Ana yüklenici şirket tarafından arabuluculuk sonrası ödenen işçilik alacaklarının, hizmet sözleşmeleri uyarınca taşeron şirketlerden rücuen tahsiline dair ticaret mahkemesi kararı.
Özet: Davacı şirket, belediye tarafından kendi hakedişinden kesilerek ödediği, taşeronu olan davalıların işçilik alacağı 15.553 TLyi, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayanarak rücuen talep etmiş olup; dosya kapsamındaki deliller, alınan bilirkişi raporu ve içtihatlar doğrultusunda, davalı taşeron firmanın kendi hizmet dönemleri ile sınırlı olarak işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, davacının ödediği bedelin hizmet sözleşmeleri ve iş kanunu kapsamında rücuen tahsilinin gerektiği, zira sözleşmelerde işçilik bedellerinin yüklenici sorumluluğunda olduğu ve ana yüklenicinin rücu hakkı bulunduğu tespit edilmiştir.

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/275 Esas - 2025/645

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/275 Esas
KARAR NO : 2025/645
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/04/2023
KARAR TARİHİ : 19/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket uhdesinde bulunan “... Büyükşehir Belediyesi İl Sınırları ve Sorumluluk Alanları İçerisinde Bulunan Yeşil Alanlar, Parklar, Refüjler, Yan Bantlar, Mezarlıklar, Piknik Alanları, Barajları, Gölleri Rekreasyon Alanları ve Tesislerin Bakım-Onarım ve Tadilat İşi” kapsamında, geçmiş dönemlerde yukarıda yazılı firmalarda çalışan ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı arabuluculuk başvurusu sonucunda anlaşma ile neticelenen Mehmet Taşkın lehine hükmedilen ilamın icrası sonucu taraflarınca ödenmiş olup, taşeron şirketlerle şirketleri arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin ilgili maddeleri gereği müvekkili tarafından ödenen işçilik alacakları toplamı 15.553,00 TL'nin taşeron şirketlerden rücuen tahsilinin gerekmekte olduğunu, Müvekkili şirketin faaliyet alanı ile ilgili aldığı ihalelere konu işlerin bir kısmını taşeron şirketler aracılığı ile yaptırmakta olduğunu, davalı şirketlerin de müvekkil şirket taşeronu olarak çalışmış olduklarını, davalı şirketlerde çalışan işçilerden Mehmet Taşkın'ın işçilik alacakları için ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına karşı arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olduğunu, başvurucunun işçilik alacaklarının ... Büyükşehir Belediyesi tarafından ödenmiş, ödenen 15.553,00 TL'nin, ... Büyükşehir Belediyesi tarafından şirketlerinin hakedişlerinden kesinti konusu yapılmış olduğunu, işçilik alacakları ve arabuluculuk ücreti toplamı 15.553,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ilgili taşeron şirketlerden rücuen tahsilinin gerekmekte olduğunu beyanla fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.553,00 TL alacak miktarının 25.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıların sorumlu oldukları payları oranında davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Davacı vekili 04/07/2025 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesi sunmuş, harcını da yatırmıştır.
Dava; dava dışı işçiye ödeyen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayalı alacağın rücuen tahsiline ilişkin, uyuşmazlığın rücuen alacak koşullarının oluşup oluşmadığı alacağın varlığı ve miktarına ilişkindir.
Delillerden ... Büyükşehir Belediyesi'nin tahsilat ve hakediş kesintisine ilişkin evrakları, davacının SGK kayıtları, davacı ile davalılar arasında akdedilen sözleşme ve teknik şartnameler dosyaya kazandırılmış, bilirkişi kök ve ek raporu alınmıştır.
Dosya kapsamı bilirkişiye tevdii edilmiş, 25/06/2025 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Türk Borçlar Kanunu ve içtihat hükümleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen toplam işçilik alacakları bakımından hizmet temin eden davalı taşeron firmanın kendi hizmet dönemleri ile sınırlı olarak sorumluluğunun varlığı ile davacı şirketçe rücuen tahsilinin talep edilebileceği, Bu doğrultuda yapılan hesaplamalar uyarınca; Davalı yüklenici Parkmekanik İnşaat Ltd. Şti. Firmasından rücuen talep edilebilecek alacak miktarının 1.378,00 TL olacağı netice ve kanaatine varıldığı rapor edilmiştir.
