Ödünç para alacağının yeterli delillerle ispatlanamaması nedeniyle açılan tahsilat davasının reddi ve bu kararın istinaf ile temyizde onanması.
Özet: Davacının, boşanma aşamasındaki eşinin önceki evliliğinden olan kızının kocası olan davalıya verdiği 85.000 TL ödünç paranın tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, davacının borcu usulüne uygun delillerle ispatlayamaması ve davalının yeminle borcu inkar etmesi üzerine davayı reddetmiş; istinaf mahkemesi de taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin tanık dinlemeye elverişli olmaması ve davacının yazılı delil sunamaması gerekçeleriyle bu kararı onaylamış; nihayetinde Yargıtay, ispat yükünü taşıyan davacının ödünç verme iddiasını kanıtlayamaması nedeniyle tüm bu kararları onamıştır.
3. Hukuk Dairesi         2025/5637 E.  ,  2026/2422 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/354 E., 2025/1393 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/429 E., 2023/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşinin önceki evliğinden olan kızının kocası olduğunu, davalının 04.04.2020 tarihinde 75.000,00 TL ve 18.09.2020 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere müvekkilinden toplam 85.000,00 TL geri ödemek üzere borç para aldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine girişilen Balıkesir 3. İcra Müdürlüğünün 2021/1459 E. sayılı icra takibinin davalının 25.05.2021 tarihli itirazı ile durduğunu, borcun geri verilmesi konusunda belirli bir gün belirlenmediğini, ancak icra takibine konu ödeme emrinin davalıya tebliği ve davalının borca ilişkin itiraz tarihi itibariyle müvekkil tarafından yazılı olarak borcun geri istenildiğinin davalıya usul ve yasaya uygun bir şekilde bildirildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 2015/13496 E., 2016/18868 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, davalı ödeme emrinin tebliği ile haberdar olduğundan bu tarihten itibaren 6 hafta sonunda borcun muaccel hale geleceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 392. maddesinde yer alan koşulların sağlandığını ileri sürerek, 85.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davlıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı def'inde bulunduktan sonra, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, aleyhine başlatılan takibe yaptığı itiraz neticesinde takibin durduğunu, davacının itirazın iptali davası açması gerekirken, ödünç verilen paranın geri alınması mahiyetinde işbu eda davası açtığını, davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat yükünün davacıda olduğu, davacı iddiasını ispatlamak için tanık deliline dayanmışsa da tanık listesi ibraz etmediği, miktar itibariyle tanıkla ispat sınırının aşıldığı, davalının davacıdan 85.000,00 TL borç almadığına ve borçlu olmadığına dair yemin ederek yemininde ısrar ettiğini, davacı tarafça davalı hakkında yalan yere yemin etmek suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, yürütülen soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine, Kars Sulh Ceza Hakimliğince itirazın reddine karar verilmesi üzerine kararın kesinleştiği, davanın isptalanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı taraf tanık listesi bildirilmemiş ise de taraflar arasında kayınpeder-damat ilişkisi bulunmadığından davalının açık muvafakati olmadan tanık dinlenemeyeceği, davacının iddiasının ancak usulüne uygun yazılı ve kesin delillerle ispatla yükümlü olduğu, davacının dayandığı dava dosyalarında da davalının taraf olmadığı gibi açık ikrarının da bulunmadığı, davalın yemin eda ettiğinden ödünç ilişkisinin kurulduğu iddiasının, diğer bir değişle davacının davalıya borç para verdiğinin usulüne uygun delillerle ispatlanmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının eşinin müvekkilinin öz kızı olmamasının taraflar arasında kayınpeder damat ilişkisi bulunmadığı hükmüne varılmışsa da aradaki ilişkinin yok sayılamayacak cinsten olduğunu, müvekkilinin davalıya 75.000,000 TL ve 10.000,00 TL borç verdiğini, derece Mahkemelerinin kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça davalıya ödünç para verdiğinin ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinini birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.