Mirasçıların gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında elbirliği mülkiyetinin ifa imkansızlığına etkisi, zamanaşımı, denkleştirici adalet ve mirasçıların tereke alacağı üzerindeki tasarruf yetkisi konularının incelenmesi.
Özet: Bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa imkansızlığı nedeniyle mirasçılar tarafından denkleştirici adalet ilkesine göre talep edilen bedelin tahsili davasında, ilk derece mahkemesinin tazminata hükmeden kararını temyiz inceleyen bölge adliye mahkemesi, davacıların tereke alacağı üzerinde iştirak halinde hak sahibi olmaları sebebiyle tek başlarına dava açma yetkilerinin bulunmadığını ve diğer mirasçıların veya tereke temsilcisinin katılımı olmadan davaya devam edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/886 E., 2025/1441 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavas Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/278 E., 2024/392 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ... ile davalı ... arasında 05.11.1996 tarihinde ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı resen düzenleme şeklinde tanzim olunan Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile Denizli İli Tavas İlçesi 7 40... parsel, 8 ada 13 parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 5 ada 4 parsel, 1 02... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel,1 03... parsel, 18... parsel sayılı taşınmazların murise (eski TL olarak) 150.000.000,00 TL bedelle satışının vaad edildiğini ve muris tarafından bedelin ödendiğini, ancak elbirliği mülkiyetin sona ermediğini, tescil işlemi yapılamadığını, ortaklığın giderilmesine konu olması nedeniyle ifa imkansızlığının ortaya çıktığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve ileride arttırılmak üzere şimdilik (yeni TL olarak) 150,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince günümüz şartlarına uyarlanmış tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara veraset ilamındaki hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 05.07.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; ..., ..., ..., ..., ..., ... bakımından 1.200,00 TL'lik istemini her birisi için ayrı ayrı 31.200,00 TL artırılarak her biri için ayrı ayrı 32.400,00 TL, ... bakımından 2.800,00 TL'lik istemini 72.800,00 TL arttırılarak 75.600,00 TL olmak üzere toplamda 270.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı ...; davanın haksız olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli kararıyla; dava konusu Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin 05.11.1996 tarihinde imza edildiği, satışı vaat edilen taşınmazların vaat alacaklısına teslim edilmediği, sözleşmenin imzalandığı tarih ile sonrası dönemde ifa imkansızlığı yahut ifa engelinin söz konusu olmadığı, dolayısıyla sözleşmenin imza edildiği tarih itibariyle ifa olanağı doğmuş olacağından zamanaşımının başlangıç tarihinin 05.11.1996 tarihi olduğu, sözleşmenin imzalandığı tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli kararıyla; söz konusu satışa konu olan taşınmazlar yönünden iştirak halinde mülkiyet söz konusu olduğundan ifa imkansızlığının dava tarihine kadar devam ettiği, ayrıca Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda rayiç bedel hesabının hatalı olarak ifanın imkansız hale geldiği tarih olan dava tarihi değil sözleşme tarihine göre yapıldığı, davacının dava dilekçesinde güncellenmiş değeri talep ettiği, ancak 17.09.2021 tarihli dilekçe ile rayiç bedel talebinde bulunduğu, bu nedenle Mahkemece gerek aldırılan bilirkişi raporları gerekse de davacı tarafından verilen 17.09.2021 tarihli dilekçe yönünden bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı ... bakımından 32.400,00 TL, davacı ... bakımından 32.400,00 TL, davacı ... bakımından 32.400,00 TL, davacı ... bakımından 32.400,00 TL, davacı ... bakımından 32.400,00 TL, davacı ... bakımından 32.400,00 TL, davacı ... bakımından 75.600,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; halefiyet esasına göre tereke adına değil miras payları için açılmış olduğundan bu davaya, diğer mirasçıların onayı yahut tereke temsilcisinin icazeti ile devam edilemeyeceği, davacıların iştirak hâlinde hak sahibi olduğu tereke alacağı üzerinde tasarrufta bulunma yetkileri bulunmadığı, eldeki dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya devam edilebilmesi için diğer mirasçıların yahut tereke temsilcisinin katılmasına (icazet vermesine) olanak bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...'ın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; dava konusu talebin bölünebilir nitelikteki para alacağına yönelik olduğunu, mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmadığını, davacının payı oranında bu davayı açması mümkün olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, murisin davalı ... ile akdettiği Gayrimenkul Satış Vaadi sözleşmesinin ifasının imkansız olmasından kaynaklanan miras hissesi oranında alacak istemine ilişkindir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi gereğince birden çok mirasçının bulunması durumunda mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Tereke (miras ortaklığı) aynı Kanunun 701 ve devamı maddeleri uyarınca elbirliği (iştirak) halinde mülkiyete tâbidir. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette, ortaklar arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 59. maddesi anlamında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle murisin 08.07.2000 vefat ettiği ve geriye içerisinde davacıların olduğu 9 (davacılardan hariç ... ve ... isimli 2 mirasçı daha) mirasçısının kaldığı, davanın halefiyet esasına göre tereke adına değil, davacıların kendi miras payları için açıldığının tüm dosya kapsamından sabit olduğu, işbu davaya diğer mirasçıların onayı yahut terekeye temsilcinin icazeti ile devam edilemeyeceği, karar başlığında davalı olarak yer alan ... ve ...'nın 14.10.2021 tarihli ara karar ile taraf olarak UYAP'tan silinmesine karar verildiği, maddi hata olarak karar başlığında yer aldığı ve mahallinde her zaman düzeltilebilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir (Emsal; Dairemizin 12.06.2025 tarihli ve 2024/3980 E., 2025/3265 K. sayılı ilamı).VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.