Davacı taleplerine göre hesaplamaların yapılması ile ilgili Yargı kararları;
“Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin İşçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.” (Yargıtay 6. HD., E. 2021/687 K. 2021/301 T. 22.9.2021)
“Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Ayrıca yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde son yüklenicinin ihbar tazminatının ve yıllık izin ücretinin tamamından, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere diğer işçilik alacaklarından ise tüm yüklenicilerin kendi dönemine isabet eden miktarlar üzerinden sorumlu olduğu kabul edilerek, bu hususta yeniden bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ödenen bedelin tamamından son işverenin sorumlu tutulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 6. HD., E. 2021/921 K. 2021/1552 T. 17.11.2021)
Yargıtay 13 HD 11/02/2016 tarihli 2014 /45619esas 2016/3965 karar nolu ilamında; "İşçilik alacağı davasında idarenin sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur.Davacı tarafından ödenen kısmın rücuuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 23.maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup ,şartnamenin ,6.bölüm 38.maddesi hükmüne göre ,çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davacı yüklenici çalıştırdığı dönem ile sınırlı olarak sorumludur.Müteselsil borçlulukta borçlular arsındaki iç ilişkiyi düzenleyen TBK 167 .maddenin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir.Zira sözleşme ve ihale dökümanında sorumluluk belirlenmiştir...."
Yargıtay 13 HD 2016/5366esas 2018/6468karar nolu ilamında; "dava dışı işçinin davalı ve dava dışı diğer altverenler işçisi olarak çalıştığı süre olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının bu alt veren işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği......."hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay 13 HD 2017/5110 esas ve 2017/7681 karar nolu ilamında ;" işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri ,faiz ve vekalet ücreti açısından da davalılar aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalılara bu alacağını da rücu edebileceği......" hükmü kararlaştırılmıştır.
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/02/2018 tarih ve 2017/3-993 Esas-2018/202 Karar sayılı kararında “Davalıya Ait Borcu Ödemek Zorunda Kalan Davacının Zararı Ödeme Tarihinde Doğduğundan Ödeme Tarihinden İtibaren Faiz Talep Edebilmesi İçin Karşı Tarafı İhtar ile Temerrüde Düşürmesine Gerek Olmadığını” kabul etmiştir.
Söz konusu kararda “ Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin malvarlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır.
Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir.” denilmektedir. Buna göre İşçilik alacaklarının rücu edilmesine dair davalarda davacı alacaklının ödeme tarihi itibari ile borçlunun ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleşeceğinden ,davalı yanın dava tarihinden önceki faiz talebi için davadan önce ayrıca temmerrüde düşürülmesine gerek yoktur.
Dava açılırken yatırılan harcın 1000 TL üzerinden yatırılması üzerine davacı vekilinin mahkememizce talep sonuç bölümü açıklattırılarak ,1000 TL üzerinden dava açtıklarını beyan ettikleri görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, mahkememizce aldırılan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçi Mehmet Taşkın'ın alt işveren olan davalı şirket bünyesinde çalıştığı, işçinin hak kazandığı işçilik alacaklarının asıl işveren olan davacı ile yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda ödendiği, bununla birlikte dava dışı işçinin hak kazandığı ve işçiye ödenen işçilik alacaklarının asıl işveren ve alt işverenlerden talep hakkı bulunduğu, davacı asıl işverenin ise ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, bilirkişi raporunda belirttiği üzere kaydi sigortalılık süresine göre işçiyi çalıştıran alt işverenlerden işçi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarına yönelik davanın kabulü ile işçilik alacaklarından oluşan 1.378,00 TL'nin, davacı yanın hak edişinden kesinti tarihi olan ödeme tarihi olan 25/08/2022 tarihinden itibaren, işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
2-1.378,00 TL'nin 25/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL peşin harcının ve 427,60 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 7,90 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen miktarda nazara alınarak , takdir olunan 1.378,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 3.500,00 TL bilirkişi masrafı, 1.172,00 TL posta masrafı, 179,90 TL başvurma harcı ve 427,60 TL ıslah harcı toplamı olan 5.279,5‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.200,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/09/2025