ve enflasyon farkı toplamının %32,57 oranının altında kalması hâlinde, ücret zammı ve enflasyon farkı yerine, temel ücrete (01.01.2024 tarihindeki asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulanmak suretiyle bulunan) toplam %32,57 oranında artış ilave edilecektir.
d) 2024 yılı ikinci dönem ücreti tespit edilirken, toplu iş sözleşmesinin 33/2-(d) hükmü ile 01.07.2024 tarihli ücrete zam yapılması öngörüldüğünden; 01.07.2024 tarihinde başlayan dönemdeki ikinci altı ay için %10 oranında ücret zammı ile aynı maddenin (c) alt bendinin ikinci paragrafında belirtilen enflasyon farkı uygulanarak belirlenecektir.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2023 yılı Temmuz ayında asgari ücretin yeniden tespit edildiği dikkate alınmamıştır. Bu sebeple söz konusu rapordaki hesaplamalar yukarıda belirtilen yönteme uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla; söz konusu ilkeler doğrultusunda aldırılacak denetime elverişli bilirkişi raporu ile ücret tespit edilmeli, fark alacakların bulunup bulunmadığı, temyiz eden davalı taraf bakımından oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden belirlenmelidir.
3. Diğer taraftan bilirkişi raporunda 2025 yılı için olması gereken günlük ücret tespit edilirken 2025 yılı günlük asgari ücretin %50 fazlası 1.300,28 TL olarak gösterilmiş, bu tutara %5,75 enflasyon farkı uygulandığı belirtilerek olması gereken günlük ücretin 1.748,84 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ne var ki söz konusu sonuca hangi hesaplama yöntemiyle ulaşıldığı açıklanmamış olup 2025 yılı ücret tespiti bakımından bilirkişi raporu denetime elverişli değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.