Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını kabulle silahlı terör örgütüne yardım yerine üyelik suçundan yaptığı önceki bozma kararını kaldırdı.
Özet: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını değerlendiren 3. Ceza Dairesi, sanık hakkında terör örgütüne yardım etme suçundan verilen mahkumiyet hükmünü daha önce hatalı olarak terör örgütüne üye olma suçu kapsamında bozduğunu kabul ederek, önceki kararını kaldırmış ve örgüt üyeliği ile örgüte yardım etme suçları arasındaki organik bağ, hiyerarşiye dahil olma, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gibi temel farkları detaylı bir şekilde açıklayarak davanın yardım etme suçu kapsamında yeniden incelenmesine karar vermiştir.

TALEPTE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TALEBE KONU DAİRE : Yargıtay 3. Ceza DairesiSAYISI : 2022/4458 E., 2024/12834 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2017/311 E., 2019/133 K.HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 220/7, 62... . maddeleri uyarınca mahkumiyetSUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etmeYargıtay 3. Ceza Dairesinin, 30.10.2024 tarih ve 2022/4458 esas, 2024/12834 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, KD - 2020/45120 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I- İTİRAZIN KONUSU; Sanık ... hakkında, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2017/311 esas, 2019/133 sayılı kararıyla sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22.01.2020 tarihli ve 2019/1204 esas, 2020/87 sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2022 tarihli ve 2020/45120 sayılı tebliğnamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanması görüşüyle dosyanın Yüksek Yargıtay 3. Ceza Dairesine tevdi edildiği, Yüksek Dairenin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan inceleme yapılarak bozma kararı verdiği somut olayda; silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan verilen hüküm temyiz incelemesine konu edilerek bir karar verilmesi gerekirken, silahlı terör örgütüne üye olma suçu temyiz incelemesine konu edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünden, Yüksek Daire kararının gerekçesine karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır.II- İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Dairemizce silahlı terör örgütüne üye olma suçundan inceleme yapılarak bozma kararı verdiği somut olayda; silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan verilen hüküm temyiz incelemesine konu edilerek bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III-KARAR:1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,2-Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30.10.2024 tarihli ve 2022/4458 esas, 2024/12834 sayılı bozma kararının sanık yönünden KALDIRILMASINA,Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır.Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf 383 vd.).Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, dosya kapsamına yansıyan eylemleri de göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmekle, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.