Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişinin avukatlık yapma hakkının Anayasa Mahkemesi kararı ışığında değerlendirilmesini inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, Adalet Bakanlığının, KHK ile ihraç edilmiş eski bir hakim/savcının baro levhasına yazılma talebinin kabul edilmesi yönündeki Türkiye Barolar Birliği kararına karşı açtığı iptal davasını ve bu kararı onaylayan alt mahkeme kararlarını ele almaktadır. Bakanlık, kişinin beraat kararının kesinleşmemesi, hakkında şikayet bulunması ve avukatlığın kamu hizmeti niteliği taşıması nedeniyle levhaya yazılamayacağını savunurken; alt mahkemeler, Anayasa Mahkemesinin "kamu hizmetinde istihdam yasağının serbest avukatlığı kapsamadığı, bu yöndeki yorumun zorlama olduğu ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği" yönündeki içtihadına dayanarak TBBnin kararını hukuka uygun bulmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2024/2911Karar No : 2025/608 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : 1-(DAVALI) ... Birliği VEKİLİ : Av. ... 2-DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davalı yanında müdahilin baro levhasına yazılma isteminin reddine dair Kırıkkale Barosu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca verilen itirazın kabulüne ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın Adalet Bakanlığınca uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;Başvurucu M.B. tarafından baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili bireysel başvuru sonrasında, Anayasa Mahkemesinin 2018/37392 Başvuru Numaralı ve 23/7/2020 tarihli Genel Kurul Kararı'yla; 6749 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez..." şeklindeki yasağın kamu hizmetlerinde istihdam edilmeyi kapsadığı, istihdam edilme kavramının bağımlı çalışmayı gerektirdiği, bu bağlamda bu hükmün HSYK tarafından 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında meslekten çıkarılan hâkim ve savcıların kamu kurumlarında gerek statü hukukuna gerekse akdi hukuka bağlı olarak istihdam edilmelerini yasakladığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, buna karşılık kuralın genel olarak avukatlık mesleğini kapsadığı, bu çerçevede devlete bağlı olarak çalışmayı gerektirmeyen avukatlığı da içerdiği hususunun kanun metninden açıkça anlaşılamadığı, Mahkemenin bir serbest meslek faaliyeti olan ve herhangi bir işverene bağlı olarak yürütülmeyen avukatlığın her türünü istihdam ilişkisi kapsamında yürütülen bir meslek olarak nitelemesinin, anlaşılması oldukça güç ve kanunun özünden uzaklaşan bir yorum olduğunun değerlendirildiği, öte yandan serbest çalışan avukatlar ile devlet arasında da özel bir güven ilişkisi bulunması gerektiği yorumunun avukatlığın geleneksel misyonuyla bağdaştırılamayacağı, serbest çalışan avukatla devlet arasında devlet memurununkine benzer bir güven ilişkisi aramanın Anayasa ile oluşturulan demokratik hukuk düzeninde anlamlı olmadığı, şu hâlde -avukatlığın maddi anlamda bir kamu hizmeti olup olmadığına dair tartışmadan bağımsız olarak- 6749 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen kamu hizmetlerinde istihdam yasağının bir serbest meslek faaliyeti olan avukatlık yapmayı da kapsadığı şeklindeki yorumun oldukça zorlama ve öngörülemez olduğu, dolayısıyla usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirdiği ve bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği kanaatine varıldığı gerekçeleri ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verildiği, buna göre müdahilin baro levhasına yazılma isteminin kabulü hakkında ısrar edilmesine dair davalı Türkiye Barolar Birliği işleminde kamu yararı ve avukatlık hizmetinin gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/12/2023 tarih ve E:2021/7365, K:2023/7200 sayılı kararıyla;Adalet Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında; müdahil ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile ilgilinin beraatine hükmedilmiş ise de, bu kararın istinaf yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmemesi, Hakimler ve Savcılar Kurulunda ... sayılı şikayet dosyasının bulunması ve KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılanların kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık mesleğini icra etmelerinin mümkün bulunmaması şeklinde üç gerekçeye dayalı olarak kararın tekrar görüşülmek üzere geri gönderildiği, TBB Yönetim Kurulunca bu yazıya uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesi üzerine Bakanlık tarafından bakılan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince ilgilinin baro levhasına yazılmasının yerinde bulunmamasına gerekçe