Danıştay, KHK 375 ile sürekli işçi kadrosuna geçenlerin resen emeklilik işleminin, dayanağı maddenin sonradan yürürlükten kalkması karşısındaki hukuki geçerliliğini değerlendiriyor.
Özet: Bir taşeron işçi olarak başlayıp sürekli işçi kadrosuna alınan davacının, yaşlılık aylığına hak kazanması sebebiyle resen emekli edilmesi işlemi, dayanağı olan düzenlemenin yargılama sürerken 7438 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılması üzerine idare mahkemesince iptal edilmişken, bölge idare mahkemesi işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mevzuata uygun olduğunu ve yeni kanunun geçmişe yürümediğini belirterek istinaf başvurusunu kabul etmiş, bunun üzerine davacı, lehe olan bu yasal değişikliğin dava konusu işlemi ortadan kaldırdığını ve kendisinin bundan yararlanması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONİKİNCİ DAİREEsas No : 2024/5470Karar No : 2025/1105 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde taşeron firma bünyesinde görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca sürekli işçi kadrosuna atanan davacının, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığından bahisle, re'sen emekli edilmesine ilişkin Van Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Mahkemelerince daha önce verilen davanın görev yönünden reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 06/03/2023 tarih ve E:2023/66, K:2023/852 sayılı kararıyla bozulması sonrasında, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla İdare Mahkemesinin "davanın görev yönünden reddine" ilişkin kararının kaldırılmasına ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine, işin esası hakkında yapılan değerlendirme neticesinde; davacının taşeron firma bünyesinde görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca 02/04/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiği; aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan "...Bunların istihdam süreleri hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malûllük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemez..." şeklindeki düzenleme kapsamında davacının emeklilik aylığına hak kazandığından bahisle re'sen emekliliğe sevk edildiği anlaşılmakla birlikte; dava konusu işleme dayanak teşkil eden söz konusu düzenlemenin, dava tarihi olan 21/01/2022 tarihinden sonra 03/03/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7438 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı, böylece davacının emekliliğe sevkinin sebep unsurunun ortadan kalktığının anlaşıldığı; bu durumda davacının re'sen emekli edilmesinin kanuni dayanağının yine bir kanun ile ortadan kaldırılmış olması karşısında, kanun maddesi uyarınca bu aşamada tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin, davacının emekliye sevk edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca tesis edildiği; 7438 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte, kanun hükümlerinin geçmişe (emekliye sevk edilen işçilere) uygulanacağına ilişkin bir düzenleme getirilmediği; işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuatta, işçi kadrosuna geçirilenlerin istihdam sürelerinin hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemeyeceğinin açıkça düzenlenmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işleme dayanak teşkil eden söz konusu düzenlemenin, dava tarihi olan 21/01/2022 tarihinden sonra 03/03/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7438 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı, böylece emekliye sevk işleminin sebep unsurunun ortadan kalktığı; ayrıca işbu davanın açılmasıyla, dava konusu işlemin askıda kaldığı, söz konusu yasal değişikliğin lehine olması nedeniyle, 7438 sayılı Kanun'la yapılan düzenlemeden yararlandırılması gerektiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi kapsamında feshin geçerli bir nedene dayandığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesinin beşinci fıkrasındaki "...Bunların istihdam süreleri hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malûllük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemez..." şeklindeki düzenleme uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için İdare Mahkemesince vergi dairesine müzekkere yazılmasına,5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 04/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY : Dava; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde taşeron firma bünyesinde görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca sürekli işçi kadrosuna atanan davacının, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığından bahisle, re'sen emekli edilmesine ilişkin Van Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ''İdari dava türleri ve idari dava yetkisinin sınırı'' başlıklı 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sayılmış; ''Dilekçeler üzerine ilk inceleme'' başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava dilekçelerinin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği belirtilmiş; ''İlk inceleme üzerine verilecek karar'' başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, 14. maddenin 3. fıkrasının (a) bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun "Görev" başlıklı 5. maddesinde, "İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." hükmüne yer verilmiştir.Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "İstihdam şekilleri" başlıklı 4. maddesinde, "Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür. ... D) İşçiler: (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." kuralına yer verilmiştir. 657 sayılı Kanun'da ilk üç istihdam şeklinin dışında kalan kişiler olarak belirtilen işçiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağına işaret edilmek suretiyle, kamu kurum ve kuruluşlarında statü hukuku dışında kalan istihdam şekli de benimsenmiş olup, kamuda çalışan işçiler hakkında özel bir yasal düzenleme de öngörülmemiş bulunduğundan, bunların iş hukukuna tabi oldukları kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta, taşeron firmada bünyesinde çalışmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca 02/04/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre çalışmakta olduğu, davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişki, anılan Kanun'a tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığından, davacının re'sen emekliye sevkine ilişkin işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu, aksine bir düşüncenin, işverenin salt bir kamu kuruluşu olması nedeniyle, statü hukukuna tabi olmayan personeli hakkındaki tüm yazılı irade beyanlarının idari işlem niteliğinde görülerek, özel hukuk alanına dahil bulunan uyuşmazlıkların da idari yargı denetimine tabi kılınması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu durumda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11/01/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinin bakacak olması karşısında; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca tesis edilen re'sen emekliye sevk işleminin görüm ve çözüm yerinin genel hükümler kapsamında iş mahkemeleri olduğu sonucuna varılmıştır.Bu nedenle, davanın görev yönünden reddi gerekirken, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesinde hukuki isabet görülmediğinden, davacının temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.