teşkil eden üç sebepten sadece ilgilinin KHK kapsamında meslekten çıkarılmasının baro levhasına yazılmasına engel teşkil edip etmeyeceğine dair sebep yönünden sınırlı bir inceleme yapıldığı, karara karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince de diğer sebepler yönünden inceleme yapılmadığının anlaşıldığı, Dava konusu işlemin tesisinde temel alınan gerekçelerin yargısal denetimlerinin tam olarak yapılmamış olması, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı temyiz incelemesi yapan Dairelerince bozma nedeni sayılabilecek ise de; Anayasa'mızın 141. maddesinin son fıkrası gereğince davaların en az giderle ve olanaklı olan çabuklukla sonuçlandırılması yargının görevi olduğundan ve baro levhasına yazılma aşamasında doğan uyuşmazlıklarda davacı Bakanlığın geri gönderme yazısında belirlediği gerekçeler, daha önceden açılan benzer dosyalarda temyiz denetimine konu edildiğinden salt bu sebep bozma sebebi yapılmayarak ilk derece mahkemesince hukuka uygunluk denetimi yapılmayan diğer gerekçelerin de Dairelerince incelenmesi gerektiği, Davacı Bakanlık tarafından ileri sürülen ve ilgilinin KHK kapsamında HSK Genel Kurulu kararı ile meslekten çıkarılmasının, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/2. maddesinde yer alan "bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler" şeklindeki kural karşısında baro levhasına yazılmasına engel teşkil edeceğine yönelik birinci ret sebebinin, İdare Mahkemesi kararında da atıf yapılan Anayasa Mahkemesinin 23/07/2020 tarih ve 2018/37392 Başvuru Numaralı kararında yer verilen -kamu hizmetlerinde istihdam yasağının bir serbest meslek faaliyeti olan avukatlık yapmayı da kapsadığı şeklindeki yorumun oldukça zorlama ve öngörülemez olduğu, dolayısıyla usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirdiğine yönelik- ihlal gerekçesi doğrultusunda yerinde görülmediği, Öte yandan, ilgili hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulunda ... sayılı şikayet dosyasının bulunduğu ileri sürülmüş ise de; avukatlığa kabul şartlarının düzenlendiği 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinde bu durum avukatlığa kabulde engel bir hal olarak düzenlenmediğinden, ilgilinin baro levhasına kayıt için bu sebep yönünden yasal bir engelinin bulunduğundan söz edilemeyeceği, Diğer taraftan, Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan kovuşturma yürütülenler hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya kadar baro levhasına yazılma taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı yönündeki ret gerekçesi yönünden yapılan incelemede; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden; müdahil hakkında .... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasından 06/10/2017 tarihli iddianamenin kabulü kararı ile birlikte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturma başlatıldığı, yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile müdahilin beraatine hükmedildiği, işlem tarihi itibarıyla bu kararın istinaf yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, adayın 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren suçlardan kamu davası açılmış olması halinde avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın bu kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceği, bu konuda idareye takdir yetkisi tanındığı ve bu yetkinin kullanımının kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğunun açık olduğu, idarenin takdir yetkisinin bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğunun idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, Buna göre, işlem tarihinde müdahil hakkında devam etmekte olan bir kovuşturma mevcut bulunduğundan, müdahilin avukatlığa alınması istemi hakkındaki kararın Avukatlık Kanunu'nun 5/3. maddesi gereğince bir tedbir mahiyetinde olmak üzere kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilmesi gerekip gerekmeyeceği yönünde nihai kararı veren TBB Yönetim Kurulu'nun sahip olduğu takdir yetkisinin somut olayda kullanımının kamu yararına uygunluk yönünden yargı merciince denetiminde, somut olayın özelliğine göre gerektiği takdirde kovuşturma dosyasının da incelenmesi, bu minvalde kararın gerekçesi, dosyaya yansıyan deliller (varsa bylock, bank asya hesabı, tanık beyanları, örgüte müzahir evlerde kalıp kalmama, örgütsel faaliyetler vs.) yönünden de denetlenmesi gerektiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında, "meslekten çıkarılan sanık ... hakkında; tanık ...'un beyanlarının çok eski yıllara dayandığı, içeriği gözetildiğinde sanığın eylemlerinin örgüte sempati ve iltisak boyutunda kaldığı, beyanlarının örgüt üyeliği suçunun unsurları olan süreklilik ve çeşitlilik unsurlarını ihtiva etmediği anlaşılmıştır. (...) 05.02.2018 tarihli MASAK raporunda sanığın Asya Katılım Bankası A.Ş.'de herhangi bir hesabının bulunmadığı görülmüştür. 29/07/2019 tarihli Dijital Materyal İnceleme Bilirkişi Raporuna göre sanığa ait el konulan materyallerde kişisel kullanıma ait verilerin dışında örgüte ait Sızıntı dergisine ait veriler bulunmuş, ancak bu kalıntıların sempati/iltisak boyutunda kaldığı değerlendirilmiştir. Sanıktan usulüne uygun el konulan Seagate marka materyalden elde edilen imaj içeriğine göre bu materyalde örgüt mensupları tarafından da kullanıldığı bilinen Kakao Talk programına ait kalıntıların yer aldığı tespit edilmiştir. Ancak halihazırda bu programın Appstore ve Google Play Store uygulama indirme mağazalarında herkesin erişimine açık ve indirilmeye hazır vaziyette paylaşılmaya devam edilmekte olduğundan (...) bu husus tek başına örgüt üyeliğine yeter görülmemiştir. Sanığın dosyadaki whatsapp yazışmalarının da siyasi eleştiri ve örgüte sempati ve iltisak boyutunda kaldığı görülmüş, örgüt üyeliği açısından mahkememizce yeter bulunmamış, çeşitlilik ve yoğunluk şeklindeki suç tipikliğine uymadığı görülmüştür. Tüm bu eylemler bir arada değerlendirildiğinde her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan iddianame düzenlenmiş ise de; sanığın yukarıdaki eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliğine yeter derecede süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermemiş olduğu, tanık beyanlarının eski tarihlere ait olmasına göre sanığın devam eden tarihlerde örgütsel bir eyleminin bulunduğuna yönelik dosyaya yansıyan bir delilin olmaması, bilirkişi raporu içeriğindeki ve sanıktan elde edilen örgüte ait yayınların bulunmasının sempati ve iltisak boyutunu aşan düzeyde olmadığı, bunun yanında örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmayacağı, sanığın Bank Asya hesap hareketleri bulunmaması, dosyadaki tanık anlatımlarındaki fiillerin eski tarihli olması dolayısıyla örgüt üyeliğine yeter kanıyı mahkememizde oluşturmadığından (...) sanığın 5271 sayılı CMK 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan beraatine karar verilmiştir." gerekçelerine yer verildiğinin görüldüğü, UYAP kayıtlarına göre, ilgili hakkında ceza mahkemesince verilen beraat kararına karşı Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtayda olduğu, Bu itibarla, işlem tarihi itibarıyla ilgili hakkında her ne kadar beraat kararı bulunmakta ise de; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yer alan tanık anlatımları, whatsapp yazışmaları, soruşturma aşamasında sanıktan ele geçirilen bilgi ve belgeler ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; avukatlık mesleğinin yargının kurucu unsurlarından olan savunma mekanizmasının işlerliğinin sağlanmasında sahip olduğu önem ve kamu hizmeti niteliği dikkate alındığında anılan ceza kovuşturmasının neticesinin beklenilmesi ve bunun sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu TBB Yönetim Kurulu kararında hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Müdahil hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile ilgilinin beraatine hükmedildiği, yapılan istinaf incelemesi sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve dosyanın Yargıtay aşamasında olması nedeniyle kararın henüz kesinleşmediğinin görüldüğü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı kamu davası açılması halinde avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi konusunda idareye takdir hakkı tanındığı, idare mahkemesi kararı sonrasında adı geçen hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan beraat kararı verildiği, her ne kadar beraat kararı kesinleşmemiş ise de, bu aşamada takdir yetkisinin ilgili aleyhine kullanılmasının masumiyet karinesi ile çelişeceği, ilgili hakkında ilk derece mahkemesince beraat kararı verilen yargılama dışında Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirilebilecek bir kovuşturma bulunmadığı da göz önüne alındığında, avukatlık mesleğine kabul edilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu, Öte yandan, ilgili hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulunda 2016/7900 sayılı şikayet dosyasının bulunduğu ve bu nedenle ısrar kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; avukatlığa kabul şartlarının düzenlendiği 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinde bu durum avukatlığa kabulde engel bir hal olarak düzenlenmediğinden, ilgilinin baro levhasına kayıt için bu sebep yönünden yasal bir engelinin bulunmadığının da açık olduğu gerekçesi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Kırıkkale Cumhuriyet savcısı iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılan müdahil ... hakkında, (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan ceza davası sonunda Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile beraatine karar verilmiş ise de, kararın henüz kesinleşmediği, idarenin kamu yararı ve hizmet ölçütleri gözetilerek takdir yetkisi kullanılmak suretiyle Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde yer alan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan kovuşturma yürütülenler hakkında, kovuşturmanın sonuna kadar baro levhasına avukat olarak yazılma taleplerinin reddine dair kararların verilmesi gerektiği, bu nedenle Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca itirazın kabulüne dair verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, beraat kararının kesinleşmesinin beklenmesinin masumiyet karinesi ve çalışma özgürlüğünün ihlaline sebebiyet vereceği, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.Müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davalı yanında müdahilin avukatlık mesleğini icra edebilmesi, baro levhasına yazılmasını zorunlu kıldığından, dava konusu işlemin mahiyeti nedeniyle belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlerden olduğunun kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İLGİLİ MEVZUAT:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında; "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır." kuralı yer almaktadır.Anılan Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde; "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: ...d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.e) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları..." hükmüne yer verilmiştir.Aynı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrasında; "Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü, 7. fıkrasında ise; "Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı sadece 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştaya temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.Uyuşmazlık, davalı yanında müdahilin, Kırıkkale Barosu Levhasına avukat olarak yazılması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair Kırıkkale Barosu Yönetim Kurulu kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının Adalet Bakanlığı tarafından uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararından kaynaklanmaktadır.Dava konusu işlemin, müdahilin "avukatlık" mesleğinden "çıkarılması" sonucunu doğuran bir işlem olmadığı, aksine söz konusu mesleği yapabilmesi için gerekli olan Baroya kayıt ile ilgili olduğu, bir başka deyişle henüz avukat olarak çalışma hakkı olmayan müdahilin bu meslekten çıkarılmasından da söz edilemeyeceği, dolayısıyla temyiz istemine esas teşkil eden kararın, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında "meslekten çıkarılma" olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan avukatlık mesleğinin ticari faaliyet de olmadığı ve anılan fıkranın (e) bendi kapsamına da girmediği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre işbu kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu sonucuna varılmakta olup, temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesince verilen ilk kararın Danıştay Dairesince temyiz incelemesinin yapılmış olmasının ve temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında temyiz yolunun açık olduğunun belirtilmesinin, kanunen temyiz yolu öngörülmeyen davalarda ilgilisine temyiz hakkı vermeyeceği de açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Davacının TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,2. Bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/03/2025 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararların Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir." hükmüne, 66. maddesinde; "Her avukat, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla, yükümlüdür. Bir baro levhasına yazılmış olan avukat, sürekli olmamak şartiyle, memleketin her yerinde avukatlık yapmaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta, davalı yanında müdahilin avukatlık mesleğini icra edebilmesi, baro levhasına yazılmasını zorunlu kıldığından, dava konusu işlemin mahiyeti nedeniyle belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlerden olduğunun kabulü ile dava konusu işleme karşı açılan dava hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararın Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle davacının temyiz isteminin reddi yolundaki karara katılmıyoruz.